DEMİREL’LE ÇEYREK SAAT

Bu haber 04 Kasım 2009 - 0:00 'de eklendi ve 665 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

DP-ANAP birleşmesini esas alan kongre için Ankara’ya gittiğimde 9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’le görüşme imkanı bulabilecek miydim?
Giderken böyle bir düşüncem vardı.
Onunla görüşme isteğim, bir değil birkaç nokta içindi.
Bir kere DP-ANAP bütünleşmesini esas kılan oluşumun içinde o vardı.
En azından izlenimler onu gösteriyordu.
Her ne kadar Cumhurbaşkanlığı ve sonraki süreçte, ister istemez partiler üstü bir konuma bürünse de gelişmeler karşısında görüşü neydi?
Adı “bir bilene” çıktığı için ne diyeceğini gerçekten merak ediyordum.
Özellikle iktidar partisi AKP’nin içte ve dışta izlediği politika, çoğu kesimin tepkisini çekiyordu.
Yetmezmiş gibi ülke ekonomisinde görülen rakamlar, istenmeyen boyutta olunca.
Ayrıca onu görme isteğim Muğla ile olan yakın ilişkisiydi.
Okul yıllarında bir dönem Muğla Ortaokulunda okuduğu için her dem ilimize karşı bir yakınlığı vardı.
Hele birde AP ve DYP Genel Başkanlığı sürecinde girdiği her seçim döneminde Muğla seçmeni partisine yeterince teveccüh göstermiş.
Bunun sonucu en az 3 milletvekili ile parlamentoda temsil hakkı kazandırmıştı.
Zeyyad Mandalinci, Turan Akarca, Ahmet Buldanlı, Haldun Menteşeoğlu, İzzet Oktay, Ünat Demir, Muzaffer İlhan, Latif Sakıcı, İrfettin Akar, Mustafa Dedeoğlu, Yalım Erez ve  İbrahim Yazıcı  gibi isimler dönemin Muğla milletvekilleriydi.
Bu yüzden Süleyman Demirel’in siyasi bazda “Muğla her seçimde partimiz adına üzerine düşen görevi fazlasıyla yapmıştır” sözleri, karşılıklı ilişkilerin bir göstergesidir.
Bununla da kalmayan Demirel, Cumhurbaşkanlığı döneminde 2 defa Üniversitenin akademik açılışına katılmıştı.
Hatta GELİ Müessesine ait iken Üniversiteye devredilen önceki rektörlük binasında yapılan bir açılış töreninde, kafasını yüksek binaya doğru kaldırıp; Nereden nereye.
Çatısı, damı akan Muğla ortaokulundan üniversiteye demişti.
Dolayısıyla onun başbakan ve cumhurbaşkanı olduğu süreçte, Muğla’nın sorunlardan arınması adına, ilgili ve yetkililere talimatlar verdiği, o günden günümüze aynı misyonun temsilcileri siyasilerin sözlerinde saklıdır.
İşte fırsat olursa Muğla geçmişini ve yeni bir hareket olarak başlatılan DP-ANAP birlikteliği için ne diyor? diyerek, 2 dönem Muğla DYP milletvekili olarak parlamentoda yer alan Latif Sakıcı’nın aldığı randevü sayesinde Ankara’daki evine gittik.
Kavaklıdere/Güniz Sokaktaki evinin önüne geldiğimizde gözlerime inanamadım.
Evinin kapısında nöbetçi kulübesi ve görevliler, tek tek gelen heyetlerin isimlerini alıp, Demirel’e aktarıyor.
İnanamadığım, giriş kapısındaki kalabalık.
Her şehirden kendisine görmek isteyen heyetler sıraya girmiş.
Heyetlerin biri girip diğeri çıkıyor.
Sanırsınız ki Demirel’in evi bir dergâh.
O da bir şıh veya seyh.
Sıra Muğla heyetine geldiğinde kapıdan içeri girdik.
Karşımızda Süleyman Demirel.
O yaşına karşın ayakta, tek tek gelenlerin elini sıkıp, hoş geldiniz diyor.
Üç beş sohbetten sonra sözü ANAP-DP birleşmesine getiriyor.
Türkiye’nin geldiği noktada bu bütünleşme hareketi kaçınılmazdır. Geç kalınmış bir birliktelik olmasına karşın, yine de çok önemli.
Önemli diyorum, ülkenin bu birleşmeye ihtiyacı var.
Aslında ağacı köklememiş olsalardı, Türkiye bu duruma düşmeyecekti.
Dolayısıyla aynı misyon zamanla iki farklı siyasi teşekkül olarak ortaya çıkmayacaktı.
Bu hususta vurgulamak istediği, askeri ihtilâllerin siyasi partileri kapatmasıydı.
Bugünkü DP ve ANAP, zamanın kapatılan AP’den doğan aynı misyonun temsilcisi iki siyasi partiydi.                               
Sözlerini sürdüren Demirel, bugün ülke her alanda çok kötü idare ediliyor. Bunun önlenmesi gerekir.
Dolayısıyla sizlerin başlattığı bu bütünleşme hareketi çok önemlidir. Sizler bunu yapmakla çok önemli bir işe girişmiş olmaktasınız.
Allah başarınızı daim kılsın.
Sözlerini bitirdikten sonra, sorusu olan var mı? dediğinde hemen söz aldım.
Zat-ı aliniz kongreye gelecek mi?
Bu defa değil ama 2010 Kasım ayında yapılacak kongreye geleceğim.
Anlaşılan iki partinin birleşmesinden sonraki süreçte gelişmelerin seyrine göre, DP’in 2010 yılı Kasım ayında yapacağı olağan kongreye katılmak istiyordu.
Bu tarih önemliydi.
Zira o tarihte yeni bir seçime ramak kalacaktı.
Sonra, yeni bir heyet kapıda sıra beklediği için vedalaşıp ayrıldık.
Böylelikle, bir döneme damgasını vuran isimlerden Süleyman Demirel’le çeyrek saatte olsa görüşme imkanı bulmuştuk.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.