Demek ki Master Plan şart…

Bu haber 25 Ekim 2016 - 0:00 'de eklendi ve 1.052 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Bodrum’da gerçekleştirilen “17’nci Ulusal Turizm Kongresi” ile ilgili dünkü yazımı “Oysa turizm sektörümüzün içinde bulunduğu şu can sıkıcı ‘kaotik’ ve ‘dramatik’ durum kongre içinde bir özel oturumda masaya yatırılıp, tartışılabilirdi…” diye noktalamıştım.

Geleceği duyurulduğu halde Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı kongreye katılmadığı veya katılamadığı için mi, yoksa böyle bir ihtiyaç (!) duyulmadığından mı ne tartışılamadı…

Tabi haksızlık etmeyelim. Programa baktığınızda turizmimizin başta Muğla ve Antalya’da içine düştüğü “kaotik” ve “dramatik” durumla ilintili oturum ve panellerin var olduğu da görülüyor. Ama biliyorum şöyle soranlar olacaktır:

Kimin haberi var?

Bu konuya ayrıca geliriz. Ancak kongreye dair yazılarımı bir “eleştiri” olarak algılanmamalı.

Düzenleyenleri dün de kutladım, bu gün de kutluyorum. Benim yaptığım bir tespit…

 

xx           xx           xx

Bakanın ve Muğla Milletvekillerinin yokluğunda yapılan açış konuşmalarında, sektörün temsilcilerinin hemen hepsinin orada olmasına rağmen bir “durum tespiti” yapan, “sektörün beklentilerini” dillendiren de olmamış.

Sanki bizim turizmciler birazda gelinlerimiz gibi “Hem ağlarım, hem giderim” diyorlar.

Bakın onlar adına kongrenin açış konuşmalarında “Yeni bir vizyon yeni bir yol haritası olmaz ise turizmin 2014’ten daha iyi bir ortama asla dönülmeyeceğini” belirten Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Osman Ayık bakın ne demiş:

Master Plan Türkiye’nin gündeminden düşmüşken bugün burada yeniden gündeme getirilmesi memnuniyet verici. İşte bu master planı yapacak turizmciler, kamu yöneticileri ve akademisyenler hepsi burada. Türkiye turizmde bundan sonra hangi yolda gidecek nasıl bir plan izleyecek buna karar vermeli. Sektör olarak hayal satan bir sektörüz. Geleceğe umut ile bakıyoruz ama bize de kesinlikle bir yol haritası ve tüm sektörlerin kurumların turizm konusunda uzlaştığı bir ortamı yaratabilmeliyiz. Biz bu krizle birlikte kayıplarımızın yanısıra kazanımlarımızı da elde edebiliriz.

Yeni bir yol haritası… O haritayı kim yapacak?

 

xx           xx           xx

Master Planı yeniden gündeme getiren kim?” derseniz, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman GürünMuğla’da sezon boyunca kan ağlayan turizmcinin ciğeri yanarken bir bardak olsun su verip, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak yüreklere su serpmesi gereken, ama olup bitene kayıtsız kalmakla birlikte en çok otelcilerin kullandığı suya zam yapan Osman Gürün

Başkan Gürün senelerdir “Master Plan” der. Sonunda TÜROFED Başkanı Ayık sesini duymuş.

Kongreyi izleyen gazeteciler farkına varamamış olsalar da “Master Plan” önerisiyle bir bakıma kongreye damgasını vurmuş olan Başkan Gürün turizmin deniz, kum, güneş üçlüsüne sıkıştırıldığına dikkat çekerek “Bunun en büyük nedeni uzun yıllardır yapılamayan Master Turizm Planlarıdır. Muğla ve Antalya gibi turizm bölgeleri deniz-kum-güneş turizmine mahkum edilmeseydi, tabiat, kültür coğrafi, sosyal konumlarımız değerlendirilerek turizm planlamaları yapılsaydı bu kriz ortamında bu kadar zarar görmezdik.” demiş.

Yiğidi öldür, hakkını yeme” derler… Başkan Gürün haklı mı haklı…

 

xx           xx           xx

Master Plan gerçekten önemli. Ne yaparsan yap bir “plan” olmalı. Yaptığın işte başarılı olacaksan planlı olacaksın. “Türkiye’nin en önemli sorunu ne?” derseniz çeşitli yanıtlar verilebilir. Bana sorulsa “Plansızlık” derim.

Muğla’nın sorunu da aynı… Muğla’nın neresinde ne, nasıl yapılır, ne yapılmaz belli mi? Bodrum’da “Barlar Sokağı” var, bütün ilçeler o sokaktan sahip olmaya kalkıyor… Bugünlerde “Eko turizmden, afro turizmden” söz ediliyor. Bodrum’da eko turizm olur mu?

Oturduğum apartmanda 4 kuaför var. Kim planlıyor bunu?

 

xx           xx           xx

Başkan Gürün konuşmasını “Bu nedenle sadece Ege ve Akdeniz bölgeleri için değil tüm bölgelerimizi kapsayan tanıtım yapılmalı. Turizm yılın 12 ayına yayılmalı. Kültür ve tarih zengini Muğla’da deniz, kum, güneş ve yat turizmi ön plana çıkarken kültür turizminin adından bile bahsedilmiyor. Muğla’da 110 ören yerinden sadece 22’sinde şu anda kazı ve kurtarma çalışmaları yapılabiliyor. Muğla’nın turizmi 10 yıl sonra nerede olacak, nereye götürülmek isteniyor bunun planlanması yapılırken diğer sektörlerin turizme zarar vermesi de engellenmeli” diye sürdürmüş.

Tespit tamam da…

 

xx           xx           xx

Gazete haberlerini tarayın, Muğla’da en çok “kültür turizmi”nden söz edildiğini göreceksiniz… Zorlukla yürütülen 22 kazı alanını az bulacaksın, il merkezinde bir Arkeoloji Müzesi kuruluşuna öncülük etmeyeceksin…

Turizmi deniz, kum ve güneşin dışında arayacaksın, ama Karabağlar Yaylası’nı betona, çeliğe teslim edeceksin… Tarihi Arasta’yı restore etmekle övüneceksin, orada “zanaatların” buharlaşmasına seyirci kalacaksın…

Sonra da “Muğla’nın turizmi 10 yıl sonra nerede olacak?” diye soracaksın. Sorunun yanıtını kimlerin vermesi gerekli biliniyor. Başkan Gürün kendini bu sorudan muaf tutabilir mi?

 

xx           xx           xx

Başkan Gürün kongrede yaptığı konuşmada, Muğla’nın turizm sektöründe Türkiye ve Dünya’da parmakla gösterilen bir kent olduğunu vurgulayarak, şu ifade de bulunmuş:

Bizim bundan sonraki süreçte daha çok yabancı turist yerine daha çok para harcayan yabancı turisti bölgemize çekmemiz lazım. Bu yönde çalışma yapmamız gerekiyor. Bölgemizdeki güzelliklere zaten herkes hayranlıkla bakıyor. Biz bu güzellikleri daha iyi değerlendirmeliyiz

İşte Muğla Turizmi’nde kafa yorulması gereken, hatta artık uygulamaya geçilmesi gereken konu bu…

Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek gerekir. Kongre ile ilgili haberlere bakılırsa, bu kongrenin bir sonuç bildirgesi veya mesajı olacaksa “Muğla’da turizmci Master Turizm Planı istiyor. Artık turizmde daha çok turistten, daha çok harcayan turist dönemine geçilmelidir.” şeklinde olmalıdır.

Bu anlamda Başkan Gürün’ü kutluyorum. Bunu gerçekten hak ediyor, ama sormadan da edemiyorum: Muğla’da yeni otel yapımını kaç yıl durdurabilirsiniz?

 

xx           xx           xx

Bakan geldiydi, gittiydi çok dert etmemeli tabi… Muğla, Bakan görmemiş bir il değil. Bu anlamda Muğla’nın bakanların görmediği bir il olduğunu söylemek doğru olur mu bilmiyorum. Zaten Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı gelseydi, Muğla turizminin tüm sorunları ortadan kalkacaktı diye de bir şey yok…

Ağanın eli tutulmaz” derler, Bakan’ın eli de tutulmaz. Nasıl olsa Bakan Avcı turizmcinin ne beklediğini biliyordur. Bilmese bakan yaparlar mı? “Ne bekleniyorsa verdik gitti” deyiversin yeter…

Muğla’ya gelmesine gerek yok. Ankara’dan da söyleyebilir…

Nasıl olsa Muğla Valisi Amir Çiçek bakanları aratmıyor. Kongrede bütün babacanlığı ile yaptığı konuşması ile umutları, imanları tazelemiş. Özetle şöyle demiş:

Muğla sadece Türkiye için değil, tüm dünyanın en önemli coğrafi bölgelerinden biri. Doğası, havası, sahip olduğu tarihi değerlerle çok şanslı bir il olduğumuzu düşünüyorum. Muğla, birçok farklı uygarlığa ait eşsiz tarihi ve kültürel zenginlikleri, bin 484 kilometrelik doğa harikası kıyı şeridi ile Türkiye’nin en önemli turizm destinasyonlarından biri olma özelliğine sahip. Tarımı bile turizm sektörünün içine çekebiliriz.

Doğru söylemiş. Sadece tarımı değil, ilçeleri birbirinin kopyası, taklidi haline getirmeden bütün değerlerimizi Muğla turizmine katabiliriz…

Tarımı turizme çekmek tamamda, seneye Muğla’ya turist çekebilir miyiz?

Master Plan’dan konuşmasında Vali Çiçek de söz etmiş. “Acil olarak turizmin Master Planı hazırlanmalı” ifadesinde bulunmuş.

Demek ki Master Plan şart…

Yarın devam ederiz.

————————

Günün Sözü:

100’de ısrar etme, 90 da olur.

İnsan dediğinde noksan da olur.

Sakın büyüklenme, elde neler var.

Bir ben varım deme. Yoksan da olur.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
reşat öztepe 25 Ekim 2016 / 11:03

Gocuman; Serlevha olacak sözünüzü alarak sizi kutluyorum. sevg, ve saygı.Tarihi Arasta’yı restore etmekle övüneceksin, orada “zanaatların” buharlaşmasına seyirci kalacaksın…

Celal Şakıyan 25 Ekim 2016 / 21:31

Yazılarınızı okumadan edemiyorum. Menteşenin Kent içi turizm potansiyelinin artırılması değil etnoğrafik ve sosyal yaşamın tarihsel gelişimini gösteren fiziki ve doğal değerlerini korumak olmalıdır. Bu gerçek ülke için de geçerlidir. Her bölgenin kendine has görülecek,yaşanacak ve belkide eğitecek değerleri var. Bölgemizde güneş,deniz ve arkeolojik alanlar pek çok. Ancak bunları görmeye gelenlerin esir alındıklarını görüyoruz. 4-5 yıldızlı otellerde herşey dahil sistemleri ile, rehberlik sisteminin yanlışlığı ile turist esir tutulmakta deniz dışında pamukkale, meryemana, ve pazar yeri… gösterilmektedir. Rehberler gittikleri kentte bile uğrak yerlerini önceden sözleşmiş, verdikleri sürelerde istense de başka bir tercih hakkı tanınmamaktadır. KANIMCA 70 li yıllarda olduğu gibi turistin hür bir şekilde,istediği yerde istediği kadar kalma ve yemesini sağlayan ,tur operatörlerinden kurtarılmadıkça master planın da bir işe yaramayacağını inananlardanım…% yıldızlı otellere ve kıyıları kapatmaları, yatların koylarıkullanmalarına da bir sınırlama getirilmesinin turizmi geliştirecektir. Bu Turizm Kongrelerinde TUR.ştleri ve otelciler sadece sorunlarını belirtiyorlar. Turizmden kentlerin bütünü fayda sağlamalıdır. Her yer antalya, her yer kendi özelliğinin dışına çıkarsa niye tercih edilsin. İşiniz zor… Gücünüze hayranım.Doğruları söylemeye devam…