DEĞİŞMEYEN NE KALDI Kİ!..

Bu haber 30 Eylül 2009 - 0:00 'de eklendi ve 638 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Tüm medya organlarında yer alan bir haber, aslında sürpriz değil.
Zira son yıllardaki meteorolojik gelişmeler her şeyi açıklıyor.
Haberin özü şu.
İklimler değişti.
Aksi olsaydı, bu derece anormal yağışlar ve sonrasında oluşan seller olur muydu!
Buna karşın, insanı şaşırtan doğal afetlere bakıyoruz.
Hem de dünyanın her bir köşesinde.
En yıkıcı olarak ortaya çıkan depremlerin yanı sıra, diğerlerinin aşırı değişiklik göstermesi, bizleri bu şekilde düşünmeye sevkediyor.
Yer hareketlerinin olacağını önceden kestirmek mümkün olmadığı için kara parçalarının tam olarak yerleşememesi, benzer sarsıntıları oluşturuyor.
Dolayısıyla, önemli fay hatları üzerinde bulunan ülkeler, zaman zaman depremlere maruz kalıyor.
Bu ülkelerin başında da Türkiye var.
Yüzyıllar boyunca meydana gelenler bir yana, geçtiğimiz yüzyıl ve içinde bulunduğumuz asırda karşılaştığımız doğal afetler, beraberinde çok sayıda can ve mal kaybına sebep oldu.
İşte Erzincan, Gediz, Varto, Burdur ve Fethiye depremleri.
Hepsinden öte 10 yıl öncesinde yüzyılın depremi olarak nitelendirilen Marmara Bölgesi ağırlıklı olanı.
Neresinden bakarsanız bakınız 30 binin üzerinde insanımızın hayatına mal olan Marmara depremi, her halde kolay kolay unutulamaz.
Aradan bunca zaman geçmesine karşın hala bir kısım halkın yaralarının sarılamaması, daha bir ayrı
***
Depremler olağan karşılanırken, son yıllarda görülen iklim değişikliklerine ne buyrulur?
Aslında, Muson yağmurlarının hakim olduğu Güney ve Doğu Asya ülkeleri ile bir o kadar etkili Güney Amerika’nın Amazon Havzasındaki şiddetli yağışlar ve sonrasında meydana gelen sel felaketlerini de normal karşıladık.
O ülkelerin iklim koşullarının, bu gibi meteorolojik şartları doğurduğu üzerinde birleştik.
Peki, ya son 5 yılda görülen anormal yağışlar ve sonrasında binlerce kişinin hayatına neden olan sel olayları?
Filipinler ve Endonezya’yı etkisi altına alan Thsunami dalgasının neden olduğu hasarlar, hala benliğimizde saklı değil mi?
O dev dalgaları gördüğümüzde irkilmedik mi?
Neredeyse 500 bin kişinin hayatına mal olan o korkunç dalgaları meydana getiren neydi?
Neden, bu denli aşırılık yüzyıllar içerisinde birkaç kez görülüyor?
İşte şu aşamada insanoğlunun asıl üzerinde durması gereken temel noktalardan biri bu.
Her ne kadar doğal afetlerin önüne geçmek mümkün olmasa da asgari düzeyde tedbir alınması için yapılması gerekenlerin neler olduğu.
***
Dünyanın birçok yerinde anormal iklim değişiklikleri olurken, ülkemiz de nasibini alıyor.
Çok değil 1 ay öncesinde İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesinde bir çok kenti etkisi altına alan sel felaketi benzerini, bugüne değin hiç görmedik.
Sanırsınız bir baraj yıkıldı da sular önüne gelen her şeyi alıp götürüyor.
Oysa yıkılan baraj değil, anormal yağışların neden olduğu sel sularıydı.
Aradan kısa bir süre geçmişti ki bu defa Artvin ili Şavşat ilçesi, benzer sel sularıyla yüz yüze geldi.
Yine onca can ve mal kaybı.
Şu sıra, yapılan açıklamalar iklimlerin önemli ölçüde değiştiği şekilde olunca, hangi bölge insanımız olursa olsun, bir korkunun eşiğinde.
Acaba, bizde bu tür bir felaketlerle yüz yüze gelir miyiz!
Sonuçta realite o ki, ister küresel ısınmaya bağlansın, isterse global meteorolojik değişikliklere, dünya çok önemli olayların eşiğinde.
Bugüne değin benzeri görülmediği şekilde ortaya çıktığına göre, başka türlü düşünmek, bilmem iyimserlik mi?
Yine de bizlere düşen, elimizden geldiği ölçüde aykırı yapılaşmaya gitmeden, azami ölçüde tedbirler almak.
Zira dünyada değişmeyen bir şey kalmadı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.