DEĞER YARGILARIMIZ DUMURA UĞRAMIŞ

Bu haber 07 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 730 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yazımın
başlığı iddialı bir söz değil.

Abartı
hiç değil.

Aksi
olsaydı, Yüce Yaratanın yarattıklar diyerek, bir nebze olsun saygımız olurdu.

Karşımızdakinin
de bizim kadar yaşama hakkı olduğu bilinciyle, hoyratlıktan vazgeçerdik.

Eğer bugün,
ülkemizin neresinde olursa olsun, özellikle metropol kentlerde vatandaş
direksiyon başına geçmeyi korkuyorsa,

Kendisi ne denli
ehil sürücü olsa da karşısındakine güven duymuyorsa,

Kısaca, az çok
başına neler geleceğinin bilinciyle, direksiyon başında diken üstünde ise,

Bir gerçek tüm
çıplaklığıyla ortada duruyor.

Arabanın üzerine
çıkıp, özellikle elverişsiz yollara karşın sürat yapmayı marifet sayanlar
yüzünden, her gün onca insanımız hayatını kaybediyor.

Buna acemi
sürücüler ve de direksiyon başında uyuyanları eklersek.

Bu
yüzden tekrar tekrar altınını çiziyorum.

Bizim
ülkemizde trafik başlı başına bir sorun.

Sorunu
yaratanlar da bizatihi kendimiz.

Onun
için hiç kimse kalkıp, abarttığımı falan düşünmesin.

Düşünemez,
gerçekler tüm çıplaklığıyla ortada.

***

Hadi diyelim ki
abartıyorum.

Peki, trafik
kazaları ve akıbetinde can kayıpları nedeniyle Türkiye’nin dünyada ilk sırayı
olmasına ne buyrulur?

İstatistik
rakamlar ortada.

Her
gün, özellik bu mevsimde trafik kazalarına kurban gidenler sayısı, aklın
hayalin kabul edemeyeceği boyutta olunca.

Dolayısıyla,
rakamlar da yalan söylemeyeceğine göre kabul edelim ki biz, ne kendimiz, ne de
karşımızdakine saygımız yok.

Aksi
olsaydı, dünyada ilk sırada bulunan ülke olmazdık.

***

Sanmayın
ki, Türkiye olarak yüz yüze geldiğimiz açmazlar, trafik kazalarıyla sınırlı.

Ya orman
yangınlarına ne buyrulur?

Elbette,
içinde bulunduğumuz mevsimde yüksek sıcaklık değerleri, yangına davetiye
çıkaran temel unsur.

Tek
yapmamız gereken, azami ölçüde dikkat etmektir.

Yangına
zemin hazırlayan oluşumlardan kaçınmaktır.

Ne
var ki bu konuda vurgulamak istediğim nokta, farklı.

Eğer orman
yangınlarına neden olan temel bulgular arasında kasıt unsuru varsa, fazla söze
hacet yok.

Hele,
ormanların tüm canlılar adına neler ifade ettiğini yadsımak mümkün değil iken.

Kullanım
alanı en yaygın varlıklarımız arasında ise…

Çok
değil son çeyrek asırda yanıp kül olan ormanlık alanların kaç hektar? olduğu,
hava fotoğraflarında açık seçik görülüyorsa.

Kabul edelim ki,
sahip olduğumuz değerlerin bizler için neler ifade ettiği bilincinden yoksunuz.

***

Acaba diyorum,
dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de sürdürülen maden çıkarma
işlemlerinde, bizdeki kadar can kayıpları oluyor mu?

Elbette
grizu patlamasının önünü almak o denli kolay değil.

Ancak,
ilgili işletme olarak alınabilecek tedbirler var.

Siz,
her şeye karşın elinizden geldiğince tedbirler aldınız, buna karşın patlama
olmuşsa, bir derece mazeretiniz olabilir.

Aksi
halde, geliyorum diyen tehlikeye karşın önlem alınmadığı için ocakların çökmesi
ve patlamalar neticesinde çok daha fazla insanımız hayatını kaybetmişse, bunun
tek bir açıklaması olabilir.

Biz, en önemli
varlığımız olan insanımıza layık olduğu değeri vermiyoruz.

***

Daha
hangilerini sayayım?

Heyelan
bölgelerinde alınmayan tedbirlere mi?

Aşırı yağışların
olduğu bölgelerde, her türlü menfezler ve tahliye kanallarının yetersiz olduğuna
mı?

Velhasıl
neresinden bakarsanız bakınız, Türkiye olarak maalesef insanımız başta olmak
üzere, sahip olduğumuz değerleri korumak ve de kollamakta, aciz kalmaktayız.

Bu
da değer yargılarımızın dumura uğradığını gösteriyor.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.