Darısı benim ‘yalnız ve güzel’ ülkeme

Bu haber 02 Haziran 2017 - 0:42 'de eklendi ve 867 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Ülkemizin küresel ölçekte sorunları olsa da kadın statüsü anlamında, İslam Devletleri ve monarşi ile yönetilen ülkelerden milyon gömlek ileri durumdayız.

Kadınların araba kullanmasının,

Çalışmasının,

Eğitim görmelerinin kısıtlandığı ve yasaklandığı.

Peçe takmadan sokağa çıkamadığı ülkelerin olduğu bir yerde, biz ileri Avrupa’yız.

Çağdaşız..

Kılık kıyafet serbestisi, seçme seçilme hakkı, kadının çalışma hayatı vb. nice güzel kazanımlarımız mevcut.

Bunları, yani, övgü dolu şanı, modern Türk Devletinin Kurucusu olan Büyük Atatürk ‘bahşetti’. Ona  kocaman minnet  borcumuz var..

Bir kadın olarak minnettarım. Biz kadınların çağdaş olmasında devrimler yaratmasaydı bunlar olamayacaktı. Devrim sözcüğü bir zamanlar adeta öcüydü.. Bazen nesnelerle ve kavramlarla güreşiyoruz. Aslında gerçeklerle güreşmeliyiz.

Modern devletimizin kurucusu, kadınlar için güzel yollar açtı ve biz bu yollardan ilerliyoruz. Bunlar yeterli mi ? Elbette değildir?

Fakat daha fazla çaba ile uygar dünyada, Türk Kadınları yerlerini almalıdır.

Atatürk ne mutlu Türk’üm diyene! demişti.

Ben de ne mutlu çağdaş Türk Kadını demek isterim.

Kadınlar yeni yollar açıp sonrasında, arkasından gelen nesillere önderlik yapmalıdır.

Yapıyor muyuz? Kaba anlamda kadınlar toplumsal hayatın her alanına rol model olmak üzere dalmalıdır. Kadın varlığını ve güzelliğini topluma yansıtmalıdır.

Biz kadınlar kendi içimizde fazlasıyla sorunlarımız ve eleştiriye açık olmayan yönlerimizde var.

Bir kadın, bir kadını haz etmez.

Bir kadın, bir kadına karşıdır. Karşı kale karşı rakip olarak görür.

Güç birliği yaratmaz.

İdareci oldu mu en çok kadınlarla uğraşır..

Kadın kadını süzer. Ne giymiş ne takmış..

Kendi içimizde  birlik ve ittifak kuramayız..

Kadın bir başka kadının başarısından hoşlanmaz. Hemcinslerimizle zorlu bir mücadele de buluruz kimi zaman.

Kadın neden başka bir kadına karşıdır? Sormamız deşmemiz lazım bir konu..

Kadının kadına karşı olmasını bir yana bırakırsak, çok cebbar da değiliz. Zorluklar karşısında tırsıyoruz. Kuyruğumuzu kısıp oturabiliyoruz. Mücadeleci ruhumuzu çabuk kaybediyoruz..

Kadın statüsünün ve kadın varlığının yüceltilmesinde, kadınların ileriye doğru adım atmasın da, her sektörde kadının ileriye doğru gitmesinin önündeki engellerin bir kısmı kadının kendisidir. Kadınlar merkezlerine kendilerini koymadıkça, kendilerine değer vermedikçe, sorun devam edecek gibi gözüküyor. Tabi ki de toplumda ki kadın statüsü açısından, politik bakış açısı ve kadın algısı da çok önemli.

Bu yüzden farklı dertler yaşayan kadınların ileriye doğru adım atması ve kadın statüsünün gelişmesi için  ‘önce ben’ demesi ve korkularını yenmesi gerekiyor. Türkiye’de karar alıcıların, kanaat önderlerinin, kanun yapıcıların, baskı grubu oluşturan örgütlerin içinde kadınların olması şart. Çünkü haklar verilmez, alınır denilmektedir.

Özetle kadın hayatın her alanında olmalıdır ki varlığını yüceltebilsin..

Son günlerde Fransa’nın yeni lideri rüzgar gibi esmekte ve en güzel, en övülesi durum da kabinenin yarısını kadınlardan oluşturmasıdır.

Darısı  benim ‘yalnız ve güzel’ ülkeme…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.