Darbenin Askerisi, Sivili Olur Mu?

Bu haber 22 Ocak 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.263 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Yargıtay tarafından cezası onanan Aziz Yıldırım’ın ilk açıklaması şöyle oldu:
Ben Aziz Yıldırım olarak bu hukuka aykırı karara saygı duymuyorum ve bu siyasi kararı tanımıyorum.

Son 10 yıldır bir biçimde hapis cezası alanlar ve bundan sonra Aziz Yıldırım gibi alacak olanlar “Bu siyasi kararı tanımıyorum” derlerse ne olacak?

Aziz Yıldırım şöyle devam etti:

Fenerbahçe’yi, siyasi ve hukuk dışı kararlarla ve en önemlisi pusu geleneklerinden gelen uygulamalarla teslim almaya çalışanlar yine tarihi bir hatanın eşiğindedirler. Aziz Yıldırım üzerinden Fenerbahçe’ye kumpas kuranlar, Fenerbahçe’yi lekelemek isteyenler şunu iyi bilmelidirler ki; Aziz Yıldırım için tek gerçek Fenerbahçe’dir.

xx        xx        xx

Niyetim Aziz Yıldırım ile ilgili kararı tartışmak değil. Varsa suçu, çeksin cezasını!

Ama Ergenekon’da Türk Silahlı Kuvvetleri’ne “kumpas kurulduğu” söyledi mi? Söylendi… O zaman Aziz Yıldırım da kalkar, “Fenerbahçe’ye kumpas kuruldu” der!

Bu siyasi kararı tanımıyorum” da der.

Ben de herhangi bir yazım nedeniyle hakkımda dava açılsa, “Hamle’ye kumpas kuruluyor” diyebilir miyim?

xx        xx        xx

Demokrasi olmadan hukuk kurulabilir mi?.. Hukukun olmadığı bir yerde demokrasi kurulabilir mi?.. Yoksa demokrasi kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı siyaset midir?

Başbakan Erdoğan, sürekli “darbe girişiminden” söz ediyor.

Cumhuriyet tarihinde AKP kadar uzun soluklu bir iktidar partisi görülmedi. Yine AKP kadar sürekli kendisine darbe yapılmak istendiğinden yakınıp, mağduriyet dillendiren de çıkmadı!

Sayın Başbakan17 Aralık Yolsuzluk Operasyonu” için “17 Aralık en ahlaksız darbe girişimidir” demedi mi? Dedi… İyi de darbenin ahlaklısı, ahlaksızı olur mu?

Olmaz… Bütün darbeler ahlaksızdır ve her türlü ahlaksızlığa yol açar!

Peki, darbenin askerisi, sivili olur mu? Elbette olur…

xx        xx        xx

17 Aralık en ahlaksız darbe girişimidir

Bunu Başbakan Erdoğan söylüyor… İyi de tanklar yürüdü mü? Uçaklar havalandı mı? Hayır… Demek ki, bu bir darbe girişimi bile olsa “askeri” değil, “sivil”!…

Zaten Türk Silahlı Kuvvetleri’ne “kumpas” kurulmuş! Bir bakıma askere darbe yapılmış. O askerin darbe yapacak hali mi olur!

Kumpasçılar TSK’ne darbe yapmakla kalmamışlar. Yargıyı, Emniyeti ele geçirmişler. Hatta TSK’nin, Yargının, Emniyetinimamları” varmış…

Hükümet mensupları, TSK’ne “kumpas kurulduğunu”, Ergenekon Davası’nda yanlış olduğunu, haksızlık yapıldığını söylüyorlar.

Neden?.. “Bize de yanlış yapılıyor. Haksızlık yapılıyor” diye yanıt veriliyor.

O zaman 17 Aralık bir darbe girişimi midir, yoksa “sivil darbenin” sonucu mudur?

TSK ele geçirilmiş. Yargı ele geçirilmiş. Emniyet ele geçirilmiş… 17 Aralık’ta da “yolsuzluk operasyonu” yapılmış…

Ya o operasyon yapılmasaydı? O zaman “sivil darbe süreci” devam ediyor mu olacaktı?

xx        xx        xx

Faiz Lobisi kim? Savaş Lobisi kim? Kim darbeci? Kim kumpasçı? Kim yapıyor? Cemaat!.. Gezi Parkı da mı Cemaat işi…  Polise Taksim’de destanı Emniyet’in İmamı mı yazdırdı? Yoksa 28 Şubat denilen de TSK içindeki “imamın” marifeti miydi? Gel de çık çıkabilirsen içinden!

Bu günlerde Cemaat sanki “arınıyor”… (!) Düne kadar Muğla’da herkes bir biçimde Cemaat ile ilişkilenmeye çalışıyordu. AKP teşkilatlarında “Cemaatçi” olmak bir ayrıcalıktı!.. Milletvekili, Belediye Başkanı, Oda Başkanı olmak isteyenler Pensilvanya’ya el öpmeye gidiyorlardı… (!) Bürokraside koltuğunu korumak, yükselmek isteyenler Cemaat sohbetlerine katılırlarken, eşleri Gökkuşağı kahvaltılarında boy gösteriyorlardı.

Şimdilerde sohbetlerden, kahvaltılardan kaçan kaçana… O günlerde Zaman Gazetesi’ne abone olanlar, bu gün dağıtıcıya “Getirme kardeşim bu gazeteyi” diyorlar!

Ne oldu? Ne değişti?

Öküze bıçak çekildi, ortaklık bozuldu mu?

xx        xx        xx

17 Aralık Darbe Girişimi”nin ardından emniyet mensuplarının, yargı mensuplarının yerleri değiştirilmeye başladı. Değişim devam ediyor… Bu “operasyonların” değişimin başta Milli Eğitim olmak üzere öteki kamu kurumlarında da yaşanacağı söyleniyor.

Ne de olsa “Paralel devlet yapılanması var.”…

Kim kurdu? Ne zaman kuruldu? Bu soru Ergenekon için de sorulmuştu! Sanki dejavu yaşıyoruz…

İyi de Cemaatin yerini kim alıyor? PKK mı? El Kaide mi?

Yargıyı, emniyeti, öteki kurumları ele geçirip, “paralel devlet” kurduğu öne sürülen Cemaat’in tasfiyesi karşı darbe mi oluyor? Yoksa karşı darbe girişimi mi?

Kamuoyu bu soruların yanıtını merak ediyor mu bilmiyorum. Bildiğim, kamuoyunun “Faiz Lobisi”ni, “İmamları”, “Kumpasçıları”, “Darbe girişimcilerini”, “Paralel Devlet kuranları” merak ettiği!

Emniyetçiler, hukukçular oradan oraya sürülüyorlar, ama ortada lobicilikten, imamlıktan, kumpasçılıktan, darbe girişimciliğinden, paralel devletçilikten yakalanıp yargı karşısına çıkarılan yok.

Tabi çıkarılsa ne olacak? Onlarda Aziz Yıldırım gibi “Cemaate kumpas kuruluyor. Bunlar karalama, siyasi tutuklama..” derler mi derler!

xx        xx        xx

Yıpratılmayan, itibarsızlaştırılmayan kurum kaldı mı?…

Önce basın itibarsızlaştırıldı. Sonra Türk Silahlı Kuvvetleri… Sonra da Emniyet ve Yargı… Rektörler, doktorlar, dershaneler itibarsızlaştırıldı… Parlamentonun itibarı kaldı mı?

Türkiye’nin itibarı da ortadan kalkıyor!

Dışarıda Türkiye’nin büyümesini gelişmesini istemenler var.”.. Yeni mi var? Dün de vardı, bu gün de var, yarın da olacak… Sen onlara karşı ne yaptın, ne yapıyorsun, ne yapacaksın?

Bank Asya batarsa dışarıdan sermaye gelir mi?

Dolar, Euro’nun yükselişi neden sürüyor? Siyasi riskimizi kendi kendimize yükseltiyoruz. Siyasi riske kim gelir?

Sıcak para” denilen kayıt dışı paranın dolaştığı bir yerde rüşvette olur, yolsuzluk ta…

Başbakan Erdoğan’ın oğlu bunun neresinde?

Uzun yıllar ekranlardan Reha Muhtar’ın “Nerde devlet, nerde millet?” sorusunu dinledik. Reha Muhtar o kadar ileri görüşlü olabilir mi? Kime, neye güveneceğiz?

Paralel, dikdörtgen, çokken her ne ise gerçekten “Devlet içinde bir yapılanma” olduğu ortada. O yapılanma yaşanırken Devlet neredeydi? AKP iktidarı yeni kuruldu da, bu yapılanmayı kucağında mı buldu?

Her kim o yapılanmaya bulaştı ise ortaya çıkarılıp, yargılanmalı. Her kim rüşvete, yolsuzluğa bulaştı ise onlarda yargılanmalı.

Bir “Temiz eller operasyonu” olmalı, ama önce “Hukuk” tesis edilmeli. İçinde iktidar dahil hiçbir yapılanma olmadan…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.