Daha İyi Bir Dünya İsteği

Bu haber 16 Nisan 2019 - 0:41 'de eklendi ve 689 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Zorba

 Affedersiniz bayım. Daha iyi bir dünyaya giden bir tren var mı?”

 

Bugün bir afiş dikkatimi çekti. Siyah-beyaz zeminde kırklı yıllara ait bir tren istasyonu. Elinde kendisinden büyükçe bir bavulu tutmuş beş, altı yaşlarında bir kız çocuğu istasyon şefine “Excuse m esir. The train for a beter world?” sorusunu yöneltiyor. Yani; “Affedersiniz bayım. Daha iyi bir dünyaya giden bir tren var mı?”  Etkilendim ve esinlendim bu afişten. Etkilendim askında insan olmanın, bu varlığa anlam katmanın özünde bu yok mu? Daha iyi dünyaya gitme isteği veya bu dünyaya bizi ulaştıracak bir sistem ya da vasıta.

Dünyaya gelen her canlının daha iyi bir dünyada yaşama isteği ve hayali kadar daha doğal ne olabilir ki? Kendimi o küçük kızın yerine koyup hayal kuruyorum. Öyle bir tren olsa ve beni hayallerimin iyiliklerine sahip o dünyaya götürse ne kadar güzel olur.

İnsanlar ve hayalleri. Hayallerimiz olmasa, geleceğe dair güzelliklere dair umutlarımız olmasa bu dünyada gerçekten güzele hükmolunan, iyiliğe manalandırılan, dünyayı daha yaşanılır kılan farklılıkların bir değeri olur muydu? Oranları ne kadar azınlıkta kalsa da hala insan olarak nefes almamızın ardında o azınlığın varlığının hükmü yok mu?

O küçük kız çocuğu kendisini daha iyi bir dünyaya götüren bir tren arayışını sürdüre dursun ben yolculuğumu Arasta’da bir durak yerinde beklemeye alıyorum. İnsana ve iyi hasletleriyle ördüğü görmediğimiz, görmek istemediğimiz dünyaya ait hasletlere.

Zahire Pazarı’nın yukarısında Ulu Cami’ye çıkan yolda Pazar Cami’ye dönen köşenin bir alt dükkanında soluklanıyorum. Baba yadigarı, yaşayan bir ahi, esnaflığının ötesinde duruşuyla koca bir çınar! Türkay Elektrik! Ali Osman Amca, Muğla’nın güzel şahsiyetlerinden hatta kimliklerinden. Dükkanına sık sık uğramak, sohbetinden istediğimizce dem almak  nasip olmasa da uğradığımız, dem aldığımız nadir anlardan biri.

Ali Osman Amca hemen köşedeki yerimizi gösteriyor; yaşa değil başa olan saygısıyla başlıyor anlatmaya. Dertlenmiş, içerlenmiş. Yalnız anlattıkları çok alıştığımız “ben” öznesinde değil. Alışkın değiliz “ben” öznesinin ötesinde dertlenmelere, sitayişlere. Benden başkasına dertlenen kaldı mı bu dünyada.

Ali Osman Amca’m, o küçük kızın gitmeyi isteği daha iyi bir dünyanın insanlarından. Ali Osman Amca ve nesli o küçük kızın gitmeyi hayal ettiği daha iyi bir dünyada yaşadılar, yaş aldılar ve de sayıları çok az da kalsa yaşamaya devam ediyorlar.

Gelelim Ali Osman Amcamıza ve anlattıklarına. “Evlat, aşağıda Yağcılar Hanı’nın üstünde bir han daha vardı. Peynirciler dururdu. Sonradan dükkan oldu, Nüfus Müdürlüğü, dersane derken şimdi de restore oluyormuş. Bir bakayım dedim. Çatıyı aktarıyorlarmış. Baktım sağlamını, çürüğünü ayırmadan güzelim kiremitleri olduğu gibi aşağı bırakıyorlar. Olur mu böyle şey. Sağlamları daha yıllarca kullanılır. Bu hepimizin malı. Korumak, sahiplenmek gerekiyor. Baktım, beni dinleyen yok. Gerekli yerlere başvurdum, haber bekliyorum.”

Düşünüyorum, Ali Osman Amcanın söyledikleriyle dertleniyorum. Derdim Ali Osman Amcanın derdinden büyük. Derdim zamane insanları. Benliğin, bencilliğin tüketilmişliğinde hiçbir şey üretmeyen, hep tüketen insanlıkta. Elindekiyle yetinmeyen, gözü doymayan, hırsları bitmeyen, elde ettiği an hiçbir şeyin değeri ve kıymeti kalmayan edersiz insanlık.

Ah Ali Osman Amca’m ah! Sen benim için, bizim için o kadar değerlisin ki. Sanki kıymetsin, bahası olmayan bir insansın. Eğer bu dünyada iyilik, güzellik, doğruluk ve nice güzel hasletlerden bahsediliyorsa, varlıkları anlam buluyorsa sen ve senin gibiler sayesinde. Sen ve senin gibilerin tamamladığı, tamamlandığı bir dünya.

Ali Osman Amca projelerinden da bahsediyor. Kızıldağ yokuşundaki evinin yakınında eski zamanlarda hem hayvanların su ihtiyacını karşılasın hem de mahallede sebile vesile olsun diye yapılan şimdilerde kullanılmayan bizim çoban çeşmesi dediğimiz köşebaşı yalaklı, kitabeli çeşmelerden biri varmış. Yok olup gitmesin, restore edilsin, gelecek nesillerde bu mirasımızı tanısın diye atmışlı yıllardan beri mahalle muhtarı ve sakinleri eşliğinde gerekli kurumlara başvuruda bulunduğunu anlatıyor. Ali Osman Amca arşivci. Eski tarihli fotoğraflar, dilekçe örnekleri, kayıtlar.

Bakın yine “Ben”le başlayan biten cümlelere tanık olmuyoruz. Hep “Biz” adına. Ali Osman Amca ile geçmiş, bugün ve gelecek tamamlanıyor. Sağlam bağlar atılıyor, köprüler atılıyor. Daha iyi bir dünya için bir tuğla da koyma adına geleceğe dair umutlarımız artıyor.

Küçük kız sen trenini aramaya devam et. Belki bu arayışında yoluna bir Ali Osman Amca çıkar. Hemen tut elinden, o senin halinle hallenir, içlenir, dertlenir. Ne yapar eder, sana o treni bulur ve o trene eliyle bindirir.

Son bir kelam bir teşekkür için. Menteşe Belediyemizin güzel ve takdir edilesi işlerinden biri de bu güzel insanlarımıza yaptığı bir onurlandırma adına. 2019 takviminin konusu; “Son Ustalar Unutulmadı” Muğla’mızın bu güzel esnafına, insanlarına saygı adına siyah-beyaz portre seçkisi. Her biri şahsiyetiyle, yaşamıyla ve de anılarıyla devasa birer kaynak. Sözlü kültür belleği. Bu insanlar gün ışığına çıkarılmalı, tanınmalı. Takvimin her bir ayında her birinden ayrı ayrı hikaye çıkarılacak insanlar var. Bu konuda bir kitap bile çıkarılabilir.

Ali Osman Amca ve bu güzide şahsiyetlerle işimiz bitmedi. Onları dinlemeye hatta  okumaya ve de yazmaya devam. Onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Hele onlar vasıtasıyla geleceğe aktaracağımız miras?..

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.