DAHA DA TAHRİP OLMASIN

Bu haber 11 Kasım 2013 - 13:47 'de eklendi ve 989 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

3 tarafı denizlerle çevreli ülkemizde, yerleşim birimleri arasında en fazla kıyı uzunluğuna sahip olan yaşadığımız kent Muğla’dır.

Üstelik 1124 KM’lik mesafe, çoğu ülkelerin toplam kıyı uzunluğundan daha fazladır.

Sonra aynı kıyıları ayrıcalıklı yapan temel kriter, birbirinden daha görkemli koy, falez, körfez, yarımada ve burunlardan ibaret olmasıdır.

İşte bu temel ayrıntılar nedeniyle Muğla kıyıları, doğal yapısıyla Muğla’yı taçlandırmaktadır.

***

Ancak!…

Acaba diyorum?

Acaba, aynı uzunluktaki kıyalarımızın kıymetini bilip, koruyabildik mi?

Yoksa hoyratça kullandık, kullanıyor muyuz?

Doğrusunu söylemek gerekirse yeterince koruduğumuzu söyleyemeyiz.

Aksi olsaydı, yıllar öncesinin doğallığı bugün kendini gösterirdi.

Özellikle yıllar önce havadan ve karadan çekilen fotoğraflar, önemli ölçüde tahrip edildiğini gösterdiğine göre koruyamadığımız ortadadır.

Bugün, turizm bağlamında her geçen gün sağlanan artı değerler gösteriyor ki, şayet aynı kıyıların doğallığı tahrip edilmemiş olsaydı, ülkemiz daha cazip bir konuma sahip olurdu.

Ama yapamadık.

Ne yazık ki, bir dünya harikası kıyılarımızı yeterince koruyup, kollayıp gelecek kuşaklara aktarmak adına gereğini yerine getiremedik.

Bu nedenle geçmişin izlerini taşıyan harita ve resimlere baktığımızda hayıflanıyoruz.

Oysa her birimize düşen görev, kıyılarımızı korumaktı.

Koruyalım ki Yüce Yaratan’ın bizlere bahşettiği güzellikler kendi elimizle yok olmasın.

Gelecek kuşaklar arkamızdan beddua etmesin.

***

Peki nedendi?

Neden kıyılarımızı yeterince koruyamadık?

Yürürlükteki bir takım yasalara karşın, neden tahribata yöneldik?

Her halde bunun bir değil pek çok sebebi olduğu açık.

Bir kere, aynı kıyıların kıymetini bilemediğimiz aşikar.

Tahrip edilirse, bir daha aynı güzelliğe kavuşamayacağının bilincine eremedik.

Başlangıçta kıyıları koruyan caydırıcı yasalar da olmadığı için var gücümüzle tahribata yöneldik.

En az tahribat kadar önemli bir başka nokta, aynı kıyıların dokunulmazlığını sağlayan yasaların geç yürürlüğe girdiğidir.

Turizmde asıl olan temel kriterlerden biri doğal güzelliktir gerçeğinin farkına vardığımızda, bir yerde olan olmuştu.

Bakıp gördük ki, kimi kıyılarımız çoktan talan edilmiş!

Oysa, devletin asli görevlerinden biri, bu tür kıyılarımızı başlangıçtan itibaren koruma altına almaktı.

Dedim ya aynı yasalar çok zaman sonra ancak yürürlüğe konduğu için karşımızda bugünkü tablo var.

İlgili yönetmelikte yer alan, “kıyılardan itibaren yapılaşma ancak 100 metreden sonra başlar” hükmü, şu veya bu şekilde gözardı edildiği için kabul edelim ki manzara bir yerde içimizi acıtıyor.

***

Şimdi…

Denizlerimizi kuşatan Muğla kıyılarını bakalım.

Aynı kıyılar diğerleri gibi tahribata uğradı mı?

Yoksa, kıyı bilinciyle hareket edip koruyabildik mi?

Ne yazık ki manzara diğer kıyılarımızdan farklı değil.

O kıyılar nasıl bilgisiz ve bilinçsizce tahrip edilmişse, bölgemizde aynı akıbete uğramıştır.

Bugün Fethiye’den Dalaman, Ortaca, Dalyan, Köyceğiz, Marmaris, Akyaka, Ören ve Bodrum’a uzanan çizgide yer alan kıyılarımız, şu veya bu şekilde doğal güzelliği nispeten kaybeden yerler olarak karşımıza çıkıyor.

Bu da aynı kıyıların önemli ölçüde değişikliğe uğratıldığının göstergesi.

***

Keşke diyorum

Keşke, Yüce Yaratan’ın bizlere bahşettiği doğal güzelliklerden kıyılarımızın neler ifade ettiğinin farkına çok geç varmasaydık!

Keşke, aynı bilinç çok daha önceleri yerleşmiş olsaydı da aynı yerlerin ilk doğallığı kendini muhafaza edebilseydi.

Ne yazık çok geç vardığımız için o güzelim kıyılarımız bugün eski özelliğinde değildir.

Yine de diyorum ki, hiç değilse bundan sonrasında koruma bilinciyle hareket edelim ve daha da tahrip olmasına fırsat vermeyelim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.