Daha Büyük Kötülük Olamazdı

Bu haber 20 Temmuz 2016 - 0:28 'de eklendi ve 865 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Kimler farklı yaklaşımlarla çeşitli yorumlarda bulunsa da, bir realite var ki yadsımak olası değil.

Geçtiğimiz Cuma’yı Cumartesi’ye bağlayan gece, sözüm ona bir grup askerin darbe girişimi üzerine tek şey söylenebilir.

Türkiye Cumhuriyetine daha büyük kötülük yapılamazdı.

Yıllar boyu emperyalist ülkelerin siyasi, ekonomik ve kültürel saldırılarına maruz kalan ülkemiz adına bu eylem, onların ekmeğine yağ sürmekten başkası değildir.

Hiç kuşku yok ki bu eylem, hakkımızdaki ihtilaller ülkesi Türkiye imajını bir şekilde pekiştirmeye yöneliktir.

Esasta asla böyle olmasa, ilişkin olarak derdimizi anlatmaya çalışsak bile, geçmiş yıllarda gerçekleştirilen ihtilaller benzeri bir eylemin gözlenmesi, içimizdeki gözü dönmüşler ve dışımızdakilere gün doğduğunun göstergesidir.

Sanılmasın ki, afaki bir yaklaşım.

Yıllar boyu hakkımızda ne düşündükleri, günümüz koşullarında dahi ne gözle baktıkları ortada olduğuna göre, abartıyor değilim.

Kaldı ki AB’ne üyeliğimiz adına mazeret bulmak için dokuz dereden su getirerek bunca süre oyalama taktiği gütmeleri, niyetlerini açıkça ortaya koyuyor.

Hal böyle iken hala ihtilaller ülkesi Türkiye imajının silinmemesi bağlamında söz konusu eylemler, onların arayıp bulamadıkları fırsattı.

Böylelikle içimizdeki işbirlikçiler, başkalarının eline koz verdikleri gibi aynı birliğe üyeliğimizin, çok daha ileri tarihe ertelenmesini sağladılar.

Asla kabul edilemez eylemi bu yönüyle dahi irdelediğimizde, nasıl bir durumla yüz yüze geldiğimizi görüyoruz.

***

İlişkin olarak önemli bir noktayı vurgulamadan geçmek istemiyorum.

Aksi takdirde gerçekten haksızlık olurdu.

Bu eylem üzerine siyasi partiler olmak üzere, tüm kurum ve kuruluşlarla birlikte halkımızın yaklaşımları, gerçekten takdire şayandı.

Parlamentoda üyesi bulunan siyasi teşekküller CHP, MHP ve HDP’nin anında olayı kınayan açıklamalar yapmaları,

Yanı sıra her bakımdan hükümete destek olacakları yaklaşımı sergilemeleri, halkın en temel beklentilerinin başında gelen bir eğilimdi.

Vatandaşımız, özellikle parti genel başkanlarının birbirlerine karşı dozajı aşan açaklamalarda bulunmalarını hiç istemedi.

Asla tasvip etmedi.

Dolayısıyla bu olay üzerine, kendilerine yakışan tavır içerisinde olmaları, halkın takdirini kazanmakla kalmadı, daha bir güven duymalarını sağladı.

Bu doğrultudaki samimi yaklaşım ve açıklamalar her şeyi gösterdiğine göre ümit edilir ki bundan sonrasında da ikili ilişkilerde kendilerine yakışan vakar içerisinde olurlar.

En azından Türkiye Cumhuriyetine yönelik bir eylem karşısında nasıl tavır takınacaklarını göstermeleri, derinden yaralandığımız olayın etkisini bir nebze olsun azaltmış oldu.

Bunun üzerine keşke diyorum.

Keşke, bundan böyle her türden siyasi çekişmeler etik kurallar içerisinde yapılsa.

Asla belden aşağı vurmalara tevessül edilmese.

O takdirde daha bir tasvip edilen siyaset olacağında şüpheler olmazdı.

Ümit edilir ki bundan sonrasında gerçekleşecek birliktelikler, herkesin tasvip ettiği yaklaşımlar olarak kendini gösterir.

***

Hiç kuşku yok ki bu olayın oluşturduğu birliktelik, yıllardır halkın en önemli beklentisiydi.

Vatandaş, geçen süreç içerisinde, her türlü siyasi çekişmelerin zemininde yapılmasıyla birlikte, etik kurallar kapsamında gerçekleşmesinden yana oldu.

Hiç bir zaman amiyane bir tabirle, belden aşağı vurma diye nitelendirilen eylemler içerisinde olunmasını tasvip etmedi.

Buna karşın, özellikle son yıllarda halkın kesinlikle öngörmediği yaklaşımlar içerisine girilmesi üzerine, siyasetten soğuma noktasına gelindi.

Bu konuda gerçekleştirilen kamuoyu araştırmalarında, halkın güven duygusunun en az olduğu siyasiler, ilişkin olarak bağlı oldukları kurumların olması, her şeyi açıklıyor.

***

Her şeye karşın bu demek değildir ki, devreye başka yöntemler girsin!

Sorunların çözümünde Cuma gecesi karşı karşıya geldiğimiz eylemler egemen olsun!

Asla!..

Türkiye gibi her şeye karşın demokratik bir ülkede, halkın egemenliği hiçbir şekilde silah zoruyla sekteye vurulamaz.

Ve de kısıtlanamaz.

Aksi halde ülkede demokrasiden dem vuramazsınız.

Dolayısıyla, bir grup askerin kalkıştığı eylemin ne yeri vardır.

Ne de en büyük güç halk nezdinde tasvip görür.

Sonuçta, bu eylemin yarattığı maddi tahribat bir yana demokrasi adına ülkeye bundan daha büyük kötülük yapılamazdı.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.