Daha Bir Ümitli Olmak İstiyoruz

Bu haber 02 Ekim 2014 - 23:53 'de eklendi ve 792 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türk İslam Alemi olarak bir bayrama daha kavuşmanın sevincini yaşarken, isterdik ki daha bir huzurlu olalım.

Her alanda sorunlardan arınmış bir ülkenin bireyleri olarak, geleceğe daha bir ümitle bakalım.

O takdirde tedirginlik ve şüpheye yer olmazdı.

Ama değil.

Hem ülkemiz hem de aynı inancın sahiplerinde bir tedirginlik var.

Bu nedenle bir taraftan ekonomik, diğer yandan siyasi koşullar, ne zamandan bu yana insanların gönüllerince bayram geçirmelerini engel teşkil ediyor.

Oysa bu günler özeldi.

Bizlere yüklediği bir takım müeyyideler vardı.

Bu nedenle isterdik ki, her kim olursa olsun bayramı doyasıya yaşasın.

Ailesiyle birlikte geleceğe daha bir ümitle baksın.

Ne var ki bir hoşnutsuzluk var.

***

Şimdi…

Gelinen nokta itibariyle kendi ülkemize bakalım.

Ekonomik, siyasi ve içtimai olarak huzurlu ve mutlu bir şekilde bayramı kutlayabilecek miyiz?

Yoksa, bizler için müstesna bayramlar, sıradan günler mi olacak?

Her şeye karşın kabul edelim ki Türkiye olarak gelecekten ümitsiz değiliz.

Sadece tedirginlik var.

İlişkin olarak, bu sayıda bir nüfusa sahibiz ama her şey dört dörtlük değil! dense de bir soru cevap arıyor.

Bu anlamda hangi ülke beklentileri tam olarak yerine getirebildi?

Bugün için dünya jandarması kabul edilen, ekonomik bazda önemli göstergelere sahip ABD, Çin, Japonya ve Almanya dahi benzer tedirginlikler içerisinde olan ülkeler.

Bu da dünya genelindeki gelişmelerin ülkeleri bir şekilde etkilediğini gösteriyor.

***

İşte bir takım olumlu olumsuz gelişmelerden dolayı diğer ülkeler gibi Türkiye de etkileniyor.

Dolayısıyla bayram gibi müstesna günleri dilediğimizce kutlayamıyoruz.

Bir taraftan içimizde diğer yandan dışımızda oluşan gelişmelerden huzursuzuz.

Oysa, bizler için müstesna günler içeren Kurban Bayramını, daha huzurlu ve mutlu bir şekilde kutlamak isterdik.

Ne var ki değil.

İç bünyede kendini gösteren bir takım olaylar insanımızı etkiliyor.

Her ne kadar hükümet kanadının açıklamaları doğrultusunda “ekonomik göstergeler gelecek adına endişe duymaya gerekli kılmıyor” şeklinde olsa da bu durum her kesim için geçerli değil.

Bunun en belirgin göstergesi, fert başına düşen milli gelirin dağılımı.

Bugün bu bağlamda bir eşitsizlik olduğunu kimse yadsıyamaz.

Her ne kadar hükümet kanadı aksini iddia etse de rakamlar ortada.

Ekonomik bazda ortaya çıkan rakamlar geçmiş yıllara oranla iyimser olmayı gerekli kılsa da, gelir dağılımının daha rasyonel rakamlar içermesi halkın en büyük beklentisi.

Ancak o zaman, beklentilerin karşılandığı bir ülkenin bireyle olarak daha huzurlu ve mutlu oluruz.

***

Ülkemizin geldiği nokta itibariyle bizleri son derece tedirgin eden bir başka gelişme, dışımızda cereyan ediyor.

Yani, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemiz sınırlarında çekilmekte olan sıkıntılar.

Özellikle, Suriye Devlet Başkanı Beşer Esad’ın halkı üzerindeki anlamsız tutumunun en büyük sıkıntısını Türkiye çekiyor.

Bugün aynı ülkeden kaçıp ülkemize sığınan Suriye’li halkın sayısı, neredeyse 2 milyon sınırına gelip dayandı.

Türk Milletinin sinesinde saklı hasletler;

Gelene git denmez.

Üstelik bunlar mazlum insanlarla bağımlı ise ister istemez bağrımıza basma durumunda kalıyoruz.

Ve bu durum yaklaşık 4 seneye yakın süre devam ediyor.

Bunca süreçte Türkiye olarak aynı göçmenlerin bir taraftan barınma diğer yandan iaşe sorunlarını karşılıyoruz.

Hangi ülke, Türkiye’nin bu yaklaşımı benzeri bir oluşumun içerisinde olabilir?

Geçmişten günümüze bunun bir tek daha olsun örneği yok.

Bu da dünya üzerinde konuşlanan 200’ün üzerinde bağımsız ülkelerden hiç birinin Türkiye kadar insancıl ve merhamet sahibi olmadığını gösteriyor.

Bu durum bile Türkiye’nin ayrıcalıklı bir ülke olduğunun en belirgin kanıtı.

***

Peki IŞİT’e ne demeli?

Yaklaşık 80 civarında vatandaşımızı 3 ay gibi bir süre rehin alan bu örgütün, samimiyetine güvenilebilir mi?

Her ne kadar hükümet kanadı bu konuda iyimser yaklaşımlar sergilese de aynı örgütün samimi olmadığı, bugüne değin sürdürdüğü eylemler ve de katlettiği onca insandan belli.

Meselenin daha hazin tarafı, çoğunluğu Müslüman olan bölge halkının yıllardır aynı bölgede mağdur edilmeleri.

Yerinden yurdundan ayrılmak zorunda bırakılmaları!

Velhasıl neresinden bakarsanız bakınız, nasıl bir yaklaşım içerisinde olsanız da güney bölgemiz sınırına yakın kesimlerde yaşanan olaylar, ülkemizi yakından ilgilendiriyor.

İlişkin olarak ceremesini maddi manevi biz çekiyoruz.

Hele IŞİT’e karşı müttefik ülkelerin oluşturduğu ittifak içerisine Türkiye’nin çekilmesinin faturası ağır olmaz.

***

İşte içimizde ve dışımızda gelişen olayların etkisi üzerine bir bayrama kavuşurken, tümüyle mutlu olduğumuzu söylemek olası değil.

Oysa, böylesine mübarek günlere daha huzurlu ve mutlu girmek isterdik.

Ne var ki olamıyoruz.

Yine de her alanda olayların üstesinden gelmiş Türkiye görmek ümidiyle tüm halkımızın Kurban Bayramını gönülden kutluyorum.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.