CÜNEYT GİTTİ!…

Bu haber 09 Temmuz 2013 - 0:00 'de eklendi ve 2.842 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Prof. Dr. Namık AÇIKGÖZ
Meşhur şair Ka’b ibn Züheyr’in meşhur bir şiiri vardır. “Bânet Suâd: Suad gitti!…” der o kasidesinde.. Ka’b gibi ben de “Bânet Cüneyd” mi deseydim acaba?…
Yoksa Necip Fazıl gibi, “Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?/Güneşe göç var da kalan biz miyiz?” mi deseydim yoksa?
Veya Attila İlhan gibi, “Şenlik dağıldı, bir acı yel kaldı bahçede yalnız” mı deseydim?..
Veya Karacaoğlan gibi “İşte geldik gidiyoruz/Şen olasın Halep şehri” mi deseydim?
Giden gitti… Hep kalan ben oldum… Demek ki, ben gitmekte geç kalmış biriyim…
Gidenlerin ardından yazdığım yazılar hep hüzün ve kahır doludur…
Hüzün doludur… Gidenlerle Muğla zenginleşmişti…
Kahır doludur… Bu şehir gittikçe çoraklaşıyor…
Niye iyi insanlar iyi atlara binip gidiyor hep Muğla’dan?…
***
Ahmet Cüneyt Issı, Muğla Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne 2005 yılının Ekim ayında gelmişti; 5 Temmuz 2013 günü de ayrıldı… İstanbul’a gitti; Medeniyet Üniversitesine…
Sevgili Cüneyt’le beraber geçen 8 yılda, sanki 16 yıllık işler yaptık… Paneller, konferanslar, sempozyumlar, şenliklerle geçen dolu dolu bir 8 yıl…
Hiçbir sohbetimiz boş geçmedi sevgili Cüneyt’le. Her sohbetimiz ama edebiyat, ama kültür, ama siyaset olsun, hep dolu dolu geçti… Her sohbetimizde, masadan birkaç proje ile kalktık.
Edebiyat alanında, tekrara düşen ezberci zihniyete muhaliftik ve hep muhalif şeyler düşündük; muhalif şeyler gerçekleştirdik…
Uzun uzun Türkiye’yi konuştuğumuz ve aydın kalitesini sorguladığımız sohbetlerimiz olmuştur. Bu sohbetlerin çoğundan benim gazete yazılarımdan bazıları çıktı.
Metinbilim Enstitüsü Derneğinde, bugüne kadar yapılmamış şeyler yaptık. Üniversite Metinbilim Topluluğunda, özgün fikirlerle çarpıcı faaliyetler yaptık… Menteşe Grubu’nda canlı ve etkili toplantılar gerçekleştirdik.
Sevgili Cüneyt, düşünen adamdı ve her düşünen adam gibi, onun da başı beladan kurtulmadı. Üniversitemize gelişinde de zorluk çıkarmışlardı; daha sonra da çoook zorluklarla karşılaştı ama o asla pes etmeyen, direnen ve başkaldırmaya saygınlık kazandıran bir insandı.
Hane Kafe, Hocanın Mutfağı, Kötekli Gençlik Parkı, şehirde Çınar altı sevgili Cüneyt’le değer kazanmıştı… Bol çaylı ve sigaralı sohbetler… O sohbetlerin hiç biri yarım kalmadı. Sanki onunla konuşmamız gereken her şeyi konuşmuş gibiyiz.
Bir akademisyen için 8 sene bir yerde kalmak aslında azdır ama sevgili Cüneyt, bu 8 senenin her gününü üniversiteye ve Muğla’ya bir değer katmakla geçirdi. Arkadaş muhitini geniş tutmadı ama arkadaşlarının hepsi nitelikli insanlardı.
Sevgili Cüneyt, Muğla’dan ayrılmakla bir şey kaybetmedi ama Muğla çok şey kaybetti. Bu şehirden bir aydın ayrıldı, farkında mısınız? Bir değer ayrıldı… İktidar kavgasına kurban etiğiniz bir düşünen beyin ayrıldı… Rahat mısınız?
Ve Cüneyt gitti…
Ardında bir sürü faaliyet ve bir tomar acı-tatlı hatırayla gitti. Oturup “Ben Muğla’dayken” diye bir şeyler yazsa bir kitap olacak birikimle gitti.
Yazık oldu Muğla’ya ve üniversiteye!…
Ve son söz: Bânet Cüneyd!…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.