Cumhuriyet ve Gülse Birsel

Bu haber 05 Kasım 2016 - 0:01 'de eklendi ve 1.469 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

 Hafta sonu önerimi yapmıştım. FETÖ’ydü şuydu buydu, emniyetin de adaletin de iş yükü fazla, kafası karışık demiştim. Otobüste şortlu hemşireyi tekmeleyen yaratığı gözaltına alıp alıp bırakmayın, bize verin, biz terapisini yapar, tekrar topluma kazandırırız demiştim. Sanki ben dizide hikâye olarak yazmışım gibi, Tekmeci dün üçüncü kez serbest kaldı!

Satırlar “Gülse Birsel”e ait.

Yazısında “Öncelikle kızlarımızın, kadınlarımızın otobüsle seyahat etme özgürlüğü adına, cezasını örnek olsun diye en ağır şekilde vermek gerekirken, siz bu adamı ne demeye ikide bir serbest bırakıyorsunuz yav?” diye soran Gülse Birsel şöyle devam etmiş:

… teklifimi yineliyorum. Sanat, bu tür insanlar için en iyi terapidir. Bilhassa da dövüş sanatları! Bu tarz sanatçı arkadaşlarım var! Ne yapacağınızı bilmiyorsanız, kafanız bu kadar karışıksa, şahsı bize verin. Biz 5-6 kişi terapi işini halletmeye talibiz!

Madem salıveriyorlar, bari terapi edip salıversinler. Yoksa uçan tekmenin kimin yüzünde patlayacağı belli mi?

 

xx           xx           xx

Yok hayır…

Gülse Birsel” terapi konusunda hayatı kahve köşesinde geçenlere, maç ve evlendirme programı izleyenlere, “tabii ağam” diyenlere laf etmemiş siz rahat olun!!

Gülse Birsel aynı yazısında bir de şöyle demiş:

Bu ülkenin okumuş, çalışan, suç işlemeyen, vergi veren yetişmiş insanları korkuyor arkadaş! Ve bir kısmı vatanından gitmek için ciddi planlar yapıyor…

Yok hayır…

Sakın karıştırmayın. Bu sözlerin Cumhuriyet Gazetesi’nin yazarları ve tüzel kişiliği hakkında açılmış soruşturma ile bir ilgisi yok. Siz Can Dündar’a da bakmayın… Cumhuriyet’in Ankara temsilci Erdem Gül gazetesini, okurlarını, vatanını bırakıp gitti mi?

Gitmedi… Mustafa Balbay da gitmemişti. Hikmet Çetinkaya da gitmez… Onlar Cumhuriyetçi ve vatanseverdir…

Sapla saman karıştırılmamalı…

 

xx           xx           xx

Korkup, yurt dışına çıkma planları yapanlar Cumhuriyet okurları, öteki muhalif gazeteler, gazeteciler veya okurları da değil… Gülse Bilse’ye bakılırsa bunlar apolitik, sıradan insanlar…

Gülse Birsel işte bu noktada soruyor;

Efendiler, son aylarda kaç ‘Yurtdışı ülkelerden vatandaşlık alma’, ‘Oturma izni sağlama’, ‘Çalışma izni başvurusu’ ajansının Türkiye’de kalabalık salonlarda vatandaşa sunum yaptığını biliyor musunuz? Ne kadar çok kişi geleceğini yurtdışında görüyor farkında mısınız? Kaç çocuk sahibi aile korku içinde bunu planlıyor, evlatlarını ortaokul, lise için yurtdışına yollamaya uğraşıyor bilginiz var mı?

Şimdi bu satırlar karşısında “Defolup gitsin vatan hainleri. Durdukları hata.” diyenler de çıkacaktır, ama…

Gülse Birsel o gözünü yurt dışına diken, yurt dışı hayalleri kuran ve fırsatı yakaladı mı giden, gidecek olan on binlerce, belki de yüz binlerce insanın muhtemelen hiçbirinin “Kelle koltukta icra edilen meslekler” sayılan gazetecilik, yazarlık vs gibi meslekleri yapanlardan bile olmadıklarını söylüyor…

 

xx           xx           xx

Ülkemizden, vatanlarından gitmeyi kafaya koyanların hiçbir cemaat, tarikat, siyasi parti veya sivil toplum örgütü üyesi olmadıklarını da söylüyor Gülse Birsel… “Belki bazısı hayatında siyasete dair bir tweet bile atmamıştır.” diyor.

Tabi bu arkalarına bakmadan kaçanlar kahvede oturanlar olmadıkları gibi Can Dündarlar da değiller… Dediğim gibi sapla samanı karıştırmamak lazım…

Onlar bu ülkenin gelecekleri: uçaklarımızı, tanklarımızı kullanacak olanlar; güvenlik görevlimiz, eğitimcimiz, sağlıkçımız olacak “nitelikli” yetişmiş, yetişecek insanlarımız…

Öyle olmasalar gittikleri ülkeler hiçbirini kabul etmezler…

Gittikleri, gidecekleri yerlere “orada daha iyi bir hayat var diye” de gitmiyorlar…

Burada yaşayınca otobüste tekmelenen şortlu hemşirenin başına gelenin başlarına gelmesinden; yediklerine, içtiklerine, giyimlerine, yaşamlarına müdahale edilmesinden korkuyorlar…

 

xx           xx           xx

Tabi Gülse Birsel’inki yersiz ve abartılı korkular, evhamlar diyebiliriz.

Yazısında anlattıkları ile ilgili “Farkında mısınız?” diye de sormuş.

Ben farkında değildim. Belki de fark edilecek bir durumda yoktur… Çevremde kız evlatlarını yurt dışında eğitim almaya göndermek isteyen aileler görüyorum. Kızlarına “Baktın olmadı, kalırsın orada” diyenlere de tanık oldum. Gülse Birsel’in anlattıklarından olmalı bunlar…

Fark edememişim!

Ben yine de yersiz korkular, evhamlar diye düşünmek istiyorum… Böyle deyip kendimizi rahatlatabiliriz. Ama kimileri de silahlanıyorlar!

Bu günlerde pompalı tüfek satışlarının rekor kırdığı söyleniyor. Neden? Herkes avcı mı oldu? Ne avlayacaklar? Bunlara ne diyeceğiz?

Aslında bütün korkuların, kaygıların, kuşkuların temelinde FETÖ Terör Örgütü var. İçimizde kök salmalarına kim, kimler neden olduysa Allah belalarını versin…

 

xx           xx           xx

Gündemde FETÖ Terör Örgütü’nün tasfiyesi, temizliği var, Irak var, Suriye var, idamın geri getirilmesi var, Anayasa değişikliği ve Başkanlık sistemi var, Cumhuriyet Gazetesi var…

Bunların hepsi konuşulabilir, tartışılabilir, ama Cumhuriyet Gazetesi’nin kapatılıp kapatılmayacağının konuşulması, tartışılması insanı tedirgin ediyor.

TV programlarında tartışanlar Cumhuriyet Gazetesi’nin kapatılabileceğini, ardından sıranın Hürriyet Gazetesi’ne geleceğini söyleyenler, “muhalefetin susturulmak istendiğini” öne sürenler var…

Hürriyet Gazetesi kapatılırsa Gülse Bilse nerede yazacak? Çevremizde, ülkemizde olup biteni, yaşananları nasıl fark edeceğiz? Yazmasın, fark etmeyelim diyebilir miyiz?

Ama ben Cumhuriyet Gazetesi’nin kapatılacağını sanmıyorum. Terörü, terör örgütünü öven varsa alırlar yargılarlar. Demokratik bir ülkede gazete ve okurları cezalandırılır mı? Cumhuriyet’in ve öteki muhalif gazetelerin kapatıldıklarını düşünebiliyor musunuz? Ben düşünemiyorum…

Suriye’ye demokrasi gelmesini isteyen, halkının bir bölümüne eziyet eden tek adam yönetimi “Beşer Esad rejimi”nin yıkılmasını isteyen ve bunun için elinden geleni yapan yöneticilerimizin böyle bir şey yapacaklarına inanmak istemiyorum…

 

xx           xx           xx

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklamasına göre, Cumhuriyet Gazetesi yöneticilerine ve yazarlarına yapılan suçlama özetle şöyle: FETÖ üyesi değiller ama FETÖ adına suç işlediler, PKK üyesi değiller ama PKK adına suç işlediler!

Soruşturmayı yürüten, yani bu suçlamaları yapan isim, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat İnam. Buraya bir virgül koyalım ve davaya dönüşen bir başka soruşturmaya geçelim.

Konusunu, FETÖ’nün Selam Tevhid soruşturmasında kumpas kurduğu iddiasına yönelik suçlamaların yargı ayağı oluşturuyor. Davanın Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili Ömer Faruk Aydıner tarafından hazırlanan iddianamesi 3 bin 153 sayfa. Birinci sırada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olduğu, 997 müştekisi var. Tamamı savcı ve hakimlerden oluşan 54 kişi sanık. Suçlamaların sadece ikisi şöyle: 1) Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak (FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü), 2) Siyasi ve Askeri Casusluk.

Yani, sanık olan tüm savcı ve hakimlerin bir kez ağırlaştırılmış müebbet, ayrıca bir kez müebbet ve ek olarak 67 yıl 3 aya kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde görülen bu davanın ilk duruşması 4 Ekim’de gerçekleşti ve 22 Kasım’a ertelendi.

Gelelim can alıcı noktaya…

İşte bu davanın 28 numaralı sanığı, Savcı Murat İnam.

İyi mi? Cumhuriyet’e bu FETÖ’cü olarak yargılanan Savcı dava açıyor!

Ben bizi yönetenlerden çok değil, bir tek şey istiyorum. Ülkemiz insanlarına Gülse Birsel’e, şortlu kıza güvende olduklarını hissettirin yeter…

 

——————————

Günün Sözü:

Hangi görüşten ve fikirden olursa olsun, hiç bir gazete kapatılmamalıdır. Farklı gazeteler ve yazarlar okuyun aklınız size ne derse doğrudur.

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Şeref ŞEN 05 Kasım 2016 / 10:32

“Hangi görüşten ve fikirden olursa olsun, hiç bir gazete kapatılmamalıdır. Farklı gazeteler ve yazarlar okuyun aklınız size ne derse doğrudur.”
Gazete haber ve fikir verir, bir devletin-milletin altını oymaya çalışan terör örgütü propagandası yapanlara gazete denir mi? İş-gücü terörü öven ve teröre yandaş bulma çabası içinde olan paçavralar da kapatılmasın mı?