Cumhuriyet Resepsiyonu ndaki Türkiye realitesi

Bu haber 03 Kasım 2010 - 0:00 'de eklendi ve 718 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Cuma
akşamı Cumhurbaşkanımızın davetlisi olarak Çankaya Köşkü’ndeydim. Cumhuriyet
Resepsiyonu’na başörtülü eşim ve milletvekili akrabam Ağrı Milletvekili ve AK
Parti MKYK üyesi Fatma Salman Kotan’la gittik. İşte Türkiye bu dedim.

Aynı
çatı altında herkesimden insanlar.

Değişik
dinlerden, inançlardan ve yaşam tarzlarından insanlar.

Çankaya
hepsini kucaklamış.

Hiç
kimse bir diğerine gayrı gözüyle bakmıyor. Herkes bir diğerinin elini
mutlulukla sıkıyor.

Demokratik
Cumhuriyet’in herkesi kendinden bilen anlayışının ete kemiğe bürünmüş bu hali
karşısında kendi adıma büyük bir mutluluk duyuyorum.

“Kamusal
alan” tartışmalarının içinin ne kadar ayrıştırıcı ve çatıştırıcı olduğunu bu
farklılıkları bir araya getiren anlamlı tablo karşısında görmekten memnuniyet
duyuyorum.

İşte
hepimiz bir aradayız ve hiçbirimiz birbirimize düşman nazarıyla bakmıyoruz.

Çankaya’yı,
daha doğrusu Cumhurbaşkanının ayağını bastığı her yeri kamusal alan ilan eden
ve dolayısıyla oraya türban/başörtüsü veya başkaca bir kıyafetin girmemesi
gerektiğini savunanların ne kadar gereksiz yere Türkiye’nin nefesini
tükettiğini o salondaki anlamlı tabloya bakarak çıkarsayabiliyorum.

Biliyorum,
o Cumhuriyetçi-laikçi elitler, Cumhuriyet Resepsiyonu’ndaki bu Türkiye
realitesini, “kamusal alan çöktü!” diye okuyacaklardır. “Laiklik tehlikede!”
diye bağrışıp duracaklardır. Oysa laikliğin, demokrasiyle ancak anlamlı ve
değerli olabilecek laikliğin tam da böyle bir şey olduğunu anladıkları gün çok
şey değişecek. Kafalardaki bu değişim Türkiye’yi normalleştirecek.

“Kamusal
alan” çökmedi. Sadece herkese açılarak asıl anlamına ve işlevine uygun hale
getirildi.

“Kamusal
alan”ı bazı vatandaşlarımızın asla giremeyeceği “memnu/yasak alan” olarak gören
bir yaklaşım tarzının sahiden demokrasiyle bağdaşmadığını anladığımız gün
Cumhuriyetimiz demokratik temelde çok daha güçlenmiş olacaktır.

“Kamusal
alan” asla “yasak alan” değildir.

Cumhuriyet
hepimizin.

Ve
hepimiz farklılıklarımızla bir aradayız işte.

Cumhuriyet’i
kutluyoruz.

Hepimizi
farklılıklarımızla bir araya getirip anlamlı bir tabloda buluşturan
Cumhuriyet’in o demokratik ruhunu ayakta alkışlıyoruz.

Hepimiz
demokratik cumhuriyetin hür ve eşit vatandaşlarıyız.

Hiçbirimiz
bir diğerimizden daha fazla değerli veya değersiz değiliz.

Hiçbirimiz
bir diğerimizden daha fazla eşit olamayız.

“Demokratik
Cumhuriyet”in, tabiri diğerle, “Yeni Türkiye”nin gök kubbesi altında hepimize
yer var. Yüreğimizi daraltmanın, kırgınlık ve küskünlük yaratmanın manası yok.

Bu
ülke hepimize yetecek kadar geniş.

Askeri
bürokratlar ve CHP’li siyasetçiler alternatif törenler hazırlamışlar. Çok
yazık!

Onların
da yer aldığı Türkiye tablosu, Cumhuriyetimizin kazanımı olarak tarihe
geçecekti.

Türkiye
Cumhurbaşkanının resepsiyonuna katılmayan askeri bürokratlar ve CHP’li
siyasetçiler bence cumhurun nezdinde çok şey kaybettiler.

Cumhurun
Cumhuriyeti demokrasinin kökleri üzerinden kendini yeniden yapılandırarak
bölünmüşlük tablosunu ortadan kaldırıyor.

Cumhurbaşkanının,
“Türkiye’nin tüm renkleri burada. Türkiye’nin realitesi burada!” sözleri bu
bakımdan çok anlamlı…

Hiç
kimseyi dininden, ırkından, inancından, mezhebinden ve yaşam tarzından ötürü
ayırmadan Cumhuriyet şemsiyesi altında Çankaya’da kucaklayan Türkiye
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yürekten şükranlarımı arzederim.

Mehmet
METİNER       Star / 31.10.2010

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.