Çocuklarınız “Elit” Bir Eğitim Alsın İster Misiniz?

Bu haber 21 Ağustos 2019 - 10:43 'de eklendi ve 911 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Bugünlerde anne babalar, çocuklarının ortaokul, lise ve üniversitelere kayıt işlemleri ile uğraşıyor. En büyük telaş ise çocukları ilkokula başlayacak olan ailelerde.

Bu köşede iki yıldır eğitim, iletişim, iş hayatı ve insana dair konularda düzenli olarak yazıyorum. Bir eğitimci olarak, sıklıkla eğitim sorunlarına değiniyorum. Yazılarımda eğitim fakültelerinin öğretmen yetiştiremediğini, velilerin okullardan uzak tutulması ve temel eğitimin devlet eliyle verilmesi gerektiğini, öğrenci ve öğretmenlerin serbest giyinmelerinin eğitime vurulan büyük bir darbe olduğunu savundum. Bu konularda hâlâ cevabını bulamamış soruları olan önemli bir kesimin olduğunu da görüyorum.

Belki bu sorulara cevap olur düşüncesiyle Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın eğitim ile ilgili görüşlerini sizlerle paylaşacağım. İlber Hoca, birçok konuda genel kabulleri reddeden düşüncelere sahip. “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” isimli son kitabını herkesin okumasını tavsiye ederim.

Bizde sınav odaklı bir eğitim sistemi var. İlber Hoca öncelikle “Eğitimin iyisi müzikle, matematikle, filolojiyle ve sporla olur.” diyor. Oysa bizde sınav başarısı, eğitimde başarı olarak kabul ediliyor. Hoca, liseyi bitiren gençlerin yurt dışına gönderilmemesi gerektiğini, iyi eğitim amacıyla yurt dışına gönderilen gençlerin kaybedildiğini; ancak iyi yetiştirilen gençlerin üst eğitim için yurt dışına gönderilmesinin ülkeye yararı olabileceğini söylüyor.

Toplum olarak, eğitimin merkezine öğrenciyi koyuyoruz. İlber Hoca ise eğitimin merkezine öğretmeni yerleştiriyor. Bugün bir rol model ve kanaat önderi olarak hayatımızda yeri olmayan öğretmenin, bir lider olarak hayatımıza geri dönmesinin gerekliliğini “Bizde model hep öğretmenlerdir, anlattıklarıyla bir dünya kurarlar. Öğretmen iyiyse, toplumu kurtarır. İyi bir eğitim için, iyi bir öğretmen gerekir.” şeklinde formüle ediyor.

Niteliksiz bir eğitimle öğretmen olanların kendisini işine adamadığını, iş bilmediğini, idealist olamadığını; öğretmenlere bu idealizmi öğretecek örnek öğretmenlerin de bulunmadığını söyleyen Ortaylı, “Çünkü birini ancak meslektaşı adam eder.” diyor.

Bugün bir veli olarak, geleceğini garanti altına almak için çocuklarımızı belirli bölümlere yönlendiriyoruz. İlber Hoca’nın buna da itirazı var: “Türk halkı eğitimi yukarı tırmanmak için bir araç olarak görüyor. Hâlbuki ABD’nin en iyi okullarında okuyanların bile hayatta başarılı olmalarının garantisi yok.” Yine iyi bir eğitim için çocuklarımızı özel okullara gönderiyoruz. Hoca, özel okulların eğitimde başarılı olmadığını, çünkü buralarda vasıflı öğretmenlere görev yaptırılmadığını söylüyor: “Bir defa öğretmenin tepesinde bir müdür ve okul sahibi duruyor. Karşıda da çoğu gayet edepsiz, müdahaleyi kendine iş edinmiş veliler var. İşleri güçleri yok, okula gelip öğretmene ve müdüre iş öğretiyorlar.”

Mevcut eğitim sisteminin sistematik düşünmeyi öğretemeyen, renksiz ve kokusuz bir sistem olduğunu, ders kitaplarında ise çok fazla derleme olduğunu söyleyen İlber Ortaylı; “ezbere dayalı eğitim”e alternatif olarak “anlayarak eğitim”i savunanları da tarihten örneklerle sert biçimde eleştiriyor: “Anlamak için önce ezberlemek gerekir. Ezber ve tekrar eğitimin temelidir.” İlber Hoca “aktif metod”u ise derse hazırlanmayan, dersi öğrenciye anlattıran yetersiz öğretmenlerin yalanı olarak tarif ediyor. Ortaylı, 15 yaşından sonra bir şeyi hakkıyla öğrenmenin mümkün olmadığını, dolayısıyla da dil, din ve meslek eğitimi için 15 yaşın geç olduğunu söylüyor.

Peki, bu kadar eleştiriden sonra iyi bir eğitim sistemi için Hoca’nın önerisi var mı? Tabi ki önerileri var: Hoca, ezberleyen ve ezberlediğini anlayan çocuklar yetiştiren; konuşma dilini öğrenciye iyi öğreten; müzik, matematik ve sporla eğitimi destekleyen, olgunluk sınavları yapılan bir eğitim sistemi öneriyor: “Umutsuz olmayın, eğitimi kurtarmak için çare var. İyi okullar kurmalıyız, elit öğretmenler yetiştirmeliyiz. Nitelikli imtihanlar yapmalıyız.”

Hoca, iyi yetişmiş öğretmenlerin görev yaptığı ve çocukların yeteneklerini keşfeden “elit” bir eğitim sistemi öneriyor. “Elit” deyince birçoğumuz olumsuz düşüncelere kapılacaktır. Ancak Hoca’nın “elit” tanımı çok farklı: “Elitlik, işini iyi yapan insanların toplumda dikeyine sınıflandırılmasıdır. Bu paranın elitizmi değil, aklın ve yeteneğin elitizmidir. Elit olmaktan, elitist bir eğitim aramaktan korkmayın. Elitlerimizi iyi değerlendirememekten korkun. Çünkü böyle bir toplum gerilemeye mahkûmdur.

Bu elit/seçkinci sistem ise, yetenekleri tespit eden ve çocukları buna göre eğiten; her şeyi bilen değil, işini iyi yapan insanlar yetiştiren bir sistem olacaktır.

İnşallah veliler olarak, çocuklarımızın gelecek yılını bu öneriler ışığında planlarız.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.