Çocuklarımızın Geleceğini Planlarken…

Bu haber 04 Temmuz 2018 - 1:57 'de eklendi ve 979 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

 Bu yıl hem liseye geçişte hem de üniversiteye girişte uygulanan sınav sistemi değişti. Birçok gencimiz (aslında onlar adına aileleri) hedefini belirledi. Geçen hafta LGS puanları açıklandı, hafta sonunda da Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı yapıldı. Şimdi bazı ailelerde meraklı, bazı ailelerde ise endişeli bir bekleyiş var. Alınan puan ile istenen yere yerleşip yerleşememe, istediği bölüme yetecek puanı alamama endişesi var. Bazı aileler çoktan hayal kırıklığı içinde suçlu arama telaşına düştü bile.

Hayallerimizi orta öğretimde fen liseleri, yüksek öğretimde tıp ve hukuk fakülteleri süslüyor. “İyi bir eğitim” ile kastedilen, çocuğun geleceğini garanti altına alabileceği prestijli bir meslek sahibi olmasının önünü açacak bir eğitim. Hayalin de ötesinde anne-babalar bunun rüyasını görüyor her gece. Ancak çoğu ailede anne-babanın gördüğü bu rüya, çocukların kabusu oluyor.

Eyvallah… Bu ülkenin iyi hukukçulara ve ataları gibi tıpta çığır açacak yeni nesil tıpçılara ihtiyacı var.Ama ne kadar? Kaç bin kişi? Geri kalan gencimiz ne olacak?

Tıp, hukuk kazanamayan ya da buraları tercih etmeyen çocuklarımız başarısız, yeteneksiz çocuklar mı? Tıp ve hukuk okumak başarının tek koşulu mu?

Çocuklarına tıp ve hukuk eğitimi dışında başka bir tercih bırakmayan, geri kalan bölüm ve meslekleri değersizleştiren anne-babalar, farkında olmadan çocuklarının geleceğini karartıyor.

Çocuğunun geleceğini planlarken; aynı zamanda onun ahlâklı, millî ve manevî değerlerine sahip bir insan olması kaygısı taşıyan kaç aile var?

İtibarlı (yani onlar için iyi geliri olan) bir mesleğe sahip olmak hayatta başarılı ve mutlu olmaya yetiyor mu? Çocuklarının kariyer planlamasını yapan anne-babalar, acaba “sosyal sermaye” nedir hiç biliyorlar mı?

Çocukları için hoca, kaynak, okul, bölüm araştırması yapan anne-babalar; acaba işinde, evliliğinde, ilişkilerinde, ticaretinde başarılı olmanın koşulları hakkında bir araştırma yapıyor mu?

Çocukları adına gelecek hesapları yapan anne-babalar, okul hayatı boyunca test çözme başarısına odaklanan bir hazırlığın, hayat yolculuğunda azık olarak kaç gün yeteceğinin hesabını da yapıyor mu?

Başarıyı, geleceği, huzuru bugün itibar gören ve iyi kazandıran mesleklerde arayan, çocuklarını bir yarış atı gibi o hedefe koşturan ve bu koşuda çocuğunun sosyal ve manevi gelişimini ihmal eden anne-babaları Nurettin Topçu “Türkiye’nin Maarif Davası” kitabında yaklaşık altmış yıl önce şöyle uyarmış:

Zamanımızda adeta milli mukaddesatımızın hizasına yükseltilen tekniğe bağlı değerler, en fazla kazanma gücü, millet kültürünü azar azar ortadan kaldırmaktadır. Yürütücülerin güttüğü maarif davası sadece teknik davasıdır. Bütün mektepler fen mektebi olma yolunda, milli mektep de can çekişmektedir. Yabancı dille öğretim yapan mektepler Türk çocuğu için ideal mektep oluyor. Bu hal yakın bir gelecekte milliyet ve kültür davasının mezarı başında ağlayacağımızı haber vermektedir.”

Evet; maneviyat, inanç, ahlâk, kültür, değer, aile, millet gibi kavramların mezarı başında ağladığımız günler geldi. Bakınız etrafımız afili unvanlara sahip olan bir sürü beceriksiz insan ile dolu. Önemli görevlerde bir yığın adap ve usul bilmez insan var. Sokaklar saygısız insanla dolu. Cezaevleri kanunlara ve toplumsal kurallara uyum sağlayamayan yüz binler ve iyi eğitim almış vatan hainleri ile dolu. “İnsan müsveddesi” olmayı bile hak etmeyen aşağılık yaratıklar her gün vicdanları yaralamaya devam ediyor.

Anne-babalar; çocuklarımızı bencil ve değersiz yetiştiriyoruz. Bu dünyada olmamızın bir amacı ve bizi biz yapan değerlerin olduğunu onlara öğretemiyoruz. Çocuk söz konusu olduğunda onur ile ego, özgüven ve hadsizlik, özgürlük ile kuralsızlık arasındaki ayırımı yapamıyoruz.

Çocuklarımızın geleceğini karartmayalım. Onların akademik gelişimi kadar ahlâki, sosyal ve ruhî gelişimini de önemseyelim. Çocuklarımıza insanı maddi kazanımların değil, manevî kazanımların mutlu ettiğini de öğretelim.

Unutmayalım ki; ahlâk, inanç, değer ve sosyal beceriler ile desteklenmeyen bir unvan veya mesleki beceri, sahibine ve topluma bir fayda sağlamıyor.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
ISMAIL zorba 04 Temmuz 2018 / 10:53

Güzel ve faydalı değerlendirmeler İdris Bey. Ebeveynlerin eğitimi ve bilinçlendirilmesi bütün planlamaların önceliğinde olmalı. Yalnız bir taraf tamamen biçilirken, yok sayılırken bir taraf gerektiğinden fazla şişirilmemeli; dengeler korunmalı eğitim kurullarında. Bütün çocuklarımıza, gençlerimize hakettiği standartlarda, koşullarda olanaklar hazırlanmalı. Kafada çözülemeyen problemler, bulanılıklar devam ettiği sürece ve asıl öznenin sayıda kalmadığı “insan”da tamamlandığı öncelik tanındığında istenilen semerelere elbette ulaşılır. Mayasında irfan, ilim, edep, ahlak ve iman özünü bozmadan tabiki.. Elbette beyin fırtınaları devam ettirilmeli.