Çocuklarımızı Evde Kaybediyoruz

Bu haber 18 Ekim 2017 - 1:06 'de eklendi ve 1.361 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

Çocuklarımızın eğitimine dair geçen haftaki yazıdan iki gün sonra, Muğla 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Kamil Karakaya’nın “Bir Cuma Sabahı Öylesine…” başlıklı sosyal medya paylaşımını gördüm.

Kamil Karakaya, çocuk yetiştirmekten kasdın ne olduğunu sorarak “Çocuk yetiştirmek, besleyip giydirmek ve iyi okullarda okutmak değil, onu hayata hazırlamaktır. Sahip olacağı maddi olanakların yanında sevgi, saygı, değer verme, empatik davranma, onaylama veya karşı çıkma ile zamanı değerlendirmeye; iş hayatının dışında sosyal hayata, evliliğe, anne-baba olmaya, eş olabilmeye hazırlamaktır.” diyordu.

Belki de can alıcı nokta burası: İyi bir okula ve itibarlı (kazancı bol) bir meslek sahibi olmaya hazırlanan çocuklarımızı sosyal yaşama, dostluğa, komşuluğa, evliliğe, eş olabilmeye, anne-baba olmaya da hazırlayabiliyor muyuz? Ya da çocuklarımızı hayata kim hazırlayacak?

Etrafımıza baktığımızda çocuklarını hayata hazırlayan anne-baba görebiliyor muyuz? Varsa kaç tane? Varsa yoksa sınav, test, not, puan, takviye ve iyi bir okul… Hayata hazırlıktan anladığımız, sınavlara ve yükseköğretime hazırlanmak.  Ya sonrası? Ya hal bilgisi?

Bugün kaç aile oğluna-kızına Kamil Karakaya gibi “Rahat ol. Senin sınavlarda aldığın not benim için çok teknik ve olağan bir konu; bana sen lazımsın. İnsanlara yardım edebilen, anlayan ve anlaşabilen birey olman önemli. Fen lisesine gitmen ile sıradan bir liseye yerleşmen benim sana olan sevgimi ve ilgimi asla etkilemez. Ben seninle hep gurur duyacağım.” diyebiliyor.

Kaç aile “Baba, olimpiyatlarda madalya alacağım.” diyen oğluna-kızına onun gibi “Yapabiliyorsan en iyisi olsun, hedefin yüksek olsun. Olmazsa zaten dünyanın tüm deniz, göl ve havuzları bizim. Yüzer gideriz işte.” diyebiliyor.

Kamil Karakaya, “Doğru mu yapıyorum, bunu zaman gösterecek.” diyerek bitirmiş yazıyı. Elbette her şeyi zaman gösterecek ama ben doğru yolda olduğuna inanıyorum. Çocukları sınavlara hazırlarken, asıl amacın maddi kazanç ve itibar getiren bir meslek sahibi olmaları değil; mesleği ne olursa olsun, ahlâk ve değerler temelinde onurlu bir yaşam sürebilmeleri olduğunu unutmayan anne-babalar doğru yolda.

On beş yıldır suça sürüklenen insanlarla çalışan bir eğitimci olarak şunu söyleyebilirim ki, biz çocuklarımızı evde kaybediyoruz. Hanımlar bilir; süt pişirildikten belirli bir süre sonra, belirli bir sıcaklıkta mayalanırsa yoğurt olur. Bu kıvam kaçırıldığında maya tutmaz. İşte bunun gibi çocuklar da aile içinde belirli bir dönemde, hayata hazırlık anlamında bu mayayı almalı. Ahlâk ve değerler temelinde onurlu bir yaşamın mayası, ailede sağlıklı bir etkileşimle anne-baba tarafından çocuğunun zihnine ve gönlüne işlenebilmeli.

Bizler maalesef şefkatle muamele adına, sevgi adına çocuklarımızı bu dönemde serbestliğe, disiplinsizliğe, şımarıklığa, bencilliğe alıştırıp eğitimlerini erteliyoruz. Nasıl olsa okullar eğitim veriyor ya… Oysa çocuklarımızı sınavlarda başarılı olmaya şartlandırmak, hedef olarak da hayalimizdeki okulları göstermek, büyümeye zorlamak aslında onları duygusal olarak örselemektir. Biz dışarıda onlar için kazanmaya çabalarken, onları evde kaybetmektir. Onları, hayatını kazanmaya odaklarken, daha evden çıkmadan kaybetmektir.

Psikiyatri Profesörü Kemal Sayar, bizi “Kültürel okuryazarlık artarken, ahlâkî okuryazarlık azalıyor.” diye uyarıyor. Onun için çocuklarımıza öncelikle mutlu olmanın maddi refaha değil, manevi rahatlığa ve huzura bağlı olduğunu; manevi rahatlık ve huzura da, yaptığı iş her neyse, ancak en iyisini yaparak ulaşabileceklerini öğretmeliyiz. Çocuklarımıza Douglas Malloch’ın diliyle seslenebilmeliyiz:

Dağ tepesinde bir çam olamazsan, vadide bir çalı ol. Fakat oradaki en iyi küçük çalı sen olmalısın.

Çalı olamazsan bir ot parçası ol. Bir yola neşe ver. Bir misk çiçeği olmazsan bir saz ol. Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın.     

Hepimiz kaptan olamayız, tayfa olmaya mecburuz. Dünyada hepimiz için bir şey var. Yapılacak büyük işler, küçük işler var. Yapacağınız iş, size en yakın olan iştir.   

Cadde olamazsan patika ol. Güneş olamazsan yıldız ol. Kazanmak yahut kaybetmek ölçü ile değildir. Sen her neysen, onun en iyisi ol.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.