Çocuklarımıza Ne Oluyor?

İdris KOÇ

 Hafta sonu yapılan Açık Öğretim Lisesi sınavlarında öğretmen arkadaşlarla sohbet etme fırsatı buldum. Malum herkes kaldırılan TEOG sınavları sonrasında ortaöğretime geçişin nasıl olacağı ve üniversiteye girişte tekli sınavın nasıl uygulanacağına odaklanmış durumda. Son sınıflarda okuyan öğrenciler ise ciddi bir endişe içinde.

Bunları konuşurken okul müdürü bir meslektaşım bu belirsizlik ortamında öğrencileri motive etmeye çalıştıklarını ancak daha önemli bir sorunları olduğunu söyledi: Daha ilkokul, ortaokul seviyesindeki öğrencilerin birbirleriyle alay etmesi, birbirlerini aşağılaması, dışlaması…

Meslektaşımın anlattıkları ile geçen hafta bir veliden işittiklerim aynı şeylerdi. Birçok öğrenci kıyafeti, çantası, ayakkabısı, duruşu, kişiliği, fiziksel özellikleri ve hatta anne-babasının mesleği üzerinden arkadaşları ile alay ediyor ve diğerini dışlıyordu. Başka bir meslektaşım öğrencilerin kantinden aldıkları yiyecek ve içecek üzerinden bile iddialaştığını, birbiri ile dalga geçtiğini söyledi.

Bu konudaki düşüncelerini sorduğum başka bir arkadaşım, çok daha vahim bir gözlemini; merkezdeki okullarda bu alay ve dışlamanın daha yaygın olduğunu anlattı. Ona göre diğer okullarda okuyan öğrenciler, birbirlerine daha sıcak davranmakta, yeni arkadaşlarını daha çabuk kabullenmekte ve içlerine/oyunlarına dahil etmekte iken eğitimli ve imkanlı aile çocuklarında bu kaynaşmanın yerini dışlama, alay etme ve küçümseme almaktaydı. Görünen o ki, bazı çocukların kendisi gibi olmayana tahammülü, hatta kendisinden başkasına ihtiyacı yok.

Bu konuda birçok velinin okulu ve öğretmenleri sorumlu tuttuğunu ve bu sorunların çözümünü de onlara havale ettiğini tahmin edebiliyorum. Oysa anne-baba olarak büyük bir yanılgı içindeyiz. Daha ilkokul, ortaokul seviyesinde yaşanan bu kişilik sorunlarının asıl sorumlusu anne-baba olarak bizleriz.

Uzmanlar, kişilik ve bilişsel özelliklerin oluşumunun ilk çocukluk dönemi olan 6/7 yaşında büyük oranda (% 80) tamamlandığını, dolayısıyla çocuğun karakter oluşumuna dair her şeyin bu yaşa kadar aile tarafından çocuğa verilmiş olması gerektiğini söylüyor.

Oysa bu dönemde aileler çocuklarının kişilik gelişimi ve karakter oluşumunu akıllı telefonlara, tabletlere, müzik kanallarına ve çizgi filmlere havale ediyor. Çocuğun okul çağına gelmesiyle de bu iş okullara havale ediliyor. Çocuğumuzun ana sınıfı ve ilkokul çağında katıldığımız veli toplantılarında uzun uzun çocuğunun değerli ve özel olduğunu anlatıp öğretmenden özel yaklaşım bekleyen velilere şahit olmuşuzdur.

Çocuğun karakter oluşumunun 6/7 yaşlarında büyük oranda tamamlandığını ve okulların bir öğretim kurumu olduğunu unutan aileler ne yazık ki sevgi, şefkat ve ilgi adına çocuklarına büyük zararlar verebiliyor. Daha ilkokul, ortaokul çağında yaşanan bu kişilik problemlerinin altında ailelerin yanlışları yatıyor. Çocuklarımız anne-babanın yanlışları, sosyal medyanın olumsuz etkisi, Youtube’dan izlediği kanal videoları ve kapitalist sistemin ürettiği çizgi filmler arasında bencil, her şeyi ben yaparım, her şeyi ben başarırım, ben en üstünüm anlayışıyla büyüyor.

Bunun adı da narsizm… Narsizm de çağın hastalığı… Buna bir de ailelerin çocuğum düşmesin, ağlamasın, acıkmasın, yorulmasın, üzülmesin gayreti eklenince narsist benlik daha da şişiyor.

Ağlamayan, ağlayanın halinden ne bilsin? Acıkmayan, açın halini ne bilsin? Düşmeyen, ayağa kalkmayı ne bilsin? İncinmeyen, başkalarını incitmemeyi ne bilsin?

Anne-babalar; çocuklarımızın aldığı notlar, test çözme kabiliyeti ve kazandığı afilli okullar bizi yanıltmasın. Hayatın doğal akışına uygun olmayan her müdahale, bizi onarılmaz hatalara sürüklüyor.  Sosyal becerileri gelişmeyen, kişilik problemleri ve psikolojik rahatsızlıkları olan garip bir nesil yetişiyor.

“Kuzguna yavrusu anka görünür.” duygusallığı ile bu düşüncelerimi paylaşmayan okuyucular olacaktır. Ancak unutmayalım ki, çocuklarımızın eğitiminden birinci derecede biz sorumluyuz. Eğitimin öncelikli yeri de aile. Okullar da birer öğretim kurumu…

Ve sorumluluklarımızı başkalarına havale etme kolaycılığının sonu yok.

 

Okunma Sayısı:419

YORUMLAR

Toplam 1 yorum bulunmaktadır.

Özer koyuncu

Allah razı olsun.

11.10.2017, 10:47