Çocuk İstismarı, Muğla, Adaylar

Bu haber 06 Mart 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.284 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Ben bu gün Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş ile Muğla Basını’nın buluşması üzerine notlarımı; Perşembe Pazarı’nın geleceği, Doğal Gaz da gelişme, Engelliler vd. üzerine sizlerle paylaşmak niyetindeydim. Basında “Şanlıurfa’da Avukatlardan Çocuk İstismarına Tepki” başlıklı haberle karşılaşınca vazgeçtim.

Bahattin Gümüş ile buluşmamıza yine döneriz…

xx        xx        xx

Son yıllarda ülkemiz Özgecan Aslan, Berkin Elvan ve en son Gazeteci Nuh Köklü örneklerinde olduğu gibi taciziyle, tecavüzüyle, cinayetiyle dehşet verici bir şiddet sarmalı içinde…

Hepimizin çocuğu Berkin Elvan’ı Gezi olaylarında polis tarafından atılan göz yaşartıcı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu 69 gün komada kaldıktan sonra yitirdik. Berkin’in ailesi Gezi olaylarının en küçük kaybı oğulları için “O ekmek almaya giderken yaralandı…” diyorlardı…

Bu neyin düşmanlığı?

Hepimizin kızı Özgecan Aslan okuldan evine dönerken tecavüz edilip, bilekleri kesilip, yakılarak öldürüldü… Bütün Türkiye ayağa kalktı. Hatta Bakanlar Kurulu!.. Hep birlikte Ceza Yasası’nı değiştirmeye kalktık. “Asalım” diyenler olduğu gibi “Hadım edelim” diyenler çıktı!

Bu neyin vahşeti?

Derken Gazeteci Nuh Köklü, İstanbul Kadıköy‘de arkadaşlarıyla kartopu oynarken camına kartopu isabet eden esnaf tarafından bıçaklanarak katledildi.

Bu neyin öfkesi?

xx        xx        xx

Bize ne oluyor?…  Farkında mısınız, birer birer de unutuyoruz. Sanki giderek alışıyoruz ve duyarsızlaşıyoruz!  Hava raporu gibi…

Elbette kadın cinayetleri Muğla’da da yaşanmaya başladı. Yine de bana “Muğla’da Olur Mu Bu?” diye başlık attıran bir başka türlü vahşetin Muğla’da yaşanabileceği ise aklımın ucundan geçmezdi. Biliyorsunuz bu çirkinliği gündeme CHP Muğla Milletvekili, TBMM Cezaevleri Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Nurettin Demir taşımıştı. Sonra ne oldu? Bilmiyoruz!

Merak ta etmiyoruz. Unuttuk…

xx        xx        xx

Bu yazımı kale aldığım gün, eve gelirken Perşembe Pazarı’nın girişindeki Havuzlu Park’ta 30 kadar kadınımız toplanmış, “Devlet Elini Bedenimden Çek” diye slogan atıyorlardı… Eylemlerini tamamladıktan sonra 8 Mart Pazar Günü Sınırsızlık Meydanı’nda olacaklarını duyurdular… Ne olacak?

Önceki gün bir avuç duyarlı kadının Havuzlu Park’taki protestosunu kaldırıma çıktım izledim. Baktım oradan geçen kimsenin umurunda değillerdi. Kadınların da! Şöyle bir bakıp geçiyorlardı…

Yani oradan geçenlerin katılımı ile dahi çoğalmıyorlardı…

8 Mart Pazar günü de çoğalacaklarını sanmıyorum!

xx        xx        xx

Tecavüz, şiddet, vahşet her yerde… En çok da cezaevlerinde…

Yıllar önce Kenan Evren hakkında yazdığı bir fıkra nedeniyle Muğla Cezaevlerinde suçunun” bedelini ödemiş biri olarak biliyorum…

Ama Muğla’da tecavüz olmazdı.

Olmuş… Muğla’nın E Tipi Kapalı Cezaevinde bulunduğu belirtilen sübyan koğuşunda yaşları 12 ile 15 arasında değişen 4 çocuğa tecavüz ve işkence uygulandığı iddiasını çocuklardan birisinin babasının Milletvekili Demir’e başvurması sonucu haberdar olduk.

Milletvekili Demir, bu çirkinliği TBMM’ne taşıyacağını belirtirken, tecavüz ve işkenceye tabi tutulduğu iddia edilen çocukla ilgili Savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu da kaydedilmişti.

Peki, ne oldu?

xx        xx        xx

Ben o günden beri Muğla Valiliği veya Muğla Cumhuriyet Savcılığı veya Cezaevi Müdürlüğü filan biri çıkar bir açıklama yapar; “Böyle bir şey yok” veya “Doğrudur, olmuş, gereğini yapacağız, yapıyoruz” denilir diye bekledim. Ne yalanlandı, ne doğrulandı…

Gariptir Muğla Barosu Başkanlığı’ndan da ses gelmedi…

Cezaevlerinde olur böyle şeyler” diye mi düşünülüyor?

Tacizin, tecavüzün, cinayetin, şiddetin ne zaman, nasıl bizim de kapımızı çalabileceğini neden aklımıza getirmiyoruz. Biliyorum empati yapmayı da bilmiyoruz. Peki, öğrenmekten de mi vazgeçtik? İnsanlığımız bizi bir pankart açmak için o cezaevinin önüne kadar taşıyamayacak kadar mı yok oldu?

Anlamakta güçlük çekiyorum!

xx        xx        xx

Önceki gün internette haber sitelerinde dolaşırken gördüm. Başlık böyleydi:

Şanlıurfa’da Avukatlardan Çocuk İstismarına Tepki

Merak edip, baktım. Haberin spotunda da şöyle deniliyordu:

Şanlıurfa Barosu avukatları, Muğla E Tipi Cezaevi’nde çocuklara yönelik taciz ve şiddet iddialarına tepki gösterdi.

Utandım…

Haberde “Şanlıurfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu üyeleri, öğle saatlerinde Adliye bahçesinde toplanarak, Muğla E Tipi Cezaevi’nde kalan çocuklara yönelik şiddet ve cinsel tacize basın açıklaması yaparak tepki gösterdi.” deniliyordu.

Belki de bizim Baro’nun “Çocuk Hakları Komisyonu” yoktur!

Peki ya Muğla Valiliği İnsan Hakları Komisyonu? O komisyon ne iş yapar?

xx        xx        xx

Abarttığımı düşünenler olabilir. Olmasa şaşırırım… Ama abartmıyorum.

Bu köşede 02.03.2015 tarihli ve“Muğla’da Olur Mu Bu?” başlıklı yazımda şöyle demişim:

Çocuk onlar… Üstelik büyük, küçük ceza evine giren herkes Devlet’e ‘emanet’ edilmiştir.

Devlet cezaevlerindekileri koruyamıyorsa, cezaevlerinin dışındakileri nasıl koruyacak?

Korumuyor zaten” denildiğini duyar gibi oluyorum.

Muğla gibi bir yerde BARO’nun sesi çıkmıyorsa, İnsan Hakları Komisyonu suskunsa, haklı olarak “elini bedenimden çek” diyen kadınlarımız Muğla E Tipi Cezaevi’nde yaşandığı iddia edilen çirkinlik ile ilgili bir çift söz etmiyorsa, Berkinleri, Özgecanları, Köklüleri ve ötekilerini unutuyorsak, Sınırsızlık Meydanı’ndan Havuzlu Park’a geçen kadınlarımız çoğalamıyorlarsa, ee korumaz.

xx        xx        xx

Şanlıurfa’da Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Av. Gökhan Devim, Muğla‘da yaşananların vahim olduğunu belirterek şöyle demiş:

Suçluyu ıslah edip tekrar topluma kazandırma işlevi bulunması gereken cezaevlerinde, çocukların fiziksel, zihinsel ve cinsel şiddete maruz bırakılması onların ıslahını gerçekleştirmek bir yana psikolojilerini bozmakta, onları toplumdan uzaklaştırmakta ve daha fazla şiddete meyletmelerine neden olmaktadır. Toplumun geleceğini inşa edecek olan, masumiyet ve saflığı temsil eden yarınlarımız olan çocukların yaptıkları küçük hatalarının bedelinin cezaevlerinde bu kadar ağır şekilde ödetilmesi sadece onlara yapılan bir zulüm değil, bizlere ve topluma yapılan bir zulümdür.

xx        xx        xx

Kendimize daha ne kadar zulmedeceğiz?

CHP’de aday adaylarının başvuruları tamamlandı. Ön seçim (temayül) sandığından çıkıp aday haline gelmek içtin ilçe ilçe, belde belde dolaşıp kendilerini anlatıyorlar.

Kesin aday adayı listesini bilmiyoruz, ama 30’a yakın başvuru olduğunu biliyoruz. Bildiğimiz bir şey daha var. Aralarında Ömer Süha Aldan’ın da bulunduğu aday adaylarının 6’sı hukukçu… Nurettin Demir tıpçı…  Merak ediyorum adaylar zulmün farkında mı?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.