“Çocuk dövülecekse ben döverim”

Bu haber 07 Eylül 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.476 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

CHP’de, “Neler oluyor?” dedirten gelişmeler yaşanıyor. Olup bitenlere baktığınız zaman hala “CHP’de ön seçim değil, atama olacak” diyenleri, umanları haklı çıkaracak uygulama ve söylemler var.

Parti tabanının “ön seçim” talebi ile genel merkezde yereldeki atamacıların sözcülüğünü yapan “atamacıların” baskısı arasında sıkışıp kalan Kılıçdaroğlu sanki “atamanın yollarını arıyor” izlenimi veriyor!

Bu izlenimi veren söylemlerin en çarpıcısı da CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun bir iftar yemeğinde ifade ettiği şu sözler düşündürücü:

Temel stratejimiz şu: Mevcut belediye başkanı CHP‘liyse veya CHP aday adayı olmak isteyen birden fazla kişi varsa bunlar birbirlerini karalayarak yola çıkıyorlarsa onların üzerini baştan çizeceğim. Hiç boşuna aday olmasınlar.

xx        xx        xx

Genel Başkan Kılıçdaroğlu bir bakıma haklı.

Adaylar projelerini, hedeflerini ortaya koymalılar. “O kötü adam, ben iyi adamım” dememeliler. Nasıl olsa partinin üyeleri kötüyü iyiyi ayırabilecek kadar aklı başında ve partiyi bilen insanlardır. Ama…

Muğla Büyükşehir oldu. Köy ve beldelerde yaşayan parti üyeleri de önseçimde oy kullanacaklar. Muğla’nın Kıran Köyü’ndeki veya öteki ilçelerindeki parti üyeleri örnek vermek gerekirse yönetim ve uygulamaları ile tanışmadıkları Muğla Belediye Başkanı Osman Gürün’ü nasıl değerlendirecekler?

Bu soru Başkan Gürün’ün ister Menteşe, isterse Büyükşehir adayı olması halinde geçerli bir soru… Hem sonra Osman Gürün’ün karşısına çıkan adaya “Senin O’ndan farkın ne?” diye sorulmaz mı?

xx        xx        xx

Elbette içlerinde Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu gibi şehrin sağının solunun sahip çıktığı dört dörtlük, karşısına aday bile çıkmaması gereken örnek CHP’li belediye başkanları da var, ama “CHP’nin bütün belediye başkanları sudan çıkmış ak kaşıktır” diyebilir misiniz?

Sudan çıkmış ak kaşık olmayan belediye başkanını sen partinin içinde eleştirmezsen, hiç merak etmeyin yeniden aday olması halinde parti dışında acımasızca eleştirilecektir…

Şimdi CHP’li aday adaylardan biri çıkar da “Muğla’nın yeni yapılan kaldırım ve sokakları Muğla’ya yakışmıyor. Bütün cadde, sokak ve kaldırımların aynı malzeme ile üstelik amelece döşendiği nerede görülmüş. Seçilmem halinde Muğla, kültür kentine yakışır cadde, sokak ve kaldırımlara kavuşacaktır.” derse ne olacak? O adayın ismi çizilecek mi?

Muğlalıların şöyle bir sözü vardır:

Benim çocuk yanlış yaptı ise, onu başkaları değil ben döverim.

KılıçdaroğluPartimin belediye başkanlarını dövmeyin” diyor!

Olur… Muğlalılar da “Kızını dövmeyen dizini döver” derler…

xx        xx        xx

Doğrusu CHP Genel Merkezi’nin istemeye istemeye de olsa “ön seçim” yani “temayül yoklaması” kararı almasının ardından aday adaylığı sürecinde başvuru tarihini iki kere ertelemesi de manidar oldu. Hala atama bekleyenlerin iştahını kabarttı…

CHP genel merkezi örgüt yönetimlerinde görev yapan siyasetçilerin aday olabilmeleri için 15 Temmuz tarihinde görevlerinden istifa etmeleri konusunda bir genelge yayınladı.
Partiye kayıtlı üyelerin 31 Temmuz tarihine kadar kayıt yaptırmalarını istedi. Ardından adaylık başvuru süresi 2 Eylül 2013 tarihine ertelendi.
Bu ertelemeler partinin plansızlığı olarak yorumlandığı gibi partinin başvurulardan yeni paralar kazanmak istediğini öne sürenler de oldu.

Ama bir de CHP’de başlayan adaylık sürecinde 33 ilde ve 500’e yakın ilçede aday adaylığı başvurusu yapılmadığı ortaya çıktı!

Demek ki bu il ve ilçelerde ne olursa olsun “atama” yapılacağı yargısı hakimdi… Muhtemelen bu yüzden de kimse boşa adaylık parası yatırmak istemedi, adaylığa tevessül etmedi.

Muğla’da da böyle olmadı mı?.. Bir ay önce kimse kalkıp adaylık başvurusu yapmadı. Kimse ön seçim yapılacağına ihtimal vermiyordu! Ama bu gün sadece Muğla il merkezinde belediye meclis üyeliği için adaylık başvurusu yapanların sayısı 170 kişiyi geçmiş bulunuyor!

Ramazan Ayı’nda Muğla’da aday patlaması yaşandı…

xx        xx        xx

Aday bolluğu CHP’de yerel siyaseti hareketlendirdi, siyasi rekabeti de beraberinde getirdi.

Bırakın adaylar birbirlerini “belden aşağı” vurmadan, kavgalı hale gelmeden eleştirsinler.  Çocuk dövülecekse, parti içinde dövülsün. Eğer sen çocuğunu usulünce dövmezsen, yarın parti dışında sokakta, o çocuğu haşat ederler, çotak ederler… İşe yarayacak yerini bırakmazlar…

xx        xx        xx

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun mevcut belediye başkanlarını adeta koruma altına alan açıklaması umarız bir ciddi alan araştırmasına, yerel yönetimler ile ilgili ilin sosyal ve siyasal İHMAL envanterine ters düşmez… Kılıçdaroğlu’nun belediye başkanlarını bir genelge ile koruma altına alması ise, yöntem konusunda güvercin ürkekliği yaşayan CHP örgütlerinde “Genel Başkan atama yapmanın yollarını arıyor” şeklinde algılanacaktır.

TOMA’lara su veren belediye başkanı eleştirmeyip, alkışlanacak mı? CHP tabanını adayların birbirlerini eleştirmeleri değil, umutsuzluğa yol açacak bu algı hırçınlaştıracaktır…

CHP, 2014 yerel seçimleri öncesinde “değişimi” kendi içinde yapabilme becerisini gösteremez, koruma altına alınmış belediye başkanları ile seçime giderse o değişimi merak etmeyin seçmen gerçekleştirir!

xx        xx        xx

Bayram’da bu konuda bir açıklama da CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal’dan geldi. Basına yansıyan haberlere göre, bir partilinin önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimde CHP‘nin adaylarının belirlenmesi için ön seçim yapılıp yapılmayacağını sorması üzerine Deniz Baykal, “Yerel seçimlerde CHP’nin adaylarının mutlaka yargıç gözetiminde, bütün parti üyelerinin katılacağı bir önseçim yapılarak tespit edilmelidir. Sandıktan kim çıkarsa çıksın ‘CHP’nin adayı budur’ diyen bir anlayışın benimsenmesi gerekiyor.” diyordu.

Tabanın beklediği de bu… Genel Merkez adayları erken ilan etmek istiyor. Bu nedenle de Baykal’ın ortaya koyduğu anlayışın “hakimsiz” temayül yoklaması ile gerçekleşmesi mümkün… Nitekim gelişmeler atamacılarda “atama olacak” algısı yaratsa da, Kılıçdaroğlu geçen hafta sonunda Cumhuriyet Gazetesi’nde çıkan açıklamasında “Aydın Belediye Başkanı dışında kimsenin garantisi yok” diyordu… Bu sözleri nasıl algılayacağız?

Ve nitekim bu konuda Parti Meclisi de kararını almış bulunuyor. O zaman belediye başkanlarını 12 Eylül patronlarında olduğu gibi “koruma” altına almanın alemi var mı?

Varsa, Kılıçdaroğlu “sorumluluğu” üzerine alır ve sevgili belediye başkanlarının atamalarını da yapar, olur biter…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Ömer KAVAS 07 Eylül 2013 / 20:18

3- Ekim ayında Büyükşehir Belediye Başkan adayı için TÜM İLÇELERDE ve Belediye Başkanı olmayan yerlerde Üye katılımıyla Eğilim Yoklaması yaparak Adaylarını ve Belediye Meclisi Üyelerini belirleyeceksin,
Sonra Belediye Başkanı olan (Bodrum?) Milas, Yatağan, (Menteşe?), Marmaris, Datça, Köyceğiz, Ortaca için Üyeleri tekrar davet ederek (YSK Seçim Takvimine uygun, bu defa Ocak-Şubat ayı içerisinde) kendi ilçeleri için Başkan ve Belediye Meclisi Üyelerini belirleyeceksin.
Aday belirleme yorgunu bir seçmen ve parti üyesi…?
ADAYLARIN ÇOK ERKEN BELİRLENMESİ; GERİ DÖNÜLMEZ SONUÇLARIN ÇIKMASINA NEDEN OLABİLECEKTİR.
ÇOK YORGUN PARTİLİ ve SEÇMEN YARATILACAKTIR.
PARTİLİ TOPLUM BİLİMCİLER-SOSYOLOGLAR biraz görev başına…
(Özcan uzun oldu ama -ÖNEMLİ- ricayla)