Çocuğunuz bu yaz ne iş yapacak?

Bu haber 24 Haziran 2010 - 0:00 'de eklendi ve 965 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Cumhuriyet Gazetesi’nin Ege Eki’nde okuduğum haber beni alıp çocukluğuma götürdü.
O yıllarda, çocuklar “para kazanmak” ile erken tanışırlar, en azından harçlıklarını çıkarırlardı. Bazen o harçlık çıkarma uğraşısı ev ekonomisine katkı bile yaratırdı.
O yıllarda çocuklar ailelerinin yanında bu günkünden daha az değerli değillerdi.
Günümüz aileleri çocuklarına “kıymıyorlar”!
Ama bu, o yıllarda aileler çocuklarına “kıyabiliyorlardı” anlamına da gelmezdi…
Beklenen, çocukların yaşamla bir an önce tanışmaları, “>ekmek kazanmanın” zorluğunu ve çocuk yaşta “>zevkini” tanıyabilmeleriydi.
 
xx      xx      xx
O zamanın çocukları “çıraklığa” verilirdi. Hatta aileler “heves etsin” diye çocuklarına ustaları tarafından verilecek “haftalığı” ustaya öderlerdi. Haftalığı aldığımızda, ailemizin verdiğini bilmeden sevinirdik…
Benim gibi yoksul aile çocukları, çıraklık dışında para kazanmanın yollarını da arar, bulurduk. Sadece tatillerde değil, okul çıkışlarında, hafta sonu tatillerde kereste atölyelerinde kasa çakar, briket atölyelerinde briket sulardık. Daha çok dondurma yapımında kullanılan salep kökü (Dildamak çiçeği /orkide/  kökü) toplar, yaş veya kurutarak satardık. Kurusu daha çok para ederdi. Kuzugöbeği toplar, kurutup satardık.
En çok ta kış aylarında topladığımız salyangozdan çok para kazanırdık. En büyük alıcı rahmetli Mustafa Yalabık’tı…
Yalabık, salyangozları kamyonlarla yurt dışına ihraç ederdi. 
Sanıyorum Muğla’nın ilk büyük ihracatçısı Yalabık’tı…
 
xx      xx      xx
Cumhuriyet Gazetesi’nin Ege Eki’nde yer alan habere göre, Türkiye’nin ilk Yavaş Kenti Seferhisar’da yaşayan kadınlar Yavaş Kent logosundan (Logo salyangozdur) esinlenip, bir kooperatif kurarak salyangozdan para kazanma kararı almışlar.
Seferhisar’ın kadınları bizim çocukluğumuzda yaptığımız gibi dağlardan, çalı diplerinden salyangoz toplayıp satmıyorlar. Zaten kontrolsüz toplama sonucu dağlarda toplanacak salyangoz da kalmadı…
Seferhisarlı kadınlar salyangozu kendileri üretiyorlar. Bunun için kurdukları 52 üyeli kooperatif ile çiftlikler kurmayı ve 5-10 dönümlük arazi üzerinde seralar kurak üretim yapmayı hedeflemişler.
Şimdiden ürettikleri veya yetiştirdikleri salyangozları Özdere ve Kuşadası’ndaki otellere satmaya başlamışlar. Asıl hedefleri Fransa, Almanya, Belçika, İsviçre, İtalya, Macaristan, İngiltere, Yugoslavya, Avusturya, İspanya ve Kuzey Afrika ülkeleri ile Japonya’ya ihracat yapmak…
 
xx      xx      xx
Benim çocukluğumda yaşanan vahşi (plansız) toplama sonucu, bu gün dağlarda doğal ortamda yetişen kara salyangozu “Helix aspersa”nın kökünü kurutmuş vaziyetteyiz.
Buna rağmen Türkiye’den kara salyangozu ihracatı Bandırma ve Adana’dan yapılabiliyor. Bu iki şehirde 5-6 büyük şirketin kurduğu çiftliklerde gerçekleştirilen kara salyangozu üretimi soncu yıllık yaklaşık 3 milyon Avroluk ihracat gerçekleştiriliyor.
Muğla, “Helix aspersa” çiftliklerinin kurulabileceği bölgelerden biri…
Neden kimse düşünmedi? Rahmetli Mustafa Yalabık’ın oğlu Mehmet Yalabık’a böyle bir çiftlik kurmak yakışırdı…
 
xx      xx      xx
Hadi Mehmet Yalabık’ta düşünmedi, Muğla Tarım İl Müdürlüğü ne iş yapar?
Dr. Ünal Toksöz, “Jojoba” diye bir endüstriyel bitkiyi Muğla gündemine taşımıştı. Bu bitkiden elde edilen yağ, başta uzay teknoloji olmak üzere pek çok alanda kullanılıyor ve Akdeniz kıyı şeridinde en iyi yetiştirildiği bölgelerden biri Muğla…
Bırakın Jojoba plantasyonları kurmayı, bölgemizde çokça ve kendiliğinden yetişen “Kapari” bitkisinin plantasyonlarını bile kuramadığımız gibi, kendiliğinden yetişenlerin meyvelerini değerlendirmeyi beceremedik daha!
 
xx      xx      xx
Çocukluğumda kuzugöbeği önemli bir doğal ihracat ürünüydü. Muğla’da pek çok çeşidi bulunan mantar (çıntar) da gündemde. Mantar, çiftlik ortamında insan eliyle üretilmeye başlandı. Hatta Muğla Üniversitesi, Ula’daki yüksek oklunda mantarcılık bölümü de açtı ama…
Muğla mantar ihraç eden bir şehir değil… Ula’da böyle bir yüksek okula sahip isek, mantardan değerli olan kuzugöbeğini de insan eliyle üretebilmeliyiz.
“Su akar, Türk bakar” demişler ya, öyle… Bakmaya devam ediyoruz…
Üniversitemiz, Tarım İl Müdürlüğümüz, Ticaret Odamız, Ziraat Odamız.. hep birlikte bakıyoruz…
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.