Çoban Ateşi yeniden yandı…

Bu haber 11 Temmuz 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.697 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Muğla hafta sonunda 6 Temmuz cumartesi günü tarihi bir gün yaşadı.

18 Dönem Muğla Milletvekili Musa Gökbel, alışık olmadığımız bir biçimde Muğla Büyük Şehir Belediye Başkanı aday adaylığını açıkladı. Aday adayı değil de “aday” gibiydi…

Gökbel bir yıl önce Eylül ayında herkes adaylık için “atama” beklerken ve Muğla Belediye Başkanı Osman Gürün’ün Büyük Şehir Belediye Başkanı adayı olarak ilan edileceğini kanıksamışken Yatağan-Bozüyük’te “Üyelerle ön seçim” talebiyle Çoban Ateşi’ni yakan bir “önder”…

Başkan Gürün kendisi de kanıksamıştı ki, “Ben aday olmam, aday gösterilirim” diyordu!

Ne tesadüf, Gökbel’in adaylığını açıkladığı cumartesi gününden bir gün önce Cuma akşamı Ankara’dan CHP Parti Meclisi’nin “üyelerle ön seçim yapılacak” kararının haberi geldi.

xx        xx        xx

Elbette Çoban Ateşi’ni yaktığı, büyük bir emek ve çaba sonucu ön seçim sandığının Muğla’ya gelmesine ve 71 ilde ön seçim yapılması kararının alınmasına vesile oldu diye Musa Gökbel Büyük Şehir Belediye Başkanı adayı olacak diye de bir şey yok… Şu anda Musa Gökbel kadar her aday adayı şanslı…

Musa Gökbel de seçilir veya seçilmez… Burada önemli olan bütün partilerde “lider sultası” ve “belediye başkanı tasallutu” yaşanırken, parti içi demokrasi ortadan kalkmış, “emek” yok sayılıp, “popüler isim arayışı” zirve yapmışken Çoban Ateşi’nin amacına ulaşmış olmasıdır.

Çoban Ateşi yeniden “emeğin en yüce değer oluşunun”, CHP’nin kodlarına dönüşünün ve katılımcı demokrasinin yolunu açmıştır. Muğla’da hala direnenler olsa da bu böyle!

xx        xx        xx

Nitekim geçtiğimiz hafta cumartesi günü Musa Gökbel Sınırsızlık Meydanı’nda kalabalığa şöyle sesleniyordu:

Uzun süredir zemininden çıkmış, siyaset parti içi statükoların emrinde, örgütünden elini çekmiş, örgütünü dışlamış, seçilenlerine küçümseyerek bakan, bir siyaset dünyasında yaşıyoruz. Üzüntünüz, acınız her şeyi ile çok güvendiğiniz, ilkesine hayatınızı verdiğiniz CHP’nin eksikliklerini sadece üzülerek, geriye çekilerek, üzüntü içinde çaresizdiniz.

Gökbel, bu saptamanın ardından şöyle devam ediyordu:

Muğla bundan 1 yıl önce. Sadece 1 yıl önce değil daha öncesi, sadece Muğla değil, Türkiye’nin her yerinde yaklaşık 20 yıldır, parti içi yetkilerin merkez yoklaması eliyle dağıtıldığı siyasetin neredeyse gasp edildiği emeğin hor görüldüğü, bilginin hor görüldüğü, kendi zeminindeki güvenilen insanlara birilerinin güvenmemesinin bedelinin ödetildiği bir süreçti bu. Bu süreç içi kanayan, kanayan yarasına tuz basan mağdurlar yaratı. Oysa sosyal demokrasi mağrurların yanında değil, mağdurların yanında durmaktı. Bu sürecin en büyük mağduru Emrah Doğu’dur. İki dönem siyasal hakları gasp edilmiş bir Emrah Doğu, eğer yarasına tuz basarak iddiasını, görevini, sorumluluğunu bugün buraya kadar taşımışsa Emrah Doğu’nun gasp edilen haklarının bekçisi de hiç korkmayın Çoban ateşidir. Çoban Ateşi kadrolarıdır.

xx        xx        xx

Görünen o ki, bir yıl önce Bozüyük’te bir avuç inanmış insanın yaktığı Çoban Ateşi şimdi de yerel seçimden bir yıl sonra 2015’te yapılacak olan genel seçim için yanmaya devam edecek… Sözlerinden anlaşılacağı gibi Musa GökbelÖn seçim istedik, ama kontenjan istemiyoruz.” diyor!

Gökbel bir bakıma, Emrah Doğu’nun “Muğla Milletvekilliği”ni iki kere hak etmiş bir isim olarak 2015 seçiminin “hak sahibi” olduğunu söylüyor…  Ama bunu söylerken, “Emrah Doğu’yu liste başı yapacağız.” da demiyor. Çünkü Gökbel, Çoban Ateşi’ni tanımlarken de şöyle diyordu:
Bu kadronun bir, sahibi yok. İki patronu yok, üç rol tarif edeni yok. Onlar kendi içgüdüleri ile kendi aldıkları siyasal kültür ile bir hareketi gerçekleştirdiler. Lütfen herkes hafızasını bir yıl önceye çevirsin. Herkes parti otoritesinin kimi atayacağını bekliyordu. Hatta bu konuda bir tereddüt de yoktu. Atanması mümkün olan arkadaşımız, kendi atanmasını bitirmiş, ilçe belediye başkanlarını tasnif etmekte, sıralamaktaydı.
Yani Çoban Ateşiatamaya” karşı çıktığı gibi “kontenjana” da karşı…

Yani Ankara Muğla’ya karışmazsa, Emrah Doğu ve O’nun gibi emek sahipleri hak ettikleri yerlere geleceklerdir…

Yani 6 Temmuz cumartesi günü bir bakıma yeni bir Çoban Ateşi yanıyordu: Kontenjana da hayır… Yani Diyojen’in dediği gibi “Gölge etmeyin, ihsan istemez.”

xx        xx        xx

Doğrusu Çoban Ateşi çok tartışıldı. Hatta dalga geçildi. Ve hatta bir siyasi toplantıda “Ben o ateşi üstüne işer söndürürüm” denilebildi!

Gerçi bu ateşi itfaiye de söndüremezdi, ama akıllı adam çişine değil, itfaiyeye güvenir! Ama TOMA’ya su verirken, Çoban Ateşi’ni söndüremezsin!

Demokrasiye inanıyorsanız, sadece partiniz teşkilatlarına, üyelerine güveneceksiniz.

Gökbel’in işte bu noktaya vurgu yapan sözleri:

Ben 40 yıl bu Muğla’ya güvendim, ne onlar beni mahcup etti, ne ben onları mahcup ettim. Keşke merkez yoklaması için dua eden arkadaşlarımda umutlarını Ankara’ya bağlamak yerine Sakar’ın ortasında duran bu Muğla’ya bağlasaydı. Çünkü bu Muğla; adil, adaletli, vefalı ve duyguluydu. Eğer bu Muğla olmasaydı, 10 yıl aradan sonra, 15 yıl aradan sonra, bir Musa Gökbel hangi hadle, hangi denksizlikle, kalkıp da ben Büyükşehri yönetmeye talibim diyebilecekti.

xx        xx        xx

Gökbel, “İşte giz burada, sır burada, bana bu görevi tevdi eden bütün Muğla’nın her partilisine, her vatandaşına her AKP’lisine, her MHP’lisine, dinlisine dinsizine, Müslüman’ına, Sünni’sine, Alevi’sine hepsine şükran duyuyorum. Biliyorum ki, bu sürecin sonunda ben demokratik yöntemlerle kazıya kazıya hem partimin adayı olacağım, hem de Büyükşehir Belediye Başkanı olacağım. Marifet bende değil. Bende olan bir tek fark, ben benden vazgeçmişim, ben siz olmuşum.” sözleri ile iddiasını ortaya koyarken, bir bakıma Çoban Ateşi kadrolarına şöyle teşekkür ediyordu:

Onun için bu konuda uzun süren, tereddüt dönemini Parti Meclisimiz, aldığı bir kararla netleştirdi. Muğla’da yakılan çoban ateşi sadece Muğla’ya değil, Türkiye’de ki 71 ile de kayıtlı tüm üyeyle eğilim yoklamasını getirdi. Bununla ne kadar gururlanırsanız gururlanın, az gururlanmış olacaksınız. 12 Eylül’ün faşist darbesinden bu yana ilk defa gerçek demokrasi talebi bu ilin bağrından bu ilin insanından Çoban Ateşi adı altında dağa taşa, Kars’a, Edirne’ye Van’a ulaştı. Tüzüğe rağmen parti meclisimiz bu sesi bu sesteki sağlıklılığı duydu. Bugün eğer Türkiye’de bir eğilim yoklaması ile aday belirlenecekse bu tarihi değişimi yaratan sizlersiniz. Bu talebin sahibi olan her ilçe danışma kuruluna, bu danışma kurullarından aldığı siyasal emri ile taşıyan her ilçe başkanıma, ilçe başkanımla birlikte bu kararlılığı genel merkeze taşıyan il başkanıma ve bütün hepinize demokrasi adına minnet duyuyorum, şükran duyuyorum, Bu Türkiye’deki kapalı demokrasin açıldığı bir dönemdir.

xx        xx        xx

Ama benim Muğla’nın “tarihi gün yaşamasından” kastım sadece bu değildi… Yarın devam edelim.

 

 

 

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.