Çin’deki Muğlalı

Bu haber 30 Ocak 2015 - 0:15 'de eklendi ve 933 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Milliyet Yazarı Sayın Güngor Uras’ın 2005’de bir köşe yazısı Muğlalı hemşehrimizle ilgili.

Buraya taşıyarak, yaratıcılığın, girişimciliğin gittiği noktayı anlatmak istedim…

Sayın Uras başlıyor anlatmaya;

“Zafer Karadağ Muğlalı genç bir iş adamı…

Çin’den ithal ettiği parçalarla motosiklet üreten Harput firmasının kurucusuna yardımcı olmak için Çin’e gidip gelirken, Çin’i çok sevmiş.

Zafer Karadağ’ı İstanbul’dan Pekin’e uçarken THY uçağında rastladım.

Koskaca Airbus tipi uçağının yarısı ülkelerine dönen turistler, yarısı da Çin’e iş yapmaya giden Türkler doldurmuştu.

Çin hattından uçuş bulmak zormuş.

Uçaklar dolu gidip dolu geliyormuş.

Zafer Karadağ ‘Hocam’ diyor. Bizim halkımıza, Çin tehlike olarak tanıtılıyor. Korku veriliyor. Halbuki Çin bizim için bir fırsat diyor.

1.3 milyar Çinlinin bizim işimizi elimizden alacağını söylüyorlar… Tersine biz 1.3 milyar Çinliye çok şey satabiliriz diyor. Gide-gele, ben bunları gördüm. Karar verdim. Şanghay’da bir ofis ve ev tutarak işe başlarım. Çinlilere Türk mallarını satacağım.

Hemen bir üniversitenin lisans üstü derecesine kayıt olup, master derecesini alıp, hem de Çince öğrenirim, der bu sohbette Zafer Karadağ…

Alır bavulunu, tutar Çin’in yolunu.

Gidiş o gidiş.

Aslanlar gibi konuşlanır Çin’in kalbine.

İşini kurar. Vatandan uzakta olsa ekmeğinin peşinde, ülkemizin ithalat bağımlığının zincirini kırıp, yalnız ve güzel ülkeyi ihracatcı yapmak üzere uğraşır. Sanırım Zafer Bey’in yüreğinin yarısı da Muğla’da…

Kendisi için olduğu kadar, memleketi içinde didinip çabalar.

Bu milletin emeği ve ederi olan, alın teri olan ürünlerimizi satmaya koyulur.

Zinciri ters çevirmiş ve ülkeye döviz kazandıran bir konuma ulaşmıştır.

Bambaşka bir coğrafyada, bambaşka bir kültür içinde, an be an işini büyütür.

Öyle, böyle der iken, 10 yılı devirir Çin’de…

Zaman zaman lütfen ürünlerimizi Çin’e pazarlayalım diye uzaklardan seslenmekte.

‘Korkmayın gelin burada iş kurunuz’ diyor.

Diyor da sıla özlemi ile de tutuşmakta.

Her daim ülkesi için atıyor kalbi.

Zaman zaman , Harçlık.net “e-dergi”sayfasından, yazıları ile gündeme katılmaya çalışıyor. Ve ben oradan takip ediyorum.

Karadağ aslında büyük bir cesaret örneği Muğlalılar için. Bizim için.

Ben diyorum ki; bir Muğlalı gitti ve ülkemiz olduğu kadar, Muğlamızı da temsil ediyorsa, takdire layıktır. ‘Muğlamız’ sözünü Sayın Osman Gürün’den duymuştum ve bu sözcükten çok etkilendim. Muğlamız. Nasıl yüceltici bir mana var içinde anlatamam. Bu kentte başarıyla yapılan her şey kutsanmalı. İnsanlar ödüllendirilmeli. Yaptıkları yüceltilmeli. Ve bu yılki Hamle’nin En’lerinde, Sayın Karadağ’a başarı ödül verilmelidir diyorum. Başarısı için, girişimci ruhu için.

Cesareti için. Muğla’yı temsil ettiği için.

‘Eyy’ Hamle Gazetesi! olur mu? Ödül verelim mi?

Eyy diye seslenerek, tam bir siyasetçi edaları yapmış oldum. Birazda olsa tebessüm ettirmek isterim sizleri. Hiciv ve teşbih, ister istemez benim yazılarımda olmakta, doğaçlama oluyor.

Hamle de, Muğla ve Muğlalı için çalıştığına göre, pekala olur. Sayın Karadağ’a başarı ödülü verir diyorum. Girişimciliğine ve girişimci ruhuna.

Kim bilebilir ki? Hangi hayallerin girişimciliğe götürdüğünü.

Girişimciliğin kökleri hayallere dayalıdır.

Sonuçta bir değer yaratma var.

Hayallerin nereye gittiğinin, çok güzel örnekleri hayatın içindedir.

Benim kuaförüm, öncesinde bir kuaförün yanında çalışırken, artık hayallerini dizginleyemediği bir anda, kendi işletmesini açtı.

Konuşuyoruz, Dr. Hanım yıllardır hergün bu işyerini beynimde kurguluyordum ve tıpkısını kurdum, hayallerim olmasaydı ben kendi işletmemi kuramazdım diyor.

Hayallerin neler yaptığını bir düşünün.

Girişimciliğin kökleri hayallerdir, bu bir gerçek.

Düşünsellik ve eylemsellik, girişimciliğin ana çatısıdır.

Girişimcilik bir eylem.

Girişimcilik inovasyon.

Girişimcilik ekonomik değerlerin yaratılmasında en önemli faktör.

Gelişmede itici güç girişimcilik. Bilgi toplumunun özelliği ise girişimciliktir.

Bir meşale yakalım istiyorum. Bu meşale, aydınlığı yaratmalı.

Hakkaniyeti kutsamalı.

Mutlu ve refah yaşamayı sağlamalı.

Üretmeyi ve yaratıcı olmayı kırbaçlamalı.

Atam, Büyük Taarruz için “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” emrini verirken öyle bir meşale yaktı ki bu ülkenin kurtuluşunu ateşledi.

Ben de kalkınmada itici güç ‘girişimciliktir’ diyorum…

Nice öyküler var girişimcilikte ve başarıda. Ben, bu öykülerden insanlarımız feyz alabilir diyorum. Keşke ilimizde girişimciliği ve girişimcilik kültürünü anlatan farkındalık yaratan bir şeyler yapılsa.

Dönem dönem yazılarımda Çin fırsatlar ülkesi dedim, Sayın Zafer Karadağ’ın feryatlarını gündeme taşıdık. Eeee ne oldu diyeceksiniz. Bir şeyler oldu. Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) ile Türk Çin İpek Yolu Derneği (TÜÇİDER) işbirliğinde 13 Çinli iş adamından oluşan heyet, incelemelerde bulunmak üzere Muğla’ya geldi ve incelemelerde bulundular. Çinliler sermaye yatırımlarına karar verdiler mi? bilmiyorum. MUTSO’dan açıklama bekliyoruz…

Yazımın sonunu çok sevdiğim bir sözle bitirmek isterim. Çin atasözü der ki; “bütün kalbin ve ruhunla insanlar için hizmet et” Bu kadim sözü, kendimize şiar edinmeliyiz…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.