ÇIKARLAR SÖZ KONUSU İSE BARIŞ HAK GETİRE…

Bu haber 16 Mart 2010 - 0:00 'de eklendi ve 656 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Ne dün ne de bugün, insanlığın barış içerisinde yaşaması adına atılan adımlar bir netice vermiş değil.
Üstelik 2 önemli dünya savaşı, dolayısıyla binlerce insanın hayatını kaybettiği gerçeğine karşın.
Savaşların hiçbir ülkeye kazandırdığı, kazandıracağı bir şey olmadığı ortada iken.
Ne yazık ki bu alanda sürdürülen uğraşlar, bir yere gelip dayandı.
Ne denli iyi niyetli yaklaşımlar sergilense dahi çıkarlar söz konusu olunca, barış hep askıda kaldı.
Sonra tekrar başa dönüş.
Aynı yaklaşımlar aralıksız sürdürülmeye çalışıldığı, yanı sıra uluslararası düzeyde birçok örgüt kurulduğu halde kimse kalkıp, dünya ülkeleri arasında barışın sağlandığını söyleyemez.
Sonra sanılmasın ki dünya lideri kabul edilen ABD’nin çabaları barışı tesis edecek.
Şu sıra barış yanlısı politikalar izlediği izlenimi veren başkan Obama’nın dahi başarılı olması düşünülemez.
Oysa, zamanla ezilmekten öte hor görülen bir ırka mensuptu o.
Dolayısıyla ne yapıp yapıp, insanlığın barış içerisinde yaşaması adına gecesini gündüzüne katardı.
Zira, başkanlığa soyunduğu süreç öncesi ve seçildikten sonraki ilk mesajları bu yöndeydi.
Ama ne gezer!
Kendi başına kalsa, belki belirgin mesafe alabilirdi.
Başında temsilciler meclisi ve ABD senatosu olunca, gördü ki mesele o denli kolay değil.
Ne denli istese de karşısındaki engelleri aşamıyor.
Nitekim şimdi gördüğümüz, Obama’nın da elinin mahkum olduğu.
Üstelik mensup olduğu ülkenin çıkarları daha bir galebe çalınca, önceki politikalar benzeri bir yol izlemeye başladı.
Aksi olsaydı, verdiği sözler ve vaatler doğrultusunda hareket ederdi.
En azından, sırf çıkarlar uğruna istila ettiği Irak’la ilgili somut adımlar atılırdı.
Atmak istese de atamadığı, attırmadıkları için Obama’nın da dünya barışının tesisi için başarı elde edeceği uzak bir ihtimalden öteye geçemez.
200 civarında tam bağımsız ülkelerin barış içerisinde yaşaması, söz sahibi lobilerin bağnazlığı ve de çıkarlar karşısında, bilmem kaç asır daha devam edecek gibi görülüyor.
***
Bu konuyu bir kez daha neden mi kaleme aldım.
Ne zamandan bu yana AB, ülkeler arası barışı tesis etmek için bir dizi etkinlikler sergiliyor.
Bu daha ziyade öğrenciler düzeyinde.
AB’ne bağlı ülkelerin öğrencileri, başka ülkeler öğrencileriyle bir araya getiriliyor.
Bundan amaç, ülkeler arasındaki dil ve kültür farklığının ortak bir paydada bir araya getirilmesi.
Yani farklı ülkelerin öğrencileri, ziyaret ettikleri ülkelerin dili, kültürü ve sosyal yapısını yakından izleme imkanı buluyor.
Şu sıra Muğla’da da İtalya, Portekiz, Almanya, Danimarka, İspanya, İngiltere ve Avusturya’dan gelen öğrenciler önce Muğla valiliğini ziyaret ediyor.
Milli Eğitim Müdürünün de hazır bulunduğu toplantıda, yabancı ülkelere mensup öğrencilerin, çeşitli okullara mensup öğrencilerle bir araya gelmeleri sağlanıyor.
Buna göre yabancı öğrenciler, bizim öğrencilerimizin evlerine misafir olacak.
Yani karşılıklı diyalog.
Madem ki gelinen noktada ülkeler arasındaki sınırlar ortadan kalkıyor.
Öyleyse her kim olursa bir başka ülkenin dili, kültürü, gelenek ve göreneklerinden haberdar olmalı.
Aynı şekilde zaman içerisinde de bizim öğrencilerimiz o ülkelere gidecek.
***
Neticede bu tür bir girişimin iyi niyetle yapıldığından şüphe yok.
Ne var ki dünya barışının tesis edilip edilmemesi noktasında yeterli olacak mı?
AB’nin başlattığı projenin, yarın bir gün ülkelerin çıkarları söz konusu olduğunda yaptırımı olacak mı?
Hiç sanmıyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.