CHP’de Demokrasi Var Mı?

Bu haber 20 Ağustos 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.387 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Tekrar seçime giderken bu gün niyetim “AK Parti’de arayışlara” bakmaktı. Ancak CHP’de çok sıcak ve yakıcı bir konu var; delege seçimleri. Bu gün demokrasi açısından bu can alıcı konuya bakalım, AK Parti ve CHP’deki arayışlara bundan sonraki yazılarımda bakarız.

xx        xx        xx

Muhtemelen Kasım’da yapılacak tekrar seçime gidilirken CHP’de yanıtı aranan iki soru var; Milletvekili Ömer Süha Aldan üçüncü kere atama aday gösterilecek mi?

7 Haziran Seçimi dünde kaldı denilip, milletvekili adayları yeniden ve ön seçimle mi belirlenecek, yoksa bu seçim tekrar seçim olduğu için aynı aday listesi ile mi gidilecek?

CHP’de bu soruların yanıtı aranırken, CHP İl Merkezi’nden açıklanan takvim doğrultusunda delege seçimlerine başlandı.

8 Eylül- 25 Ekim tarihleri arasında ilçe kongreleri, 11- 29 Kasım tarihleri arasında il kongresi yapılacak. Aralık’ta kurultay…

xx        xx        xx

CHP’nin sokakta karşılaştığım tanınmış isimlerinden biri “Muğla’da en demokratik delege seçimleri ve kongreler Seydikemer, Kavaklıdere, Köyceğiz ve Fethiye’de yapılacak.” dedi.

Bir anda anlayamadım. Ardından “CHP’de demokrasi var mı?” diye sordu. Soruya “Var mı?” sorusu ile karşılık verdim. O devam etti:

Elbette var. Parti içi demokrasiyi işleten tek parti, ama başta Menteşe olmak üzere bazı ilçelerde delege seçimlerinin belediye başkanlarının nezaretinde ‘blok’ liste ile yapıldığını görüyoruz. Parti içi demokrasiye gölge düşürülüyor.

Kimin umurunda!

xx        xx        xx

 CHP’nin önseçim sonucu 7 veya 8. sırasında milletvekili adayı olan Hüseyin Anıl konuyu Bodrum’da sahibi olduğu yerel gazete Yarımada’da, köşesinde ele almış. Yazısına “Gelecek için bir özel uyarı, bir rica, ne dersiniz!” başlığı atıp şöyle devam etmiş:

… CHP’li Belediye Başkanlarımız ve onların partili yardımcıları, daire amirleri, şefleri ve koordinatörleri ve de danışmanları… Başlayan yeni kurultay sürecinde ülke genelinde, her ilçede ve mahallede yapılmakta olan delege seçimlerinde lütfen taraf tutmayın. Aktif olmayın, delege listeleri çıkarmayın. Tüzük her birinize doğal delegeliği bu yüzden vermiş bulunuyor. Karışmayın. Siz zaten başımızın tacısınız. Çünkü hâlihazır partili üye ve delegelerimizin neredeyse yüzde 30’u emrinizde işçi olarak çalışıyor. Bu işçilerimizin ailelerinin de pek çoğu partimizin üyeleri. Birçoğu da başkanlıklarınız sırasında işe alındılar. Hem kendileri hep aileleri size medyunu şükrandır. Bu yüzden bir dediğinizi iki ettirmezler. Size duydukları minnet adeta borçlu kılar onları. Hepsi sizin imzaladığınız bordrolardan maaş alırlar. Terfileri, tayinleri, ödüllendirilmeleri, cezaları, … sizin imzanızla yapılır.

İşte bu yüzden insani ve gerçek kaygılarından dolayı siz karışırsanız adaletli bir seçim olmaz, olamaz…

… Başkanlarımız sizlere verdiğimiz güç yerel yönetim içindir.

Bu gücünüzü parti içinde kullanmayınız lütfen.

xx        xx        xx

Halkın verdiği oylarla sadece başkanlığını yaptıkları şehrin belediyesini değil, aynı zamanda kendilerini aday yapan partiyi de yönetme görevi verildiğini sanan CHP’li Belediye Başkanları Anıl’ın ricasını yerine getirirler mi? “Emrin olur Hüseyin bey!” derler mi?…

Derdini Bodrum hakimine anlat… (!)

İlginçtir, Anıl’ın yazısının yayınlandığı gün bu köşede “Siyasetçilerin Sofrasında Umut” başlıklı yazımda bende şöyle demiştim;

CHP’de Muğla eski Milletvekillerinden Prof. Dr. Gürol Ergin’in İl Başkanı adaylığı esprisi hala devam ediyor mu bilmiyorum. Bildiğim şu ana kadar ortaya İl Başkanı Mürsel Alban dışında aday çıkmamış olması.

Bir diğer bildiğim ise erken seçimde CHP’nin mevcut üç milletvekilini dörde çıkarabilmesi için il başkanı ve yönetiminin Büyükşehir Belediyesi’nin gölgesinden ve Büyükşehir Belediye Başkanının koltuğunun altından çıkması gerektiği…

Büyükşehir Belediye Başkanımız Osman Gürün de bana “Emrin olur Özcan!” demiştir…

Son yerel seçimin Menteşe Belediye Başkanı aday adaylarından Mustafa Şahin de dün konuyu değerlendiren bir basın toplantısı yaptı. “Blok listeye” tepki gösteren Şahin, “Delege seçiminde blok liste CHP’nin parti içi demokrasi kültürüne uygun değildir.” dedi.

xx        xx        xx

Hüseyin Anıl’a karışmam. Benim yaptığım bir tespit. Kimsenin takmayacağını biliyorum, ama CHP giderek belediye başkanları partisi haline geliyor. Hatta geldi…

Belediye Başkanlarının gölgesinde seçilecek kongre delegeleri ilçe başkanları ve yönetimlerini seçerlerken, ilçe başkanları ile seçilen il delegeleri de il başkanını ve yönetimini seçecekler.

Delegeler sadece kongre delegesi değil, ön seçim delegesi de seçiyor. İşte o ön seçim delegeleri kongre delegeleri ile birlikte partinin belediye başkanı ve milletvekili adaylarını belirliyor.

Eğer ilçe belediye başkanları da Büyükşehir Belediye Başkanı ile birlikte hareket ederse, her şey Başkan Gürün’de başlayıp, Başkan Gürün de biter.

Bunun adı da parti içi demokrasi oluyor!

xx        xx        xx

Peki, CHP’de bütün belediye başkanları delege seçimlerine müdahale ediyorlar mı?

Sanmıyorum… Demokrat belediye başkanları da var. Onlar üzerlerine alınmasınlar.

Daha önce Nejat Altınsoy köşesinde yazdı. Basında yer alan haberlere göre; 7 Haziran’da seçilen milletvekilleri kendi durumlarıyla ilgili Genel Başkan Kılıçdaroğlu’ndan bilgi edinmek istemiş.

Kılıçdaroğlu, ön seçimden gelen vekillerin yeniden aday gösterilmesinden yana olduğunu ifade etmiş ancak bu konuda Yüksek Seçim Kurulu’na görüş sorulacağını, gelen yanıt çerçevesinde hareket edeceklerini belirtmiş…

Yüksek Seçim KuruluBu seçim yeni bir seçim, adaylarınızı yeniden belirleyin.” derse ne olacak?

İşte şu anda seçilmekte olan delegelerin oylarıyla CHP Muğla Milletvekili adayları da yeniden belirlenmiş olacak! O zaman önseçime ne gerek var değil mi? Adayları belediye başkanları da belirler!

xx        xx        xx

Artık tartışılacak bir tarafı yok. 7 Haziran Genel Seçimi tekrarlanacak.

Bu durumda 7 Haziran’da yapılan genel seçimin adaylarını atama yoluyla belirleyen AK Parti, MHP ve HDP mevcut milletvekilleriyle yarışa kaldığı yerden devam edebilecekken, (Ki yöntem atama olduğu için isteyen parti adaylarını değiştirecektir de) CHP ön seçim sandığını yine örgütün önüne koymak zorunda kalabilir.

Bu da küskünlüklere neden olabilir.

Ancak CHP Genel Merkezi isterse partinin ve önümüzdeki seçimin selameti için belediye başkanlarını delege seçimlerinden uzaklaştırabilir.

Ki, Hüseyin Anıl’ın da vurguladığı gibi parti tüzüğüyle de belediye başkanlarına “doğal delegelik” hakkı verilmiş. Bu hak boşuna verilmiş değil. Geçmişte Erman Şahin belediye başkanlığı bittiği sene Orhaniye Mahallesi’nde delege seçilmemiştir. Oysa belediye başkanlığında delege seçimlerine, ilçe kongrelerine müdahale etmiş olsaydı böyle bir durum yaşanmamış olacaktı!

Doğrusu belediye başkanlarının seçime katılmadan “doğal delege” sayılmaları ve delege seçimlerine de karışmamaları, ama…

xx        xx        xx

Kendimle ilgili yazmak pek hoşuma gitmiyor. CHP İl Başkanı Mürsel Alban’ın şahsımla ilgili CHP’den atılmamı isteyen talebi Yüksek Disiplin Kurulu’ndan reddedildi. CHP Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Alban’ın talebini oybirliği ile reddetmiş. Cenk Altınsoy Kent Gazetesi’nde haber yapmış. O nedenle paylaşmak istedim. Karar şöyle:

Soruşturma zanlısı Muğla ili Menteşe ilçesi üyesi Özcan Özgür hakkında Muğla İl Disiplin Kurulunun 20.03.2015 gün ve 6 sayılı ‘Uyarma cezası’ kararına karşı ilgilisi olarak İl Başkanlığı’nın Kurulumuza itirazı kurulca incelenmiş, yapılan çağrıya rağmen gelmeyen soruşturma zanlısı Özcan Özgür’ün sözlü savunma hakkından feragat ettiği görülerek, dosya karar verilmek üzere esastan incelendi. Gereği düşünüldü: Yüksek Disiplin Kurulumuzca Muğla İl Başkanlığı’nın itirazının reddine…

Bilemiyorum artık İl Başkanı Alban bu yazımı da alıp yine cezalandırılmamı ister mi? Neyse, konuya yine döneriz…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
metin kalay 20 Ağustos 2015 / 08:17

Belediyeler “rant kapısı” olduğundan bu yana belediye başkanları bu kapıyı iyi kollamak için ne gerekiyorsa yapıyorlar. 12 eylül öncesi belediyelerde bu kadar rant yoktu. Bir kere imar yetkileri yoktu. 12 eylül sonrası Özal belediyelere imar yetkisi verdi. Emlak vergilerini toplama yetkisi de belediyelerin oldu. Belediyeler paraya boğuldu. Belediye başkanlığı bir kamu hizmeti olmaktan çıktı. Gelir getiren bir dükkan, mülk yada ekmek kapısı olarak görüldü. Haliyle kimse ekmek kapısını terk etmez. CHP li belediye başkanları sağ ceplerinde belediye mührü sol ceplerinde parti mührü olsun istediler. Belediyenin sınırsız olanaklarıyla partiyi ele geçirdiler. Parti Genel Başkanı bile bunlara söz geçiremez. Kendi bildiklerini okurlar. Çünkü Genel başkanında ipi bunların elindedir. Kurultay delegelerini kim belirliyor? SHP döneminde belediye başkanları partide düşünen adam bırakmadılar. Belediyede çalışıyorsa işten attılar. Dükkanı olanın dükkanını mühürlediler. Özel sektörde çalışıyorlarsa patronlarına sufle ettiler işten attırdılar. CHP yüzde yirmi beş bandını niye geçemiyor? Partide düşünen, fikir üreten, proje geliştiren, program üreten vizyonu olan adam bırakmadılar. SHP 1989 seçimlerinde Türkiye nüfusunun %45 ini yönetme yetkisini bu insanlar sayesinde yakalamıştı. İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Kayseri, Diyarbakır, Şanlı Urfa, Mersin, Antalya belediyeleri SHP nin elindeydi. Sosyal Demokratlar belediyelerin “demokrasinin beşiği” olduğunu beyan ederler. Ama bu gün belediyeler eliyle demokrasi beşinde boğuluyor.