Dünya Böyle Bir Mücadeleye Tanık Olmadı

Bu haber 20 Mart 2015 - 2:05 'de eklendi ve 849 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bu sene, ulusumuzun tam tamına bir asır öncesinde, olmak veya olmamak adına atıldığı mücadeleden zaferle çıkışının 100. yılını kutluyoruz.

Bütün yıl boyunca da kutlayacağız.

Zira dünya, tarih boyunca böyle bir mücadeleye tanık olmadı.

Bundan sonrasında olması da mümkün değil.

Artık dünyada konuşlanan ülkeler, bu tür muhtemel savaşlara karşı birlikte hareket etmeyi öngören ittifak oluşturdular.

***

Ne var ki 100 yıl öncesinin koşulları böyle değildi.

O süreçte birkaç istisna ülke hariç, muhtemel tehlikelere karşı herkes kendi göbeğini kendisi kesmek zorundaydı.

Başının çaresine bakacaktı.

Başkaca hiçbir seçenek yoktu.

Buna karşın istisna teşkil eden bir ülke vardı.

Aynı süreçte dünya, bir ulusun esaret altında yaşamaktansa ölmek evladır düsturuyla, vatanına nasıl sahiplendiği gördü.

Şaşkınlık ve hayretler içerisinde!

Gerçekten şaşırdılar.

Bir millet, karşısına dikilen yedi düvele karşı nasıl olurda insanüstü mücadele verebilirdi!

Hem de top tüfeği şöyle dursun, zamanla bir lokma ekmeği olmadığı halde.

Yetmedi.

Nasıl olurda, ayağında çarığıyla kendisinden katbekat üstün düşman güçlerine karşı böylesine amansız bir mücadeleye girişirlerdi.

Ama onlar giriştiler.

Başkaca şansları yoktu.

Tek seçenek vardı.

Elverişsiz koşullara rağmen vatanını korumak..

Esaret altında yaşamaktansa ölmek evladır diyerek, cepheden cepheye atılmak.

Atıldılar da.

Zira onlar, ülkesine gönülden bağlı Türk insanıydı.

Onlar için tek bir gerçek vardı.

Vatanına sahip çıkmak..

Değilse ölmek!

Evet Çanakkale Savaşında, böylesine ulvi bir yaklaşımla cepheden cepheye atıldı Türk askeri.

Hele birde başlarında yürekten inandıkları ve sonsuz güven duydukları komutanları Mustafa Kemal olunca.

Dedim ya onlar için tek yol vardı.

Vatanlarını sonuna kadar müdafaa etmek..

Tek bir düşman askeri kalmayıncaya kadar savaşmak..

Savaştılar.

Başlarında sonsuz güven duydukları bir komutan olunca, hiç tereddüt etmediler.

Ki o komutan onlara;

“Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” dediği halde.

İşte bu anlayıştaki askerlerin, dünyada bir eşi daha olmayan bir mücadele örneği vermeleri altında yatan tek realite, vatanlarına olan bağlılık ve sevgiden başkası değildir.

Onlar biliyorlardı ki başlarında, eşsiz komutanları Mustafa Kemal olduğu sürece, emperyalist ülkelerin vatanlarını kuşatması mümkün olmayacaktı.

Nitekim olmadı.

Geldikleri gibi gittiler.

Üstelik hayran oldukları bir komutan..

Ona gönülden bağlı, ülkesini canı pahasına koruyan Türk insanının asaletini gördükten sonra.

İşte aynı emperyalist ülkeler, bir eşi dahi görülmeyen savaş sonrasında bir gerçeğin altını çizdiler.

Bu millet asla mağlup edilemez.

Nitekim edemediler.

***

Bu arada, sakın ola ki Çanakkale Savaşının kolayına kazanılan mücadele olduğu sanılmasın.

Her ne kadar zaferle çıkılsa da aynı savaşta 253 bin şehit verdik.

Bu sayıda vatan evladı, ülkesini korumak adına canını hiçe sayarak cepheden cepheye atıldı..

Onların imkanları yoktu belki ama kocaman yürekleri vardı.

İmkansızı başararak Çanakkale’nin geçilmez olduğunu tüm dünyaya ispatladılar.

İşte bugün, aradan bir asırlık süre geçmesine karşın, geride silinmez izler bırakan ve de örneği görülmeyen mücadelenin bir kez daha kıvancını yaşıyoruz.

Hem de 77 milyon Türk insanı olarak.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.