“CHP Kurtulmadan Türkiye Kurtulmaz”

Bu haber 25 Ağustos 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.377 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

CHP’de delege seçimleri ‘kıran kırana’… Seçim takviminde bir değişiklik olmadı ise ilçe kongreleri 8 Eylül’de başlıyor.

Delege seçimleri kıran kırana geçtiğine göre, ilçe kongreleri de kıran kırana mı geçer?

Partili belediye başkanlarının bulunduğu ilçelerde böyle bir şey olmayacaktır. Belediye başkanlarının ‘blok listelerinin’ karşısında kimsenin şansı olmayacaktır. Bazı ilçelerde karşı aday bile çıkmayabilir!

CHP’li belediye başkanlarının bulunduğu ilçelerdeki kongrelere “tasfiye seçimleri” olarak bakmak da yanlış olmayacaktır. Bu kongreler kıran kırana geçmekle birlikte telafisi mümkün olamayabilecek kırgınlıklarla da sonuçlanacaktır!

xx        xx        xx

CHP’li belediye başkanlarının bulunmadığı ilçeler; Kavaklıdere, Köyceğiz, Seydikemer ve Fethiye’de delege seçimleri kıran kırana geçtiği gibi ilçe kongreleri de kıran kırana gerçekleşecektir. Ancak bu kongrelerden telafisi mümkün olamayabilecek kırgınlıklar çıkmayacaktır.

Çünkü bu ilçelerde kongreler, tasfiye kongreleri olmayacaktır.

Önümüzde tekrar genel seçim var. Ardından yerel seçim gelecek.

Genel seçime mevcut aday listesi ile gitmesi halinde (ki öyle görünüyor) CHP yine 3 milletvekili çıkaracaktır. Yok, eğer, Ömer Süha Aldan listeden çıkarılıp, sıralama 7 Haziran seçimi öncesi eğilim yoklaması sandığından çıktığı şekle getirilirse CHP 4 milletvekilini zorlayacaktır.

Hayır, hiçbiri değil de 1 Kasım Tekrar Seçimi öncesi örgütün önüne sandık konur da adayları ‘blok liste’ ile belirlenen delegeler seçerse CHP 3 milletvekilini koruma mücadelesi vermek durumunda kalabileceği gibi, adayların üyelerin oyları ile belirlenmesi halinde ise (AK Parti ve MHP sıralamaları da değişmezse) CHP 4 milletvekili de çıkarabilir…

xx        xx        xx

Kıran kırana yapılan delege seçimlerinin ardından 8 Eylül’de başlayacak ilçe kongrelerinden çıkan yönetimlerin 1 Kasım tekrar seçiminde çok önemli bir etkisi olmayacaktır. Bu seçime bir bakıma 7 Haziran seçimi rüzgârı ile gidilir.

Ancak 1 Kasım seçiminin ardından zamanında yapılacak yerel seçime 7 Haziran seçimi rüzgârı ile değil, kıran kırana geçen o blok liste delege seçimlerinde yaşanan “fırtına” ile gidilecektir!

Delege seçimlerinde telafisi imkânsız kırgınlıkların (tasfiyenin) yaşanmadığı Kavaklıdere, Fethiye, Seydikemer ve Köyceğiz’de CHP yerel seçimden başarı ile çıkabileceği gibi Fethiye ve yeniden Köyceğiz CHP’nin olabilir… Buna karşılık telafisi imkânsız kırgınlıkların, tasfiyenin yaşandığı öteki ilçelerde ise (muhalefetin de isabetli adaylar çıkarması halinde) bazı belediye başkanlıklarının kaybedildiği görülecektir!

xx        xx        xx

Peki, CHP’de hemen her ilçede az veya çok yaşanan delege seçimi olumsuzluklarının gölgesinde geçen süreç 11-29 Kasım tarihleri arasında yapılacak olan İl Kongresi’ne nasıl yansır?

CHP’li belediye başkanları elbette ilk kez bu delege seçimlerinde müdahalede bulunmuş değil. Yine elbette 8 Eylül’de başlayacak ilçe kongrelerinde müdahalede bulunmuş olmayacaklar.

Ancak bugüne kadar yapılan il kongrelerinde belediye başkanlarının “birlik beraberlik” içinde hareket ettikleri görülmüş değildir. Bir bakıma Belediye Başkanı Osman Gürün’ün arkasında yer aldığı il başkanı adayları hep kaybetmiştir…

Bu defa öyle olmayabilir. Çünkü ne de olsa artık Başkan Gürün ‘Belediye Başkanı’ değil, ‘Büyükşehir Belediye Başkanı’…

Tabi bu il kongresi Büyükşehir Belediye Meclisi Salonu’nda da yapılmıyor… (!)

xx        xx        xx

Günlerdir “1 Kasım Tekrar Seçimi” diyoruz, ama bu konuda YSK bir karar vermiş değil. 1 Kasım, aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın telaffuz ettiği bir tarih. Anayasa‘nın 79 ve Milletvekili Seçimi Kanunu‘nun 9. maddesinin YSK‘ya seçimle ilgili işlemler konusunda yetki verdiğini biliyoruz.

7 Haziran Seçimi sonuçlarına göre koalisyon hükümeti kurulması ile ilgili 45 günlük süre, seçimde en çok oyu alan ikinci parti CHP’ye “Hadi bir de sen dene” denilmeden doldu.

Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan resmen erken seçim kararı alacak ve ardından Seçim Hükümeti kurulacak. CHP ve MHP o hükümete bakan vermiyor. HDP veriyor!

Sonra da Yüksek Seçim Kurulu seçim takvimini açıklayacak. Seçim takvimi 1 Kasım olur, 8 Kasım olur, her ne olursa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşü alınarak ilan edilir.

Ancak görünen o ki CHP Muğla İl Kongresi ve ardından Aralık’ta Kurultay tekrar genel seçim sonrası yapılmış olacak. Yani bir bakıma Tekrar Genel Seçim sonucu CHP Muğla İl Kongresi’ni ve Kurultayı da etkileyecektir…

xx        xx        xx

Anlaşıldığı gibi YSK, 90 günlük seçim takvimini 60, 68 güne indirmiş olsa da CHP için örgütlerin önüne yine sandık koymak bir zorunluluk olarak önünde duruyor.

CHP’nin 18. Dönem Muğla Milletvekili Musa Gökbel de aynı görüşte. Hatta Gökbel bu konuya yorum getirirken biraz da ileri (!) gidiyor.

Dünkü yazımı “Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Anayasa sınırlarına çekilmesini isteyen CHP’nin kendisinin de Tüzük sınırlarına çekilmesi gerekiyor.” diye noktalamıştım. Bunu ben değil, Gökbel söylüyor. Elbette ben de kendisine katılıyorum.

xx        xx        xx

Elbette Gökbel’in “CHP’nin tüzük sınırlarına çekilmesi gerekiyor.” sözüne katılmadan önce, bunun nedenini de sordum. Gökbel söze “CHP kurtulmadan, Türkiye kurtulmaz.” diyerek şöyle devam etti:

CHP içinden kuşatılmış durumda. CHP kurtulmadan Türkiye kurtulmayacaktır. CHP 7 Haziran Genel Seçimi öncesi örgütün önüne sandık koydu, ama ön seçim yapmadı. CHP tüzüğü açık ve net. Ömer Süha Aldan yeniden atanacak mı? Adaylar ön seçimle belirlenecek mi? Yüksek Seçim Kurulu ne der? Bunlar saçma sorular. CHP’nin her yerde milletvekili adaylarını hakim nezaretinde önseçimle belirlemesi ve kontenjanın yüzde 15’i geçmemesi gerekmektedir. Zaman içinde neredeyse adayların tamamı atama ile belirlenir hale geldi. Bu hastalık sayın Deniz Baykal ile başladı, artarak devam ediyor. Buna dur denilmeli.

xx        xx        xx

Gökbel’e bu açıklamasının ardından “Ne yapılmalı?” diye sordum. O “Soruyu Muğla için mi soruyorsun?” diye sorup devam etti:

Bakıyorum da şimdi herkes kendi penceresinden ağlıyor. Eski il başkanı Mustafa Öztürk Ankaralarda dolaşıyor. Genel Merkeze kazan kaldıranların içinde yer almış. Nasıl ki hukuk herkese lazım ise parti içi demokrasi de öyle. Demokrasi mücadelesini bir yerlere aday olup canınız yanınca değil, her zaman vereceksiniz. Trabzon’un 7 Haziran’da koyduğu tavrı Muğla bırakın 7 Haziran’ı, 30 Mart’ta ortaya koymuş olsaydı, bu gün Muğla’da parti içi demokrasi işliyor olurdu. Dik duracaksınız. Kıvırtırsanız sonuçlarına katlanırsınız. Herkes delege seçimlerinden, belediye başkanlarının müdahalesinden yakınıyor. Çarşaf liste ile seçim yapılsa, sonuç farklı mı olacak? Delege seçimleri bir anda ortaya çıkmadı. Olacağı da belliydi. Bu güne kadar siz neredeydiniz? Partisini seven, demokrasiye inanan, partisinin geleneksel kodlarına dönmesi mücadelesi versin. Bırakın delege seçimlerini. Milletvekili adayları nasıl belirlenir diye kafa yormayın. Genel Merkez bunu da yönetmelikle çözer.

xx        xx        xx

Gökbel haklı. Kimse merak ve heves etmesin CHP Kasım ayında yapılacak seçime 7 Haziran aday listeleri ile gidecektir… Bu konuda YSK’dan “olur” bekleniyor. “Olur” gelmezse bir “Yönetmelik değişikliği” sorunu çözer diye bakılıyor…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.