CHP Kongresinin düşündürdükleri… (1)

Bu haber 09 Mart 2010 - 0:00 'de eklendi ve 832 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Muğla’da eskiden siyasi parti kongreleri üç yerde yapılırdı;
Muğla Belediye Sineması, Zeybek Sineması ve İl Özel İdare Salonu…
Önce yangına, sonra katlı otoparka kurban ettiğimiz için Belediye Sineması tarih ve nostalji (özlem) oldu!
Zeybek Sineması “cep sinema hastalığına” kurban edildi. Geriye Özel İdare Salonu kaldı. Özel İdare salonu küçük, marjinal (uç) ve baraj altı partilere yetiyor.
Hal böyle olunca Atatürk Spor Salonu da iddialı siyasi partilerin toplantı salonu olarak kullanılır oldu.
Muğla Belediyesi trilyonları Düğerek yolu üzerindeki beton yığınına harcayacağına, yanan Belediye Sineması’nı ayağa kaldırmış olsaydı, buna gerek kalmayabilirdi!
Umarım öngörülü bir yerel yönetim bu sıkıntıyı giderir…
xx xx xx
Hemen herkesin ve her kesimin sonucunu merakla beklediği CHP İl Kongresi de Atatürk Spor Salonu’nda yapıldı. Bu salon pek çok siyasi etkinliğe ev sahibi oldu. Salonu doldurabilen, dolduramayan çıktı…
Pazar günü yapılan CHP İl Kongresi Atatürk Spor Salonu’na sığmadı. Taştı…
Atatürk Spor Salonu’nda CHP’liler “İktidara geliyoruz” der gibiydiler.
Ama…
Bu “Ama” sözcüğünün ardından CHP Muğla İl Kongresi ile ilgili çok şey söylenebilir.
xx xx xx
Pazar günü Atatürk Spor Salonu’nda İl Başkanı Süleyman Uslu ile il başkanlığına aday olan Ümit Karaaslan ‘hesaplaşmadı’…
CHP Kongresinde bir değil, birçok hesap ve hesaplaşma vardı.
Asıl hesaplaşma, partideki “dar kadroculuk” anlayışı ile “parti içi demokratikleşme” anlayışı arasındaydı.
Bu anlamda kongreden galip çıkan isim İl Başkanı Süleyman Uslu olmakla birlikte “parti içi demokratikleşme” isteyenler ve dolayısıyla CHP oldu…
Bu anlamda kongrenin kaybedeni de İl Başkanı adayı Ümit Karaaslan değildi… Geçmişinde 4 dönem başarılı bir Ula Belediye Başkanlığı’nı taşıyan İl Genel Meclisi Üyesi Ümit Karaaslan kongreye çeyrek kala ortaya koyduğu “siyasi tercihin kurbanı oldu” o kadar…
O nedenle, bu kongreden yenik çıkan il başkanı adayı Ümit Karaaslan değil, O’nu aday yapan “dar kadrosu anlayış” oldu demek doğru olacaktır…
xx xx xx
Her iki adayın yönetim kurulu üyelerine baktığımda şaşırdım.
Her iki listede bazı ilçelerin gerisindeydi… İl Yönetim Kurulu görünümünden çok ilçe yönetim kurulu görünümü veriyordu.
Her iki listenin de taraftarları oy verecekleri listeyi içlerine sindirebilmiş değillerdi!..
CHP’de bazı partilerdeki gibi 25 yönetim kurulu üyesi olsa nasıl olacakmış acaba?
Her iki listede de sanki isim bulma sıkıntısı yaşanacakmış!
İktidara yürüyen parti böyle mi olur?
İki liste bir araya getirilse, il başkanı ile 15 kişilik yönetim kurulu zor oluşturulacakmış…
Yine de Ümit Kaaaslan’ın listesinden 5, Süleyman Uslu’nun listesinden 10 isim alıp, partiyi genel seçime taşıyacak bir yönetim çıkarmak mümkün görünüyor.
Keşke “çarşaf liste” yapıp, delegelere il başkanı seçme özgürlüğünün yanında il yönetim kurulu üyesi seçme özgürlüğü de tanınsaymış!
xx xx xx
Siyasette insanlar kolay yetişmiyor. Ümit Karaaslan’ın seçimi kaybeden listesinden Hayriye Balkan, Burak Erbay, Ahmet Bayrak, Deniz Kozalı partiyi Muğla’da yönetme, seçime taşıma görevi verilen listede yer almış olabilmeliydiler.
Bu isimlerle seçilen yönetimde yer alan isimler arasında hangi ideolojik farklılıklar vardı ki? Ki partinin ne sağ kanadı, ne sol kanadı kalmış…
Aynı yönetim kurulu listesinde yer alabilecek kapasitedeki insanları kim, kimler ve neden karşı karşıya getirdiler?!!
Tabi bir noktanın altını çizmekte yarar var. Uslu’nun listesi, Karaaslan’ın listesine göre il tabanına oturuyordu. Karaaslan’ın listesi olduğu gibi merkezden oluşmuştu ve listede iki belediye meclis üyesi ile ‘Belediye Başkanı Osman Gürün’e yakın isimlerin’ yeralması dikkat çekiciydi. Bir delege “Ümit bey acaba listesindekilerin kaçını tanıyordur?” diye soruyordu.
Uslu’nun listesinde yer alan isimler tek tek okunduğunda, ilçeler ayakta alkışlıyordu. Çünkü öğrendiğime göre, Uslu’nun yönetimine ilçelerden gelen isimler ‘ilçesinde seçimle’ gelmişlerdi…
xx xx xx
CHP Gurup Başkanvekili Kemal Anadol’un başarılı Divan Başkanlığı’nda yapılan il kongresinde, geçmişte Tufan Doğu’nun, Vecdet Seçer’in, Alirıza Koca’nın ve hatta Tuncer Besi’nin il başkanlığını yaptığı il yönetim kurullarını aratan bir yönetim kurulu göreve geldi.
Seçimi Süleyman Uslu değil de Ümit Karaaslan kazanmış olsaydı da bu anlamda sonuç değişmeyecekti.
Sanıyorum partiyi bu noktaya “dar kadrocu anlayış” getirdi…
O anlayışın elinde tarla çoraklaşmaya başlamış…Ama CHP tabanı yıllar sonra suskunluğu bozup, 393’e 190 gibi farklı bir sonuç ile “yeter” demesini bildi.
Umarım “dar kadrocu anlayışı” hezimete uğratan anlayış, parti içi demokratikleşmenin temellerini bu günden atmaya başlar ve bunun ilk ürününü milletvekili adaylarının belirlenmesinde önseçimi sağlatarak verir.
Ve galiba CHP’de yeni, öne çıkan slogan “Her noktada seçim” haline geliyor…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.