CEZA EVİ Mİ, SANAT EVİ Mİ?..

Bu haber 21 Mayıs 2012 - 0:00 'de eklendi ve 1.311 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Hatırlarsınız… Geçen ay, Muğla Ceza Evi’nde ömür tüketenlerin resimlerinden bahsetmiştim. Meğer o yazımda konu ettiklerim, aysbergin görünen yüzü imiş.  Ne güzel eserler meydana getirilmiş de haberimiz olmamış.
Geçen yazımda, “Artık hapishanelerde renkli misinadan sallamalar, kuşlar yapılmıyor; ciddi ciddi sanat eserleri yapılıyor” mealinde bir söz sarf etmiştim ya, 14-18 Mayıs günlerinde Gazi Mustafa Kemal Kültür Merkezindeki sergiye gelip dediğim sözün boş olmadığını kendi gözlerinizle görecektiniz.
Muğla E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü ve tutuklulara yönelik kurslar ve atölye çalışmaları sonunda ortaya çıkan eserler 14-18 Mayıs 2012 tarihleri arasında Muğla Belediyesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi’de düzenlenen “Resim ve El Sanatları Sergisi” ile sergilendi.
Sergide 45 adet yağlı boya, 20 adet ebru, 25 adet ahşap yakma, 15 adet karakalem ve kumaş boyama ve 50 adet bakır işleme tablo ile gemi, ahşap ürünler, boncuk ürünler ve bayan hükümlü ve tutuklular tarafından yapılan çeşitli ürünler yer alıyordu.
Bu çalışmalarla, bu sanat eserleriyle, Muğla Ceza Evi, sanki ceza evi gibi çalışmamış da, bir sanat atölyesi gibi çalışmış.
Tablolardaki, renk, çizgi ve ışıklar, yıllardır elinde fırça, önünde boya ile yaşamış insanların eserleri gibiydi. Karakalemlerdeki o çizgi kıvraklığı ve kompozisyon başarısı, değme Güzel sanatlar mezununda bulunmaz.
Bakır işlemeler de bir harika idi.  İrili ufaklı pek çok bakır işlemesinde, çeşitli güzellikler bir araya getirilmiş ama benim en çok beğendiğim ince uzun bir işleme şeklinde olan ve divani yazı karakterindeki “İkra’” (Oku) çalışması idi.
Tabii, sergideki asıl sürprizi ebrularda yaşadım. Sevgili Merih, Ceza Evine de kurs vermiş meğer ve sergide çok güzel ebrular vardı. 20 ebrunun 20’si de az bir sürede ortaya çıkmasına rağmen, harika çalışmalardı.
Ahşap gemiler, ceviz kabuğundan yelkenliler, kadınların kumaş işlemeler, ahşap yakmalar… Hepsi harikaydı canım… Gidip görmeliydiniz…
Sergide teşhir edilen 220 eser, sadece sergilenmekle ve bunları yapanlar da boş vakitlerini sanat eseri yapmakla geçirmiş olmayacaklar. Eserlerin satılmasından elde edilecek gelir, eser sahibinin olacak. Hem cezasını tamamlayacak, hem sanat eseri meydana getirecek hem de para kazanacak yani kader mahkûmları.
Dışarıdaki hayatlarında belki hiç resim yapmamış ve hatta resim yapmayı gereksiz görmüş bir insanın, ceza evinde, bir sanatkâra dönüşmesi hem takdir edilecek, hem de şaşılacak bir durumdur. Yasanın “suçlu” dediği birinden, sanatçı çıkarmak kolay değildir ama Muğla Ceza Evinde bu başarılmış. İnşallah başka ceza evlerinde de bu başarı yakalanmıştır.
Ceza Evi Müdürü Vezir Güneş, amaçlarını şöyle sıralıyor:  “Çağdaş infaz sisteminin amacı, insanların yeniden topluma kazandırılmalarını, topluma uyumlarını sağlamaktır. Ayrıca burada geçirmekte oldukları zorunlu süreleri kendileri açısından kaybedilmiş zamanlar olarak değil, öğrenen, üreten, farkında olan, kendini geliştiren bireyler olma yolunda kazanılmış zamanlara çevirebilmektir.” Ne kadar doğru bir amaç değil mi?..
***
Müdür Güneş, mahkûmların sadece sanatla uğraşmadıklarını söylüyor. Eğitim-öğretimi yarım kalan kader mahkûmları için de ortam sağlanmış Ceza Evinde. Hükümlü ve tutukların yarım kalan eğitimlerini tamamlamaları için açık ilköğretim, lise ve fakültelere devam etmelerinin yanı sıra okuma yazma kursları, çeşitli mesleki ve sosyal kurs imkânları da sunuluyormuş. Bunlardan 108’inin Açık İlköğretim Okulu, 87’sinin Açık Lise, 23’ünün Açık Öğretim Fakültesi’ne devam ettiğini söyleyeyim de, gerisini siz düşünün. Buna bir de bilgisayar kullanma, İngilizce öğrenme ve bağlama çalma gibi faaliyetleri de ekleyin, ortaya ceza evi değil, okul veya sanat evi çıkar.
Keşke kader mahkûmlarının bu tür faaliyetlerinin kamuoyu ile buluşması, bir sergi ile sınırlı kalmasa ve güzel bir isimle, bu sergi, bir galeride sürekli açık kalsa.
Vallahi, bize de, başta Sayın Başsavcım olmak üzere, böylesine güzel bir birikime vesile olanları, bunlara imkân hazırlayanları tebrik etmek düşer.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.