Çevreciler Tatile Mi Çıktı?

Bu haber 01 Ağustos 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.016 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Havalar iyiden iyiye ısındı.

O yüzden mi, başka bir sebebi var mı bilmiyorum. Sanki çevrecilerimiz tatile çıktılar!

Muğla’nın neredeyse her yerinde kıyametler kopuyor. Ne var ki çevrecilerin sesi soluğu çıkmıyor.

Akıl alacak gibi değil, ama Dalaman’da kaplumbağalar diri diri gömmüşler. Üstelik bunu Muğla Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı yapmış. Gazetelerden okuduk. Üzüldük. Hala yalanlanmadı!

Ardından Marmaris’ten bir haber;

Ünlü Denizci Boro’nun Cennetinde Yapılaşmaya Tepki

Gel de sorma;

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü nerede?

xx        xx        xx

Malum 7 Haziran Seçimlerinde sandıktan ‘koalisyon’ çıktı.

Ancak seçimin üzerinden neredeyse 2 ay geçti, ortada bir koalisyon hükümeti yok.

Olacak gibi de değil!

Geçenlerde bir yerlerde Muğla’da son zamanlarda artan çevre sorunlarını konuşuyorduk.

Orada bulunanlardan biri “Ülkemizde kadın cinayetleri ile çevre cinayetleri birlikte artıyor” dedi. İlginç bir saptama…

Bir diğeri de son zamanlarda yaşanan çevre sorunlarına ilgililerin müdahale etmemelerini şöyle açıkladı:

Ortada seçimle iş başına gelmiş bir hükümet yok. Koalisyon arayışları sürüyor. AK Parti CHP’li, AK Parti MHP’mi, hangi koalisyon olacak belli değil. Bu belirsizlik bürokrasiyi de belirsiz hale getirdi. Ne şiş yansın ne kebap durumundalar. İmam olmadığı için cemaat şaşkın. Seyrediyorlar.

Olur mu öyle şey demek mümkün değil. Olan memlekete, vatandaşa oluyor…

 

xx        xx        xx

Yukarıdaki yorumu yapan haklı…

Bu köşede yer alan Akbük Koyu’nun talanı; kaçak yapılaşma ile ilgili yazılarım hala adresini arıyor!

Birileri kalkıp “Susuz turizm mi olur?” diyor.

Hem Büyükşehir Belediyesi MUSKİ, hem de Muğla Valiliği hemen harekete geçiyor. Birlikte koruma kurullarına fatura kesiyorlar. Koruma kurullarından ses çıkmıyor.

Biz de bu köşeden sorular sorduk;

Akbük’e altyapıyı kime götürüyorsunuz? Oradaki kaçak yapılar yapılırken neredeydiniz? Muğla İl Özel İdaresi kapanmadan önce alınan yıkım kararları uygulandı mı?

Ne Valilik’ten, ne Büyükşehir Belediyesi’nden, ne de Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden tık yok! Koruma kurullarını hiç sormayın, varlar mı yoklar mı belli değil…

 

xx        xx        xx

Vatandaşın derdi varmış.

Çalmadık kapı bırakmamış. Belediye, kaymakam derken Valiye çıkmış. Görevliler kendisini almışlar içeriye. Ne görsün. Vali horul horul uyuyor. Adam çaresiz, ne olur ne olmaz deyip, valinin horladığı masanın önündeki koltuğa yavaşça ilişiyor.

Vali bir zaman sonra uyanıp, karşısında oturan vatandaşı görünce “Hayrola?” diye sormaya niyetlenir niyetlenmez, vatandaş saygılı bir şekilde ayağa kalkıyor:

-“Efendim bir maruzatım vardı, ama siz uyuyordunuz.

Sinirlenen valinin yanıtı açık ve nettir:

-“Sen benim uyuduğumu da nereden çıkartıyorsun. Ben uyusam bile makam uyumaz.

Kıssadan hisse işte…

 

xx        xx        xx

Milas-Bodrum karayolu üzerinde, bir zamanların kaçak köyü Güvercinlik’in hemen karşısında nesli tükenmekte olan Halep Çamları ile kaplı Pina Yarımadası Muğla’da çevrenin içine nasıl edildiğinin neredeyse sembolü haline gelmek üzere.

Ne kamuoyu baskısının ne de medya baskısının gücü burada işlemiyor… (!)

Sonunda Muğla’nın çiçeği burnunda milletvekillerinden CHP Milletvekili Av. Akın Üstündağ Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından yanıtlanmak üzere TBMM’ne soru önergesi verdi.

Yanıt yok. Ülke Suriye cephesinde savaşa girer hale gelmiş. Terör azmış. Yeni hükümet kurulamamış. Bunca derdin içinde Başbakan’ın başka işimi yok!

Böyle demek mümkün… Ancak bütün bu olumsuz haller gelir geçer…

Ya ormanlarda, kıyılarda yaşanan talan?

Ülkeyi düşmanlarla savaşarak değil de neredeyse doğayla savaşarak kaybetmek üzereyiz… (!)

 

xx        xx        xx

Muğla Milletvekili Üstündağ’ın soru önergesine adresinden yanıt çıkmadı, ama aynı günlerde Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu Pina Yarımadası ile ilgili yaptığı açıklamalarda şöyle diyordu:

Üç beş ağaç kesilmişse ne olmuş, bu kadar turist ülkeye nasıl geliyor konaklıyor?

Akıl alacak gibi değil tabi…

Onca turist elbette ülkemize ormanların, kıyıların nasıl talan edildiğini görmeye gelmiyorlar!

 

xx        xx        xx

Hukukçu adamın hali başka tabi… CHP’nin genç Muğla Milletvekili Akın Üstündağ’ın mesleği elbette milletvekilliği değil! Kendisi avukat… Bu nedenle mi oldu bilmiyoruz, kendisi galiba uzun zaman sonra Muğla’dan Kanun Teklifi veren ilk milletvekili oldu.

Baktı Pina Yarımadası’nda yaşanan talanı ipleyen yok, kalktı Kanun teklifi verdi!

TBMM Başkanlığı’na verdiği teklifte, Orman Kanunun 17 inci ve 57 inci Maddelerinde değişiklik talep ederek, orman rejimi içerisinde iken meydana gelen yangın veya yangınlar sonucu tahrip olan alanların acilen tekrar orman rejimine kazandırılmasını öneren Milletvekili Üstündağ, “İnşallah yeni kurulacak hükümette orman talanını savunan orman bakanları ile karşılaşmayız ” diyor.

İnşallah…

xx        xx        xx

Tabi bu işler inşallah ile maşallah ile olmuyor.

Muğla’nın genç milletvekili Akın Üstündağ’ın gösterdiği kararlılığı göstermek gerekiyor.

Sadece Üstündağ’ın kararlılığı da yetmiyor. Muğla Milletvekillerinin tamamının Muğla’nın vekili olduklarını unutmadan Muğla için el ele vermeleri gerekiyor.

Geçenlerde Akyaka’da Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde mi yoksa Valiliğin ev sahipliğinde mi yapıldığını bilmediğimiz, “basından uzak” buluşmada 6 milletvekilimiz bir araya gelmiş. Şaştık ve sevendik…

Bir araya getiren sağ olsun…

Onları bir araya getiren neydi bilmiyoruz, ama Pina Yarımadası, Bafa Gölü ve benzeri konularda da bir araya gelebilmeliler… Dalaman’da canlı canlı toprağa gömüldüğü iddia edilen kaplumbağalar içinde birlikte bir şeyler yapabilmeliler…

xx        xx        xx

CHP Muğla Milletvekili Akın Üstündağ’un çabaları, Kanun teklifi bir işe yarar mı bilmiyorum. Bir işe yaramalı…

Benim anlayamadığım son zamanlarda çevrecileri göremez olmamız.

Pina Yarımadası’nda Akın Üstündağ yalnız, Dalaman’da kaplumbağalar yalnız…

Muğla öyle bir hale geldi ki, artık talancılar gözlerini iyice kararttılar.

Çevreye dair en son haber Marmaris’ten çıktı. Başlık şaşırtıcı idi:

Ünlü Denizci Boro’nun Cennetinde Yapılaşmaya Tepki”

Yakın zamanda kaybettiğimiz rahmetli Sadun Boro’nun cenneti olduğu söylenen yer Gökova Körfezi’nde Okluk KoyuRahmetli Turgut Özel’ın döneminde “Devlet Konuk Evi” yapılan yer. Burada kaçak yapılaşma baş göstermiş…

Ne diyelim?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Çapa 01 Ağustos 2015 / 12:43

Çevre hareketleri Saynur Gelendost’la beraber rahmetli oldu gibi bir şey. Rahmetli Saynur Hanım güven verirdi. Önden giderdi. Korkup çekinmezdi. Sosyal Demokrat olduğunu iddia eden bir partinin programında çevrecilik olmazsa olmazlardandır. Peki Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal Demokrat değil mi? O dili ağzı söylemez, kaçamaz, koşamaz, doğanın en hareketsiz hayvanı. Bu kaplumbağaları nasıl canlı, canlı toprağa gömdünüz? Sosyal Demokrat öğretiden korkmuyorsanız, Allah’tan korkun. Günah işlemekten çekinin. Akbük’e alt yapı hizmeti götürmek oranın betonlaşmasını teşvik etmek demektir. Güvercinlik’i koruyamadık. Muğla’mızın son doğa harikalarından bakir koylarından Akbük’ü koruyalım. Oradaki Halep çamlarını yok etmeyelim. Güvercinlik o yeni yapılan otellerle yok edilmedi. Güvercinlik yok edilirken CHP nin Genç Milletvekili sayın Üstündağ öncesi Muğla İl Genel Meclis üyesi değil miydi? O zaman sesi niye çıkmamış? Tüm çevrecilerin dokunulmazlık zırhı mı var? Güvercinlik’i, Bodrum’u kıyıları bitiren oteller değil, yanlış yerleşimlerdir. Kıyılarda kaç otel var kaç ev var sayalım otel sayısı solda sıfır kalır. Keşke kıyılarımızda sadece oteller olsaydı. Otel demek döviz demek, bacasız sanayi demek, istihdam demek, Türkiye’nin tanıtımı demek. Milas parti teşkilatına iş istemeye giden gençlere ne diyeceksiniz? Biz otele karşıyız mı diyeceksiniz? Otele karşı olmayın yanlış yapılaşmaya karşı olun. Milas kıyıları didim Akbük’ten ( Düne kadar Milas’a bağlıydı) Güvercinlik’e kadar ikinci konutların ruhsatlarını kim verdi? Milas Belediyesi, İmara kim açtı Milas belediyesi. Akbük’ten Güvercinlik’e kadar kaç otel var birde kaç site var Milas Belediyesinden çıkartın. Okluk koyunda “Devlet Konuk Evi” yapılırken ayağa kalkılmıştı. Devletin yaptığı bu ev Bodrum’da sıradan kişilerin evlerinin yanında gece kondu gibi kalır. Rahmetli Özal’ın bu girişimi olmasaydı. Orası şimdiye betona gömülürdü. Hadi Özal neyse de ( siyasi görüşlerden dolayı sevmeyenler olabilir diye böyle söylüyoruz. Yoksa tabii ki, Özal her şey) hiç değilse Sadun Boro’nun hatırına koruyun. Ölümünün üzerinden ne geçti ki, daha toprağını ısıtmadı. Türkiye kıyılarında ki, belediyelerin imar ve fen işleri sınıf atlıyorsa bu kaçak yapılaşmanın önüne geçilmez. Rantın(haksız kazanç) olduğu yerde betonlaşma kaçınılmazdır. Muğla kıyılarının makro planlaması derhal yapılmalıdır. Korunacak alanlar, turizm alanları, günübirlik alanlar, konut ve ticari alanlar planlanmalıdır. Plansızlık karmaşa ve kargaşa çıkartır. Bu Milli meseledir. Politika ve siyaset üstü olarak ele alınmalıdır. İyi tatiller.

Erenköy 02 Ağustos 2015 / 13:26

Gocuman; 07 Haziran’a giden yolda aynen böyle bir düzen ve ortam istenilmiş,chp+mhp+hdp+paralel+Okyanus+pkk ve diğerleri;bu şekilde bir seyaryo yazılmış ve uygulamaya konulmuş idi. Oy verin gitsinler,Yetki AKP’den (Ak Partiden) alınsın,diye de<enformasyon yapıldı ve kısmen de başaeılı oldu. Bedelini halk edemeye başladı. Neticede bulanıl suda balık avlayanlar bayağı balık tutmuş olabilirler. sevgi ve saygı.

BİRAY 04 Ağustos 2015 / 17:08

çok uzağa gitmeden Menteşe’nin Kafaca Mahallesi’ne gidersek kurulan taş ocağına kimse ses çıkarmadı. Patlama olduğunda Kafaca’yı toz bulutu kaplıyor. Buradaki insanlara gidin sorun ne haldeler, tarlalar bahçeler nasıl etkileniyor taş ocağından gidin görün, çok uzakta değil. Bu taş ocağının onayını kim verdi. Hükümet kaynaklı bir girişim olsaydı bütün Menteşe’yi ayağa kaldıralım diye uğraşırlardı. Demem o ki bu tarz girişimlerde öncelikle etkin olması gerekenler yerel yöneticilerdir…