Cennet Sizin Olsun

Bu haber 16 Mayıs 2014 - 0:43 'de eklendi ve 827 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Soma’da yanan canlarla birlikte bizlerde yandık.

Karelere hayatını kaybetmiş işcilerimizin delik çorapları takıldı.

En helalinden kazanç kıt olunca, çoraplar delik olur.

Bu ülkenin kutsalları emekçilerin ışıkları söndü ve işte gidiyorum dercesine sonsuzluğa gittiler.

Onların ışıkları söndü, bizim bağrımıza da ateş düştü.

UĞURLAR OLSUN BU ÜLKENİN ASİL İNSANLARI.

GÜZEL İNSANLARI.

AZ İLE ONURLU YAŞAYANLARI.

EMEKÇİLERİ.

KÖMÜR KARASINA BULANMIŞ İŞÇİLERİ.

UĞURLAR OLSUN. UĞURLAR OLSUN.

MEKANINIZ CENNET OLSUN…

SİZE BURADA CENNETİ YAŞATAMADIK. ORADA CENNET SİZİN OLSUN!

8 MAYIS DÜNYA TALESEMİLİLER GÜNÜYDÜ.

Eski İl Sağlık Müdür Yardımcımız  Sayın İsmail Hakkı Timur aradı ve 8 Mayıs Dünya Talasemililer günü etkinliklerine katılmamı istedi.

Sen eski talasemicisisin, etkinliğe gel lütfen dedi. Gidecektim. Göktepe ASM merkezine görevlendirildiğim için gidemedim.

DR İsmail Hakkı Timur bu ilde, talasemiye gerçekten gönül vermiş bir sağlık çalışanı. DR Ferit Turan’la emekleri sayfalardan silinemeyecek kadar büyük. Nacizane ben de bir 10 yılımı talasemiye verdim. İl Sağlık Müdürlüğünde çalışırken bir fiil, il taramalaralarını ve eğitimlerinin, koordinasyonunun sorumlu hekimliğini yaptım.

Hedef kitlemiz ilköğretim 8. sınıflardı ve tüm ildeki okullarda eğitim çalışmaları ve alınan kan örnekleri ile talasemi taşıyıcıları olup olmadıklarını tespit ettik.

Yürekleri işe kattık. Bu süreçte uluslararası ve ulusal talesemi kongrelerine katıldık. Her yıl Talasemi hastaları için yapılan gençlik  kamplarını hiç aksatmadan, ilimiz talasemili çocuklarımızla beraber gittik.

2003’de MUĞLA 4. Uluslararası Talasemi Gençik Kampını yaptık. Kamp döneminde Datça’da bir fiil organizasyonun başında bulundum ve çalıştım. Dönem Valimiz Sayın Hüseyin Aksoy’dan Teşekkür Belgesi aldım. Organizasyona katkı sunan tüm kurumlara da teşekkür belgesi verildi.

Benim de kurucu üyesi olduğum Muğla Talasemi Derneğini hayata geçirdik.

Emekler verilmemiş olsaydı, Muğla’da talasemi hastalığı, çocukların kaderi olabilirdi ve kader olmaktan çıktı.

Bu bir bayrak yarışıydı. Şimdilerde ellerinde bu bayrağı taşıyanlara selamlar olsun.

KÜRESEL BİR AKTÖR…

Evrensel olan bilimin, küresel bir aktörü olarak, bütün insanlığa hizmet eden Türk bilim adamıdır ‘ O ‘

Bilimsel araştırmalarını ABD’de sürdürmekte.

Harvard Üniversitesi’nden profesörlük ünvanını 41 yaşında aldı…

Metabolik bozuklukların tedavisine ilişkin gerçekleştiridiği buluşlarla tüm dünyayı etkiledi.

Bugüne kadar obezite, diyabet ve kalp sağlığı alanında sayısız çalışmaya imza attı.

Türkiye ile sıkı temaslarını hep korumuş olup, gerek bir rol model olarak, gerekse gönüllü bir danışman olarak, Türk insanına sağlık ve bilim alanında rehberlik eden, başarılı insanlarımız arasında yer almaktadır.

Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil: “Bilimden ve araştırmadan daha heyecan verici bir yaşam tarzı düşünemiyorum” diyecek kadar bilime aşık…

Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölüm Başkanı; genetik hastalıklar ve obezitenin insanlığın geleceğini tehdit eden en önemli sorun olduğunu söylüyor.

“Böyle giderse önümüzdeki 25 yılda dünyadaki toplam milli gelirin en az yarısının bu hastalıkların tedavisi için ayırması gerekecektir”  tespitini yaptı.

BİLGİ KİRLİLİĞİ VAR

Gerçekten sağlıkta fazlaca bilgi kirliliği var. Ağzı olan konuşuyor. Öncelikle tüm hekimlerin temel tıbda ortak noktayı yakalamalıdır. Sağlıkta asimetrik bilgi vatandaşa dezavantaj.

Dünyanın temel bilimlerde çok ilerlediğini söyleyen Hotamışlıgil, aynı gelişmenin beslenme alanında olmadığını söyleyerek, “Günümüzde beslenme konusu, en fazla bilgi kirliliğinin olduğu alan. Bizim çalışmalarımız temel bilimlerdeki ilerlemeyi beslenme alanına da getirebilmek üzerine” diyor.

FIRSAT KAÇIYOR

Beslenme konusundaki mevcut bilgilerin sadece, ‘şunu ye, bunu yeme’ düzeyinde kaldığı tespitini yapan Hotamışlıgil, şöyle devam ediyor. Ve “oysa beslenme, hem sağlık hem hastalık için dünyadaki en önemli araçlardan biri. İçerisinde en çok çeşitlilik ve zenginlik bulunduran maddeler var gıda da ama biz bunun çok azını biliyoruz. Burada önemli bir fırsatı kaçırıyoruz. Genetik bilimi ile beslenme daha fazla temas etmeli.”

AÇLIK KADAR ÖNEMLİ

Kalp, kanser, diyabet, solunum ve obeziteyi dünyayı tehdit eden en önemli sorun olarak nitelendiren Hotamışlıgil, bu meselenin savaş, küresel ısınma, açlık veya susuzluk kadar önemli olduğunu “Bu kronik hastalıkları yok edebilmek için bütün dünya kaynaklarını tüketmek gerekiyor. Önümüzdeki 25 yılda bu hastalıklarla mücadele için dünyanın toplam gelirinin yüzde 50’si kadar bütçe ayırmak gerekecek. Böyle bir kaynak olmadığı için de, yüz milyonlarca insan hastalanacak ancak tedavi edilemeyecek.”

Çok vahim şeyler.

Türkiye’de hastalıklar patlayacak…

Türkiye’nin durumunu da değerlendiren Gökhan Hotamışlıgil, ülkedeki kronik hastalık ivmesinin çok hızlı arttığına işaret etti. Genç nüfusta bu riskin çok anlaşılamadığını vurguluyor ve  Türkiye ile ilgili önemli uyarılarda bulunuyor.

“Tedbir alınmazsa bir sonraki nesilde obezite ve kronik hastalıklar patlayacak. Bizim genetiğimizde kalp hastalıkları, diabet ve obezite riski çok yüksek. Orada fokurdayan bir durum var. “Aileden, devlete; sivil kuruluşlardan üniversitelere herkesin bu işin içinde olması gerekiyor. Önce hasta olunur sonra hastalık tedavi edilir zihniyeti var. Halk Sağlığı okulumuz yok. Kamu sağlığı kuruluşu yok. Bunlara doğru kayış olmalı” ifadesini kullandı.

Çözüm koruyucu hekimlikte…

Kronik hastalıklarla mücadele için koruyucu ve önleyici hekimliği kitleye yaymaya ihtiyaç olduğunu vurgulayan Hotamışlıgil, bunun yolunun da doğru ve bilimsel beslenmeden geçtiğini ifade ediyor… Önümüzdeki 25 senede beslenme biliminde büyük dönüşüme ihtiyaç olduğunu söyleyen ve  “beslenmede yeni bir çağ açmak şart” diyor.

Düşüncelerinize dikkat edin davranışlarınız olur diye bir söz vardır.

Tıp bilimi buna benzer bir söylemi dillendiriyor.

Alışkanlıklarınız gene dönüşüyor. Tüm alışkanlıklarımız genetik sistemimize oya gibi işleniyor. Ve bizden sonraki nesle naklediliyor.

Kronik rahatsızlıkların normalde genetik yoluyla geçtiğini söyleyen Hotamışlıgil, şu bilgileri veriyor. “Genlerimiz değişti mi diye düşünürken artık genlerin alışkanlıklardan etkilendiğini tespit ettik. Mesela genlerde olmasa bile kilo almış bir annenin çocuğunun kilolu olma ihtimali çok yüksek. İnsanın deneyimi bir sonraki nesle kodlanabiliyor. Bunu beslenmeyle çözmeye çalışıyoruz ” diyor Hotamışlıgil.

Bizim, evrensel olan bilimin, küresel bir aktörü olarak ABD çalışan hocamıza kulak verip sağlıkta yeni yeni politiklar üretmemiz gerektiği bir gerçek.

Sağlık Bakanım Sayın Mehmet Müezzinoğlu: Sağlıklı Yaşam Okulları açalım. Vatandaşlarımızı bu okallarda eğitelim.

Toplam milli gelirin en az yarısının bu hastalıkların tedavisi için ayırması gerekecektir uyarısın önemli bir uyarı. Sağlık politikalarımız da yeni hedefler ortaya koymamız gerekiyor gibi…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.