Çekildim Bir Kenara Seyrettim

Bu haber 28 Haziran 2016 - 0:27 'de eklendi ve 2.548 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Sonra çekildim bir kenara seyrettim bütün olup biteni

Baktım kimde ben ne kadarım, kim bende ne kadar kalmış diye”

Özdemir Asaf

 

Çekildim bir kenara seyrettim, şöyle kenarından köşesinden. Öyle derinlemesine de değil. Bir de derinlemesine seyretmiş olsaydım ben kendimi nerede bulacaktım; hatta bulabilecek miydim onu da bilmiyorumdum. Sayısız kayıplar arasında bulurdum kendimi herhalde.

İnsanın kendini, çevresini ve de cümle malum her şeyi tükettiği ve de her anlamda hükümsüz kaldığı başka zaman dilimleri olmuş mudur bilemiyorum. Tarihe baktığımızda zamanın bu kadar hızlı aktığı bir an yaşanmış mıdır? Zannetmiyorum. Geçmişe göre bilgiye sahip olma imkanına hiç bu kadar kolaylık sağlanmamıştır. Sonuca baktığımızda ise elde edilen bilginin ne kadar doğru, ne kadar sahih olduğu işte o, tartışılır.

Konuyu biraz detaylandırdığımızda elde edilen bilginin bırakın doğruluğunu ne kadar gerçek kaynağından alındığını ve ne kadarının doğrusu ile alındığından bile emin olabiliyoruz. İncelemeye yahut doğrulamaya kalktığımızda ortalık intihalden geçilmiyor. Kopyala yapıştır mantığı malum; bizi nerelere götürüyor? Buna “akademik dürüstlük” adını vermiş uzmanlarımız!. Hatta bu konuda verilen dersler, yapılan çalışmalar çok ciddi boyutta. Ama sonuç? İşte onu gerçekten yürekten dileyerek görmek istiyoruz. Ciddi boyutta bir hayal kırıklığı ile karşı karşıya kalıyoruz.

Artık çalmanın, hırsızlığın adı kopyalama; nakil olmuş. Sosyal medya tamamen kopyalama, tamamen senden benden ondan çalınanlarla dolu. Üstüne bir de fotoğraf ekleyip hırsızlığımızı tescilliyoruz. Çekildim bir kenara seyrettim. Evet sadece seyrettim. Bana bu hayat senaryosunda verilen sadece seyretmekti. Seyrettiklerim karşısında dehşete düştüm. “Ben”lerin aymazlığında, “ben”lerin doymazlığında, “ben”lerin kanun kural tanımamazlığında, “ben”lerin zulmetinde insana dair arayışlarımda yoruluyorum.

Özüne bakıyorum, ne kadar da güzel hasletleri var. Bakışı, düşünüşü, idealleri hep güzellikler, iyilikler, doğruluklar üzerine kurulu.. Hayâl ettiği müddetçe yaşamasına  izin verilse, gök ekinken biçilmese, kendi beninin içindeki zenginliği “biz”e aktarmasına izin verilse nerelere taşıyacak içindeki hazineyi. Ama hayır!.. İzin verilemez, gücü elinde bulunduranlar onu paylaşmaya asla rıza göstermezler. İşte bundan dolayı adalettir, vicdandır, erdemdir sadece birer sözcük olarak dilimizde söylenir durur. Mana olarak yaşamasına izin verilmezse işte o zaman insanlık karanlığın içinde göz kırpmaya mahkum olacaktır.

Çekildim bir kenara sadece seyrettim; insanlar sadece konuşuyorlardı. Konuşmaktan başka da ellerinden bir şey gelmiyordu. Genci başka konuşuyordu, orta yaşlısı başka, yaşlısı başka. Ortak bir nokta bulamıyorlardı k orta bir noktada buluşsunlar. Bir kere konuşan hiç susmasını bilmiyordu. Susmasını bilmiyordu ki bir kere en büyük insanlık erdemi olan dinlemeyi öğrense. Keşke bir kere dinlemeyi öğrense, dikkatini dinlemeye verse o zaman kendini de dinleyecek, kendini de duyacak. O zaman “ben”in o fütursuzluğundan, zulmetinden, acımasızlığından, yalnızlığından, terk edilmişliğinden kurtulacak. Duydukça, dinledikçe zenginleşecek, dinledikçe tamamlanacak, dinledikçe insana ait bütün hasletleri öğrenecek, onları yaşamına geçirecek. İnsan olarak dünyaya gelmenin erdemine kavuşacak.

Çekildim bir kenara seyrettim; her şeye rağmen, gördüğüm bütün yanlışlara rağmen insan olmak mükemmeldi, kusursuzdu. İnsanı tanıdım insansızlıklarda. İnsanı tanıdım bütün kötülüklerde, çirkinliklerde. Doğadaki tüm güzelliklerin yanında güzel insanlar da vardı. Ve özünü kaybetmemiş o güzel insanların yüzü suyu hürmetine dünya yaşanmaya değerdi.

Zulmetin bir tarafı nurdu. Karanlığın bir köşesi aydınlığa mahkumdu. Konuşanlar, hep konuşanlar karşısında bana sadece susmak düştü. Sustukça daha iyi duydum içimdeki o güzel sesi. Sustukça daha iyi işittim ve öğrendim insan olmanın bana bahşettiği hazineyi. Sustukça düşünmesini, akkadikoy.com tamamlanmasını, üretmesini öğrendim. Hayat senaryosunda bana düşen düşünmekti. Ve ben biliyordum ki düşündükçe var olacak, var olmanın hafifliğinde daha da haz duyacak, dünyada var oluşumun asıl sebebini daha iyi kavrayacaktım.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.