Çayımızın Kıymetini Bilelim

Bu haber 07 Eylül 2015 - 21:51 'de eklendi ve 934 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Namık Açıkgöz

 

Çayın, günlük basit içeceklerimizden biri olmaktan da öte, önemli bir kültür olgusu vaziyeti arzettiğini, Okakuro Kakuzo’nun Çaynâme (Daha sonra “Çay Kitabı”) adlı kitabını okuyunca fark etmiştim. Geçen yıllarda Katherina Branning’in Türkler’de çayla ilgili “Bir Çay Daha Lütfen” adlı kitabı çıktı ve çayın başlı başına bir kültür olduğu çok güzel örneklerle tespit edilmiş oldu.

Çay, Türklerin en ucuz içeceklerinden ve ikram unsurlarındandır ve belki de birincisidir. Çay, tiryakiliği olan bir içecektir ve dinen de içilmesinde sakınca görülmemiştir.

Ben kendimi bildim bileli çay tiryakisiyimdir. Çaydan önce milletimiz, kahvaltılarda tarhana çorbası içerdi; sonra çaylı kahvaltılar yaygınlaştı.

Nasıl bir “Türk kahvesi” varsa, bir de “Türk çayı” vardır. Dünyada pek çok milletler çayı, “sallama” tabir ettiğimiz usulle içer. Türk milleti sallama çaya bir türlü alışamamıştır. İşin yük kısmından kaçan bazı işletmeler sallama çay dayatıyorlarsa da bu pek yaygın değildir.

Ben çayın kıymetini yurt dışına çıkınca anladım. Fransa’da da, Ürdün’de de Rodos’ta da, ağız tadıyla çay içemedik. Hepsinde sallama çay var. Tabii bir de otel türü çok müşterili yerlerdeki kazan çayını unutmayalım.

Ne sallama, ne de kazan çayı bizim damak tadımıza uygun!…

Biz, altta kaynar su, üstte demlik alışmışız… Kendi kendimize de olsak, kahvaltıda da olsa, misafir de gelse, illâ demleme çay olacak.

Bu kadar alışkanlıktan sonra, bir Türk yurt dışına çıktığı zaman, çay konusunda sudan çıkmış balığa dönüyor. Orada burada demleme çay arıyor. Gece gündüz burnuna demleme çay kokusu geliyor. Yurt dışında sokaklarda, caddelerde gördüğü yüzlerce kafenin hiç birinde çay olmamasını bir türlü anlayamıyor. Çok darda kalsa, çay tarlası fiyatına bir sallama çay içiyor ama nefsi bir türlü körelmiyor.

Geçenlerde iki günlüğüne Rodos’a gittiğimizde, 2 gün boyunca çaysızlık sızlanması yaşayınca, insan en ucuz ve en basit bir içecek olan çayın kıymetini o zaman anlıyor. O gösterişli dükkânlarda çay yok. Hepsinde pahalı pahalı içecek var ama bardağını 50 kuruş veya 1 liraya içtiğimiz çaydan eser yok.

Bizim basit tefrişli, üç beş masa ve 15-20 sandalyeden ibaret kahvehanelerimiz, hem ucuzluğuyla, hem de îfâ ettiği sosyal fonksiyonla (Babalarımız hep orada sosyalleştiler.) meğer ne kadar kıymetli mekânlarmış ve meğer hiç önemsediğimiz çay, yurt dışına çıkınca ne kadar önemli oluyormuş!…

Sizce Rodos’tan döner dönmez ne yapmışızdır?

Şimdi bir çay olsa da içsek Süheylâ…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.