Çatı davası devam ediyor

Bu haber 19 Aralık 2017 - 23:52 'de eklendi ve 812 kez görüntülendi.

FETÖ/PDY Muğla çatı davasında 22’si tutuklu 41 şüphelinin yargılanmasına Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediliyor. Pazartesi günü başlayan davada savunmalarını yapan sanıklar FETÖ/PDY terör örgütünün gerçek yüzünü bilmediklerini, kullanıldıklarını ve pişman olduklarını söylediler.

Kadir Tamer

Pazartesi günü Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlayan Muğla Çatı davası devam ediyor. Cuma gününe kadar devam etmesi beklenen davanın ikinci günü 22’si şüpheli toplam 41 sanığın savunmaları ile devam etti. Gün boyu süren davada savunmalarını yapan sanıklar örgütün iç yüzünü bilmediklerini ve kullanıldıklarını söylediler.

Davada mahkeme heyetine ilk savunmasını veren tutuklu sanıklardan M.A, “Bizi kullandılar. Biz çok pişmanız. 26 yıllık avukatlık meslek hayatında adımın böyle bir örgütle anılmış olmasından ve kullanılmış olmaktan dolayı çok pişmanım. Biz vatan millet için çalıştığımızı düşünüyorduk. Zerre kadar bu örgütün niyetini anlamadık. 15 Temmuz’da bu yapının niyetini öğrendik” dedi.

Savunmasında Bereket isimli şirketin faaliyetleri ve sermaye artışı hakkında bilgi veren M.A., “Ben bu şirkete sermaye arttırımı konusunda hiçbir zaman para ödemesi yapmadım. Ancak son dönemlerde şirketin sermayesinin 7 milyon liraya kadar çıktığını öğrendim. 2012yılıiçerisinde il imamı S.D. beni Yapı Kredi Bankasına çağırdı. Gittiğimde yanında şirketin mali müşaviri H.H.K.’ da vardı. Bana şirketin sermaye arttırımına gittiği ve benim de arttırım nedeniyle ödenmemiş halde 170 bin TL civarında sermaye yatırmam gerektiği söylendi. İlimizde bir öğrenci yurdunun satın alınması amacıyla Boydak Şirketinden para geldiğini, binayı satın alacağımız kişiye bu paranın şirket bünyesinden ödenmesi gerektiğini anlattılar. Dolayısıyla en azından tapu da yazılı olan satış bedelinin şirket hesabından ödenmesi gerektiğini belirterek benim adıma şirket hesabına ödenmemiş sermaye bedeli olarak 170-180 bin lira civarında para yatırıldı. Sonradan öğrendiğime göre benim gibi şirket ortağı olan diğer 5 kişi adına da bu şekilde işlem yapıldığını öğrendim. Dolayısıyla bu sermaye artımında ben şirkete herhangi bir para vermedim Ancak vermişim gibi işlem yapıldı. Yatırılan para Boydak ailesinden gelen bir para idi. Bana bunu il imamı söyledi. Zaten bu işlemler neticesinde alınan yurt binasının adı da Meral Boydak yurdu olarak belirlendi” dedi.

Şirketin mal varlığının artmasından rahatsızlık duyduğunu ve bu işlemlerin vakıf çatısı altında yapılması gerektiğini sürekli olarak dile getirdiğini kaydeden M.A. savunmasına şöyle devam etti:

“Çünkü hayır işi yapıyorduk, bağış alıyorduk oysa şirket ticari bir kuruluştu. Olması gereken tüm bu işlemlerin vakıf bünyesinde yapılması idi. Kaldı ki, şirketin malvarlığı, yurtları ve okulu olmaya başlayınca ve ben de şirketin yönetim kurulu üyesi olunca tanıdık tanımadık birçok kişi okul ve yurtlar için benden indirim yapmamı talep etmeye başladı. 2010 veya 2012 yıllarında S.D. bana “gözün aydın vakıf kuruyoruz” şeklinde bir söz söyledi. Akabinde avukat olmam nedeniyle şirket çalışanlarından birisi elinde bir vakıf senedi taslağı getirdi. Yanlış hatırlamıyor isem vakfın adı Muğla Eğitim ve Kültür Vakfı idi. Vakıf üyeleri arasında A.K., M.Ç.ve Y.P.’nin isimlerini hatırlıyorum. Ben kendilerinden vekalet alıp Asliye Hukuk Mahkemesinden tescil işlemlerini yapmak üzere hazırlık yaparken sürekli olarak oyalandım ve neticede vakıf kurulmadı. O dönemde Ahmet Şık ve Nedim Şener ile ilgili davaların Ergenekon ile birleştirilmeye çalışılması, İlker Başbuğ’un Anayasa Mahkemesi yerine Özel Yetkili Mahkemelerde yargılanması, 2010 KPSS ile ilgili soruşturmanın sürüncemede bırakılması gibi konularda cemaatle anlaşmazlık yaşadım. Bu konuları eleştirdim ve şirketten istifa etmek istediğimi söyledim. Bu amaçla 2012 yılında dilekçe verdim. Gerçekten de bu dilekçem işleme konuldu. Ancak sadece yönetim kurulundan istifam kabul edildi. Ortaklığım sonlandırılmadı. Bir sonraki genel kurulda hallederiz denilerek beni oyaladılar. Bu süreçte 2014 yılının bitimiyle Salih Demirayak Muğla’dan ayrıldı. Bildiğim kadarı ile İzmir’e gitti, orada hangi görevde bulunduğunu bilmiyorum.” Duruşma diğer sanıkların savunmalarının dinlenmesi ile devam etti.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.