Cansu Kaya davasında keşif kararı

Bu haber 15 Nisan 2016 - 23:01 'de eklendi ve 845 kez görüntülendi.

CANSU KAYA DAVASINDA KEŞİF KARARI TUTUKLU SANIKLAR ÇAPRAZ SORGUYA TUTULDU SANIKLAR CANSU’NUN ÇANTA VE ELBİSESİNİ YAKMADIKLARINI, SADECE SUYA ATTIKLARINI SAVUNDUMuğla’nın Ortaca ilçesi Dalyan Mahallesi’nde kanalda ölü bulunan Cansu Kaya’nın davasının altıncı duruşmasında keşif kararı çıkarken, 2 tutuklu zanlının tahliye isteği reddedildi.

Ortaca’nın Dalyan Mahallesi’nde garson olarak çalıştığı restorandan geçen yıl 14 Haziran’da mesai bitimi ayrılan ve ortadan kaybolan Cansu Kaya’nın, 3 gün sonra Dalyan Kanalı Çandır Geçişi Mevkisi’nde su üzerinde cesedi bulunmuştu. Genç kız 17 Haziran’da gözyaşları içinde toprağa verilmişti. Yapılan incelemede, genç kızın son olarak Dalyan’daki restoranda garson olarak çalışan 25 yaşındaki Necati D. ve lise öğrencisi 17 yaşındaki M.P.Ç. ile birlikte yürüdüğü görülmüştü. Bunun üzerine gözaltına alınıp tutuklanan Necati D. ve M.P.Ç. hakkında ömür boyu hapis cezası istemiyle Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştı.

Rapor mahkemeye ulaşmadı

Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen altıncı duruşma öncesi adliye binası önünde polis tarafından kontrol noktaları kurularak, güvenlik önlemi alındı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Necati D. ve M.P.Ç., maktul Cansu Kaya’nın babası Osman Kaya ile sanık ve müşteki avukatları katıldı.

Müşteki avukatları, Adli Tıp Kurumu’ndan raporun beklenmesine, delillerin toplanmasına dosyada bulunan raporlardaki zıtlığın giderilmesinin beklenmesine, Cansu Kaya’nın elbise çanta ve kitabının yakılarak delillerin karartıldığı için tutukluluklarının devamını istedi. Bu sırada Mahkeme Başkanı Ogün Ahmet Tepe ve hakimler, tutuklu sanık Necati D.’yi çapraz sorguya aldı. Müşteki avukatları da bu sırada bazı sorular sordu.

Sanık Necati D. Mahkemeye verdiği savunmasında, “Ben ve Mehmet P.Ç, Cansu Kaya’nın elbiselerini ve çantasını Sulungur yolu üzerindeki birinci köprüden suya attık. Suyun derinliği 1 metreydi. Akıntı güçlü değildi. Jandarmaya gösterdik. Jandarma tamam dedi. Daha sonra aranıp aranmadığını bilmiyorum. Nüfus cüzdanını görmedim. Tişört ise çantanın içindeydi. Tişörtü çantanın içine biz koymuştuk. Cansu Kaya’nın eşyalarını attığımız yer ile tekne de oturup bulunduğumuz yer arasında fazla bir mesafe yoktur. Tahliyemi talep ediyorum. Biz bu suçu işlemedik” dedi.

Mahkeme başkanının daha önce savcılıktaki “Bu delilleri yaktık” şeklindeki ifadesini hatırlatması üzerine Necati D., “Ben yaktığımızı hatırlamıyorum. Ancak suya attık” dedi.

Tutuklu Mehmet P.Ç. ise aynı soru üzerine, “İlk defa böyle bir şey başımıza geliyordu. Olayın şoku ile haber veremedik. Korktuğumuz için bir takım eşyaları yaktığımızı söyledim. Eşya yakma olayı yoktur” diye konuştu.

Olay anını bir kez daha anlattırdılar

Sanık Necati D. bir soru üzerine olay anını bir kez daha anlattı. Necati D. Mahmeye verdiği savunmasında şunları söyledi:

“Cansu bizim yanımıza geldiğinde Umut isimli arkadaşıyla tartıştığını söylemişti. Ben kendisine onunla konuşurum dedim. Hatta çağırmasını bile istedim. Cansu yanımızdan ayrılıp Öznur diye bir arkadaşıyla tekne turuna gideceğini söyleyip buluşmaya gitmişti. 15 dakika sonra yanımıza gelip tekne turunun olmadığını söyledi. Cansu Kaya yüzmek istediğini söyleyince burası havuz değil yüzemezsin dedim. O ısrar edince önce arkadaşım atladı. Onu tutmasını söyledim. Cansu Kaya teknenin burnundan atladı ve sudan çıkmadı. Onun öncesinde Mehmet sudaydı. Çünkü Cansu suya atlamak için ısrar etmişti. Yüzünde intihar edeceğini gösteren olumsuzluk yoktu” ifadelerini kullandı.

Sanık Mehmet P.Ç. ise “Cansu Kaya’nın bacaklarının üstüne çivileme atladığını belirtip ben kendisini tanımıyordum. Yüzme bilip bilmediğini bilmiyordum. Önceki ifadelerimi tekrar ediyorum” dedi.

Sanık avukatı Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ndan 4,5 aydır raporun gelmediğini hatırlatarak, “Müvekkilim 9,5 aydır tutukludur. Dosyada bir delil yoktur. Olayın Muğla ve Türkiye genelinde bilinmesi müvekkilim açısından telafisi olmayan sonuçlar doğurmuştur. Birden fazla Adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyesini talep ediyoruz” dedi.

Mahkeme heyeti Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğü ve İstanbul Birinci Tıp İhtisas Kurulu raporunun çeliştiği sanıkların mağdura ait bir kısım eşyalı yaktıklarına ilişkin beyanları dosyadaki delillerin birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesinin bulunması kaçta şüphesinin olması nedeniyle tutukluluk hallerinin devamına, ATK Genel kurul raporuna ilişkin yazılan müzekkere cevabının beklenmesine, keşif yapılması hususunda ATK genel kurulundan rapor geldikten sonra değerlendirmede bulunulmasına ve mahkemenin 27 Mayıs 2016 tarihine ertelenmesine karar verdi.

Adalet yerini bulsun

Duruşma sonrası gazetecilerin sorularını cevaplandıran Cansu Kaya’nın babası Osman Kaya, “İnşallah adalet yerini bulur. Suçluların kızımın eşyalarını attıkları yer ile olay yeri arası 2-2,5 kilometredir. Neden emniyete götürüp teslim etmemişler. Korktularsa emniyete gitselerdi. Bizim ailemizde sorun yoktur. Ailemle arkadaş gibiydik. Ben muhtarlık yapmış bir kişiyim. Kızım intihar etmemiştir. Bunlar suçludur. Kendileri senaryo hazırlıyor” ifadelerini kullandı.

Duruşma sonrası mahkeme önünde toplanan az sayıdaki STK üyesi kadınlar, “Kadın cinayetlerinde indirim yok” sloganı attı. Platform adına açıklama yapan Sanem Çatal, şöyle konuştu:

“Sanıklar Necati D. ve 17 yaşındaki M.P.Ç. olay sırasında Cansu Kaya yaşanan ölümü bir kaza ve denizde boğulma olarak sunmaya ve ceza almaktan kurtulmaya çalışıyorlar. Oysa bizler Cansu Kaya’nın bir kadın cinayeti sonucu hayatını kaybetmiş olduğunu biliyoruz. Bu nedenle bu davanın takipçisiyiz. Cansu’nun ölümünü kaza olarak sunmaya çalışan sanıklar hak ettikleri cezayı alana dek bu davayı izlemeye devam edeceğiz. Kadın katillerinin, tecavüzcülerin ceza indirimi alabilmesinin önünü kapatacak yasalar hala çıkarılmıyor. İyi hal, haksız fiil, aşırı sevgi, saygın tutum ve benzeri adlar altında kadına yönelik suçlarda uygulanan ceza indirimleri kabul edilemez.” (İHA)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.