Cansu Kaya davası devam ediyor

Bu haber 06 Aralık 2015 - 19:38 'de eklendi ve 693 kez görüntülendi.

CANSU KAYA BOĞULARAK ÖLMÜŞ CANSU KAYA'NIN CESEDİNDE TECAVÜZ EMARESİNE RASTLANMADI CANSU KAYA'NIN ÖLÜMÜYLE İLGİLİ HAZIRLANAN İKİ FARKLI BOĞULMA RAPORU YENİDEN İNCELENECEKMuğla’nın Ortaca ilçesindeki Dalyan Kanalı’nda cesedi bulunan Cansu Kaya’nın öldürülmesiyle ilgili davaya devam edildi. Tecavüz emaresine rastlanmayan ölüm olayıyla ilgili olarak hazırlanan iki farklı boğulma raporunun yeniden incelenmesi kararlaştırıldı.

Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, ‘kasten öldürme’, ‘cinsel istismar’ ve ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından yargılanan tutuklu sanıklar 17 yaşındaki M.P.Ç. ve 24 yaşındaki Necati D., öldürülen Cansu Kaya’nın babası Osman Kaya, ablası Burcu Kaya, tarafların avukatları ile İstanbul, İzmir ve Muğla’daki Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu temsilcileri katıldı.
Duruşmada Cansu Kaya’nın İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan gelen otopsi raporu okundu. Raporda, Kaya’nın suda boğulma sonucu hayatını kaybettiği belirtildi. Raporda yer alan bilgilerde, Kaya’nın vajinal bölgesinde sperm örneği bulunmadığı, vücudunda başkasına ait DNA’ya rastlanmadığı ve iç organlarından alınan örneklerde herhangi bir uyuşturucu maddenin yer almadığı açıklandı.
Mahkeme başkanının rapora ilişkin söz verdiği maktulün babası Osman Kaya, raporun gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek itiraz etti. Baba Kaya, İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan verilen raporun yeniden değerlendirilmesini istedi.
Raporla ilgili mahkeme başkanına itiraz dilekçesi veren müşteki avukatı Evrim İnan, raporun fotoğraflara bakılarak hazırlandığını, iç ve dış bulguların göz ardı edildiğini vurguladı. Raporda suda boğulma sonucu hayatını kaybettiği belirtilen Kaya’nın ağzında, boğulma sonucu ‘mantar köpüğü’ bulunması gerektiğini savunan İnan, “Bu tür bulgular raporda yok. Raporda maktulün iç organlarının normal ağırlıkta olduğu belirtiliyor. Ancak, suda boğulan birisinin akciğerleri sıvıyla şişmiş olması gerekir” dedi.
İnan, itiraz ettikleri raporun üniversiteden bir bilirkişi tarafından incelenmesini ve Yüksek Sağlık Şurası’na gönderilmesini istedi.
Sanık avukatları da Kaya’nın tatlı suda boğulduğu için ağzında ‘mantar köpüğü’ bulunmadığını, vücudun tatlı suyu atması nedeniyle de organların normal ağırlığında olduğunu savundu.
Daha sonra mahkeme başkanı, sanık Necati D.’ye 18 Haziran tarihinde cep telefonundan İpek isimli bir kişi ile mesajlaştığı konularına ilişkin sorular sordu. Necati D. ise belirtilen tarihte gözaltında olduğunu, cep telefonunun da ailesinde olduğunu belirtti.
Mahkeme başkanının, internet arama motorundan ’17 yaşındaki birisinin cinayetten kaç yıl ceza alır’ şeklinde arama yaptığına ilişkin sorusuna diğer sanık M.P.Ç., “Jandarmadaki ilk ifademin ardından suç üzerime kalırsa ne kadar ceza alırım diye merak etiğim için araştırma yaptım” şeklinde yanıtladı.
Mahkeme heyeti duruşmayı, sanıkların tutukluluk halinin devamına, yeniden adli tıp raporu hazırlanması ve yeni tanıkların dinlenmesi için 15 Ocak 2016 tarihine erteledi.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyeleri, duruşma sonunda Fethiye Adliyesi girişinde kadın cinayetlerini protesto etti. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Sanem Deniz Kural, “Cansu Kaya’nın İstanbul Adli Tıp raporundan adli tıp raporu geldi. Bu rapor daha önceki raporlarla ve kendi içerisinde çelişen bir rapordur. Bizler Cansu kardeşimizin diğer kadın cinayetlerinde olduğu gibi bir cinayete kurban gittiğini biliyoruz. Özgecan Aslan davası sonuçlandı. Tıpkı Özgecan Aslan’ın katillerine indirim uygulanmadığı gibi biz hiçbir kadın cinayetinde ceza indirimlerin uygulanmaması gerektiğini düşünüyoruz. Cansu Kaya’nın davasının takipçisiyiz” dedi.
Sedef Berberoğlu’nun annesi Gülender Kan da, “Özgecan’ın davasında şuna karar verdim. Birlik ve beraberlik olunursa bu tür davalarda ağırlaştırılmış ceza çıkıyor ve TBMM’den ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan en kısa zamanda Özgecan yasasını ve ağırlaştırılmış müebbet cezasının kanunda yer almasını istiyorum. Katiller en ağır cezayı alana kadar meydanlarda olmaya devam edeceğim. Hiçbir kadınımız öldürülmeyi hak etmiyor” diye konuştu.
Pınar Ünlüer’in babası Zeki Ünlüer ise “Ağırlaştırılmış müebbettin kadın cinayetlerinde yasalaşmasını istiyorum. Adaletin yerini bulmasını istiyorum” dedi.
Duruşma sonrası açıklama yapan sanık avukatı Coşkun Demir şöyle konuştu:
“Biz en başından beri bu olayın talihsiz bir kaza olduğunu, bu anlamda bir boğulma vakası gerçekleştiğini bu zamana kadar toplanan delillerin, dinlenen tanıkların, dosyada bulunan bütün evrakların bunu gösterdiğini beyan ettik. Bugün gelen adli tıp raporuyla beraber ölüm nedeninin suda boğulmadan kaynaklandığını, bir başka kişi tarafından gerçekleştirilmediği yönünde bir rapor geldi. Buda bizim bütün iddialarımızı kanıtlar nitelikteydi. Biz bu yargılamanın en başından şu zamana kadar ve bundan sonra olacak şekilde hep aynı şeyi savunduk. Bize mahkemede neler soruluyorsa hem müvekkillerimiz açısından hem vekiller olarak bizim açımızdan hepsinin cevabını verebildik. Bu anlamda müvekkillerimizin suç işlemediğine dair kanaatimiz tam. Yeni alınacak adli tıp raporundan da aynı şekilde bir rapor geleceğini düşünüyorum. Haklı haksız, suçlu suçsuz bu anlamda mahkemenin kanaatine kalmış bir şeydir. Ama bu dava soncunda müvekkillerimizin beraat etme ihtimalinin çok yüksek olduğuna inanıyorum. Muğla Adli Tıp Kurumu’ndan alınan raporda elle ya da telle boğulma ihtimali olabilir gibi bir ibare var. Tamamen bir olasılık ve ölüm nedeni tam saptanamamış olmasından kaynaklanıyor. Bu netleşmeden basında bu şekilde geçmiş olmasından dolayı tezatlık olduğunu düşünüyorum ki tezatlık da yok ortada. Saptanamayan bir şeyin şu an saptanıp tespit edilmiş olması gibi bir durum söz konusu. Adli tıp bu anlamda hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ölüm sebebini belirledi.” (İHA)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.