Canlar Gerektir

Bu haber 28 Haziran 2017 - 3:06 'de eklendi ve 780 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Bana bu ten gerekmez, can gerektir

Ol bâki cennete îman gerektir.”
Aziz Mahmûd Hüdâyî

 

Üsküdar’da denize nazır bir tepede Aziz Mahmut Hüdayî türbesini ziyaretteyiz. Mekan, bütün mânâ erlerinin mekanlarında var olan huzuru sirayet ettiriyor ruhlarımıza.. Burada sadece huzuru yaşamakla kalmıyoruz attığımız her bir adımda mekanın ruhumuza nakşettiği ibretlik okumalara da girişiyoruz. Dünyaya ait ne varsa bütün gayrısını dışarıda bırakıyoruz. İlk okuma türbe girişinde bir levhada bir sözde saklı: “Edeple gelen, lütûfla gider.” Sözün söz olmaktan çıktığı kelam sırrına erdiği yerde mana hükmünü veriyor. Burası ruhu tazeleyen, gönlü mayalayan, insan olma yoluna erdiren bir talim yeri. Her şey terbiyede saklı değil mi?

“Edeple gelen, lütûfla gider.” Bu söz üzere gidip geliyoruz yolumuza çizdiğimiz istikamette. Bir bakıyorum hemen türbenin eşiğindeyim. Dışarıya, ardımda bıraktığım dünyaya bakıyorum. İçim acıyor… Hadsizlik sınırları aşmış. İnsanların dizginlenemez iştihaları, zulüm ile abad olmaya tahakküm edilmiş gözyaşı medeniyeti, kahır hep kahır. Bir türlü kendine dönmeyen, dönemeyen insanoğlu.

Hallince hallenmeyi bırakalı sanki asırlar olmuş insanlık. Herkes kendi içinde boğulmakta, kaybolmakta.. Masumiyetin timsali çocuklar, ihtiyarlar ezilmekte, çiğnenmekte. Hakkını alamayan garibanlar, fakirler tarümar edilmekte. Büyük efendinin dünyasında hep kan, hep zulüm, hep kötülük var. Karanlığa alışmış gözler şavkı görünce yanıyor.

Eşikten içeride şehrimin gönül sultanı Şahidî İbrahim Dede’nin bir beyti aklıma geliyor: “Her kim fukarâ kalbine dokuna/Dokuna sînesi Allah okuna”  Yine insanda başlayan insanda biten yolculuğun yolarına güller dökülüp Kainatın Sultanı rehberliğinde Hak deminde aslonana varış. Bütün insanlığın hikayesinde sevginin, aşkın mayası çalınmakta.

Bak eşiğin dışarısında gözyaşı medeniyetinde insanlığa susamış yürekler el açıp imdat çığlıkları atmada, aman dilemekte. Gönül ikliminin sultanlarını aramaya gerek yok. Onlar bu toprakların her bir karışında karşımızda. Türbeye de gerek gönüller makamında bir bakış, bir okuyuş mesafesince yanı başımızda. Ruh iklimimizde insanlığa dair eşiklerin önünde bir adım atmak yetecek huzura ermek için.

İnsana dair tüm bahşedilmiş güzellikler adım adım hizmetimizde. İyilik, merhamet, şükür, edep, adalet, hayır, dostluk, tevazu, ihsan, sevgi!… Daha neler, neler?. Ruha açılan bu kapılarda ruh eşiklerine sadece bir adım atmak, bütün o heva ve heveslerimizden sıyrılıp

bedenimize yapışmış gaflet uykusundan uyanıp kendimize gelmek için sadece bir adım, küçücük bir adım yeterli. Orada aydınlık var, içinizi ısıtan sevgi dolu yürekler var, aşk var.

Bu yazıları okuduğunuzda On bir ayın sultanı Ramazan’ı taçlandırdığımız zamanlarda olacağız. Kendi içimizdeki yirmi dokuz günlük sabır yolculuğunun ruhumuza kattığı güzelliklerle donanacağız. Bayrama ereceğiz. Bayram hükmünde insanlığın bir nebze olsun gözyaşı medeniyetinden ruhları teskin eden huzuruna varacağız. Bayramlaşacağız. Bayram vakti yeniden doğacağız, yen uyanışlarda, yeni dirilişlerde dualar edeceğiz. Gönül yaralarımız tazelenecek belki ama ümit ve hamd noktasında Hakk’ın varlığında huzur bulacağız.

Ben ise bir kuş misali, bir kuşun pır pır atan yüreğindeki heyecanlarda; bu vakitleri Kainatın Efendisi’nin huzurunda geçirme adına, bir can bulma telaşında; belki haddimizi aşarak layık olmadığımız mutlulukların, güzelliklerin makamına bir toz zerresi misali yakin olmaya adayacağız.

Dualarımız gönül eşiklerinden bir adım atamayan tüm insanlığa olacak. Dualarımız bu canların her türlü çileden, her türlü zulümden, şerden, nizadan, nifaktan kurtuluşu adına olacak. Bayramın sırrınca hep güzelliklerle, iyiliklerle; hep aşkla inşaallah…

Gülistânda gülü handân eden dost
Ana bülbülleri nâlân eden dost
Dilerse katreyi ummân eden dost
Kimini kul kimin sultân eden dost”

Aziz Mahmûd Hüdâyî

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.