Canikli’den Dozajı Aşan Sözler « Hamle Gazetesi

Canikli’den Dozajı Aşan Sözler

Bu haber 29 Ekim 2014 - 19:06 'de eklendi ve 772 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir süre önce gerçekleştirilen Ak Parti Muğla İl Danışma Meclisi toplantısına katılan Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli öyle sözler sarfediyor ki!

Özellikle altını çizdiği ayrıntılar, kimler nasıl bir yaklaşım içerisinde olur ve de yorum getirir bilmiyorum ama tartışmaya açık.

Bütünüyle kabul görmesi o denli kolay değil.

Bilhassa muhalif kanatta yer alan partilerden CHP ve MHP tarafından.

Türkiye’nin bölgenin ve bütün Coğrafyanın en büyük cazibe merkezi olduğunun altını çizerek konuşmasına başlayan bakan;

Çevremizde yaşanan bütün bu olaylar ve sıkıntılar, bir takım planlı, önemli bir bölümü de küresel ölçekli organizasyonlara rağmen Türkiye, en küçük bir asayiş problemi yaşamadan tek parça olarak, en önemlisi de bu hayatiyetini devam ettiriyor.

Bütün samimiyetimle şunu söyleyeyim ki 12 yıllık süreçte AK Parti kadroları yerine, geçmişte denenmiş bildiğimiz siyasi partiler tarafından Türkiye yönetilseydi, çok büyük bir ihtimalle bugün mevcut coğrafyasını koruma imkanına sahip olamazdı.

Ardından, böylesine itham içeren açıklamalarının sahibi muhalif partiler genel başkanlarına yöneliyor.

Ne sayın Kılıçdaroğlu’nun CHP’si ne de sayın Bahçeli’nin MHP’si, bilhassa onların yönetim anlayışı ve olaylara bakış açıları ile Türkiye’nin tek parça olarak tutunması, bugün kesinlikle mümkün değildi.

Türkiye bu kadrolar tarafından yönetilmiş olsaydı, bugün çok daha başka şeyleri tartışıyor olabilirdi.

Bütün bu olaylar yaşanırken Türkiye’yi tek parça olarak tutabilmek çok büyük bir başarıdır.

Dedim ya bakan Nurettin Canikli’nin açıklamalarında, geçmişte ülke yönetiminde görev üstlenen siyasi teşekküller ve mevcut muhalif partilere itham var.

Yanı sıra Türkiye’nin geldiği nokta itibariyle mensubu olduğu AK Partinin ne tür bir başarının sahibi olduğunun dikte edilmesi var.

Kim ne derse desin, bakan Canikli’nin açıklamaları kesinlikle tartışmaya açıktır.

Nitekim, işaret ettiği ayrıntılar, muhalif partiler tarafından anında karşılığını buluyor.

Konuşmasının başında, çevremizde yaşanan bütün bu olaylar ve sıkıntılara rağmen Türkiye en küçük asayiş problemi yaşamadan tek parça olarak hayatiyetini devam ettiriyor vurgusu üzerine denmez mi, söz konusu bölgelerde az olaylar yaşanmadı.

Elbette bugün için barış süreci tesis edildi izlenimi var.

İzlenimi diyorum.

Farklı eğilimde olayların son günlerde yeniden başlattığı vur kaç taktiği devam ediyor.

Hiçte arzu edilmediği halde, kısa süre içerisinde verilen şehitler bunun en belirgin göstergesi.

***

Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli biraz tevazu gösterip, yıllardan bu yana aynı bölgede devam eden olaylar, dönemin iktidarları tarafından önü alınmaya çalışıldı.

Ama bir şekilde sonuç alınması bizim iktidarımız zamanında gerçekleşti deseydi, daha şık ve yerinde bir yaklaşım olurdu.

Ne var ki o da sığ politikadan kendini soyutlayamıyor.

Bakan Canikli bu defa yine geçmişe yöneliyor.

Özellikle geçmiş dönem hükümetlerinin izlediği ekonomik politikalardan dem vurarak.

Diyor ki;

1978-79 yıllarında Türkiye’de tek varil petrol kalmadığı için Suudi Arabistan’dan kredili dahi petrol alamamıştır.

Düşünün ki, tek varil petrol alma gücünü ve kapasitesini kaybetmiş bir Türkiye’den bugünlere geldik.

Ben bunun için söylüyorum.

Türkiye eğer bu mantık ile yönetilmiş olsaydı, bölgenin yeniden şekillendiği süreçte tek parça olarak kalması büyük bir ihtimalle mümkün değildi.

Bugün Türkiye dünyanın en fakir ülkelerine ve fakir topluluklarına karşılıksız 3.5 milyar dolar yardım yapıyor.

Canikli yine geçmiş yönetimleri zan altında bırakan bir açıklamanın sahibi olmaya devam ediyor.

Oysa biraz tevazu sahibi olabilirdi.

O zaman gelişmeleri mantıklı bir yaklaşım içerisinde değerlendirdi denir.

Muhalif muktedir herkesin tasvibini alırdı.

Ama o da, ülkemiz siyasetçilerinin bir türlü kurtulamadığı ben ve biz hissinin etkisiyle, bu tür bir yaklaşım içerisinde olmaktan kendini alamıyor.

***

Dış politikaya yönelik açıklamalarını sürdürürken sözü yine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na getiriyor.

CHP Genel Başkanının Kobani için meclisten ayrı bir tezkere geçirilmesi görüşüne karşılık olarak;

Sayın Kılıçdaroğlu’na bıraksak, askerlerimizi ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizi Kobani’ye sokacak.

Binlerce, on binlerce askerimiz Kobani’ye girecek.

Peki sonra ne olacak?

Ondan sonra taraf olacağız.

900 KM sınırımız var.

Saldırının nereden geldiği belli olmayacak.

Koktuğumuz sanılmasın.

Özgürlüğümüz ve bağımsızlığımız için bu asil milletin askerleri geçmişte bunu başardılar.

Bunu defalarca ispat ettiler.

Bundan yana problemimiz yok.

***

Dedim ya bizim siyaset ve siyasetçi anlayışımız dün nasılsa, bugünde aynı.

Belli ki değişen hiçbir şey yok.

Muhalefet, iktidara yönelik olarak olur olmaz eleştirileri sıralıyor.

İktidar da, aynı yolu izlemekten geri kalmıyor.

Peki böyle sürüp gidecek mi?

Birçok batılı ülkede takdirle izlenen, muhalefet-iktidar ilişkileri bizde de karşılık bulmayacak mı?

Galiba bu anlayışla zor!..

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.