Çanakkale Ruhu

Bu haber 23 Ekim 2014 - 23:21 'de eklendi ve 819 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Bir ülkeyi, geçmişten günümüze ayakta tutan, dünyada haklı bir yer edinmesini sağlayan bir takım kriterler olduğunu yadsımak mümkün değildir.

Bunların başında, geçmiş ve içinde bulunduğumuz süreçte ortaya çıkan nice değerler gelir. Dolayısıyla asıl olan, bunların korunup, kollanıp geleceğe taşınmasıdır.

Buda yetmez.

Sahip olunan değerlerin neler olduğu ve bunların nasıl oluştuğunun gelecek kuşaklara aktarılması gerekir.

Siz bu değerlerin kıymetini bilir, ilişkin olarak genç kuşaklara yeterince aktarabilirseniz, bir şekilde geleceğinizden emin olursunuz.

Değils üstenilen sorumluluk yerine getirilmediği gibi geriden gelen nesiller, neyin ne olduğundan bihaber olur.

Bilmem bu durumda, geçmişini bilmeyen bir nesil geleceğe nasıl uzanır?

Ülkemizin dünya genelinde yer edinmesinde hangi verilerle başkalarının karşısına çıkar?

Bu yüzden her kim olursa olsun ülkesinin geçmişi, sahip olduğu değerlerin neler olduğu bilincinde olmalıdır.

Olmalılar ki vurguladığım gibi genç nesillere aktarabilsinler.

Onlar da zamanla aynı yolu izleyerek, ülkemizin ilelebet geleceğe uzanmasında üzerlerine farz olan görevi yerine getirsinler.

Bugün 76 milyon nüfusu ve konumuyla dünyanın dikkatleri üzerine topladığı ülkelerden olan Türkiye’yi diğerlerinden farklı kılan en önemli özelliklerinden biri, halkının ülkesine bağlılığıdır.

Öyle bir sahiplenme ki, bir başka ülke vatandaşının aynı duyarlılıkta olduğunu sanmıyorum.

Bu yüzden dense ki Türk insanı için asıl olan, kendi topraklarında hür ve bağımsız yaşamasıdır.

Onlar, “bağımsız yaşamaktansa ölmek evladır” diyebilecek kadar ülkesine sadık birer Türk vatandaşıdır.

Bunun en belirgin göstergelerinden biri Kurtuluş Savaşında verilen amansız mücadeledir.

Düşünün ki Anadolu Yarımadası, baştanbaşa bir takım emperyalist ülkeler tarafından istila ediliyor.

Hal böyle olunca, geriye tek bir şart kalıyordu.

Ya başkalarının egemenliği altına girerek, hayatların geri kalan bölümü esaret altında geçecekti.

Ya da vatanını korumak için canı pahasına mücadeleye atılacaktı.

İşte böylesine gelişmelerin ortaya çıktığı süreçte, yol ayrımına gelen Türk Milleti için bir ışık doğar.

O da Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Ulusuna son derece güvenen Mustafa Kemal, şartlar ne olursa olsun milletin cepheden cepheye atılması gerektiğinin altını çizer.

Ve o süreçte seslenir.

Ya istiklal ya ölüm!

Atasına gönülden inanan Türk insanı, onun bu veciz konuşması üzerine söz verir.

Kanımızın son damlasına kadar vatan savunması için mücadele edeceğiz.

Ederler de.

I.ve II. İnönü Zaferlerinin ardından, Anafartalar, Dumlupınar, Sakarya meydan muharebelerinin galibi yine asil Türk askeridir.

Geride tek bir mücadele kalmıştır.

İzmir’in düşman işgalinden kurtarılması.

Kurtarılır da.

Hem de İzmir ve havalisini işgal eden son düşman güçleri Yunan askerini denize dökmek suretiyle.

***

Aslında kazanılan bu zaferler, bunlarla sınırlı değildir.

Bir öncesi vardır.

O da Çanakkale zaferi.

Düşünün ki, işgal kuvvetlerinin donanmaları Ege Denizinde konuşlanmış.

Anadolu Yarımadasına çıkartma yapmak için bekliyorlardı.

Buna karşın Türk Ordusunun elinde, düşman güçlerine karşı koyacak ne yeterli deniz filosu, ne de asker vardı.

Ama, düşmanda olmayan tek bir hasletin sahibiydiler.

Onlar, vatanın selameti için ölümü hiçe sayan atasının askerleriydi.

Ve gerçekten ölümü pahasına “Çanakkale Geçilmez” dedirten bir destanın sahibi oldular.

Aynı savaşta 250 binin üzerinde şehit vermiştik ama dünyada emsali görülmeyen bir mücadele vererek, Türk insanı için vatanın ne anlama geldiği gösterilmişti.

İşte yıllardan bu yanan ülkemizin her bir köşesinden Çanakkale’ye ziyaret eden vatandaşlarımız, özellikle öğrencilerimiz, bağımsızlık mücadelesinin nasıl verildiğinin izlerini bu şehirde görmektedirler.

Şu sıra, bu mutluluğu öğrencilere yaşatan kurumlardan biri Muğla Emniyet Müdürlüğü oluyor.

Aynı müdürlük, öğrencilerimiz için Çanakkale gezisi düzenler.

Amaç, Türkiye’nin kurtuluş mücadelesine atıldığı süreçte, vatan savunması adına nelerin yapıldığının gösterilmesidir.

Bunun üzerine Muğla Emniyet Müdürü Veysel Tipioğlu bir açıklama yapıyor.

Müdürlüğümüz tarafından gerçekleştirilen bu etkinlik Çanakkale ruhunu yaşatmak içindir.

Çanakkale ruhunu anlamak ve neler olduğunu bilmek çok önemli.

Bizde gençlerimize, evlatlarımıza bu milletin nasıl var olduğunu, nasıl kurtulduğunu, hangi şartlarda, hangi birlik ve beraberlik içerisinde bu ülke topraklarını koruduğumuzu anlamak ve anlatmak için bu tür bir organizasyon içerisine girdik.

***

İşte Türk insanını farklı kılan, diğerlerinden ayıran, Muğla Emniyet Müdürü Veysel Tipioğlu gibi duyarlılık gösteren vatandaşımızın varlığıdır.

Ne mutlu onlara ki, ülkemizin geleceğinde sorumluluk üstlenecek gençlerimize, nereden nereye geldiğimizi göstermek adına böylesine bir yaklaşım gösteriyorlar.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.