Can Defteri

Bu haber 12 Şubat 2019 - 1:36 'de eklendi ve 1.184 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Zorba


Tek sermayesi elinde kalan hatıralardı. Bir de sayfaları yırtık bütün sırlarını paylaştığı can defteri”

 

Gölgelik bir yer aradı kendine. Her zamanki giysileri ile aynı yere sabitlenmiş hep aynı noktada kalmıştı gözleri… Ve ona her daim eşlik eden ve yanından hiç eksik etmediği aksesuarları; bastonu, su şisesi ve gazetesi.

Çınarın altındaki banka aynı saatlerde, kuşluk vakitleri gelirdi.  Gözlüklerini yukarı kaldırıp bize baktığında hepimizi gökkuşağını görmenin mutluluğu sarardı. Hele bir konuşmaya başlasın. Sanki efsunlanmış gibi onun yanı başında bulurduk kendimizi. Evet, o mahallenin bütün çocukları onun ağzından çıkacak ilk cümleyle yepyeni serüvenlere yolculuk ederdik.  Sözcükler onun ağzında masaldan çok şiir gibi, şarkı gibi kanat çırpardı.

Söze hep aynı cümle ile başlardı: “Hayat, bir kuş misali kanatlanmaya görsün çocuklar!..”

Onun ağzından akan sözlerle, şekerlere üşüşen karıncalar gibi doluşurduk çevresine. Ne kadar güzel bakardı bizlere. Hep çok uzak ufuklara bakan bir kartalın bütün engelleri aşıran inandırıcılığı vardı bakışlarında ve aynı zamanda yüreğinde o hiç büyümeyen çocuğun safiyeti, teslimiyeti .. Biz de o çocukla arkadaş olur, bir kuş misali oradan oraya kanat çırpardık.

Bugün her zamankinden farklı bir gündü. Can, bugün sanki yanımızda değildi. Her zamanki yerinde, ayakta kalakalmış sabit gözlerle bakıyordu. Bastonuna bütün ağırlığını vermiş, durmadan titriyor; gözlerinde boşluk gökyüzüne bakıyordu.

Hemen çevresinde toplandık: “Can, neler oluyor? Nereye bakıyorsun öyle? Gökyüzünde aradığın bir şey mi var?”

Derin bir sessizlik, sanki hayat Can’ın bulunduğu yerde donmuş kalmış. Onu ürkütmeden, kırmadan ellerinden tutuyoruz; yıllardır eşlik ettiği banka oturtuyoruz. Hepimizin gözü onu merkez almış sadece ona odaklanıyoruz.

Bir yerden biri ağaçtaki kuşlara bir şeyler fırlatıyor. Kuşlar havalanıyor dallar arasından. Sabitlendiği noktadan çıkıyor, kuşlara kayıyor gözleri. Kuşlarla o da kanatlanıyor sanki. Gözlerinde her zamanki gökkuşağını görüyoruz. “Gözler yaşarmadıkça, gönülde gökkuşağı oluşmaz.” demişti bir keresinde.

Sessizlik yine devam ediyor. Sessizliği ilk bozan ben, oluyorum. Dayanamıyor, soruyorum: “Can, bakıyorum kuşlara bakarken daldın gittin. Biraz da bizimle ilgilen.”

Hiçbir şey olmamış gibi aramıza dönüyor. Gülümsüyor. Her zamanki tertemiz giysileri içerisinde sahne aydınlanıyor. Can; bizim için aklık, paklık, safiyet ve masumiyet aslında. Yıllardır görmemiş de bir tesadüf karşılaşmış olmanın verdiği bir heyecanla : “Evlat!..” diyor. Her zamanki canlılığından uzak.

“Evlat!.. “ O da nereden çıktı. Oyun arkadaşımız gitti yerini bir büyükbabaya bıraktı. Sesindeki cevvallik bile ağırlaşmış. Sözcükler onun ağzında makam değiştirmiş gibi:

“Evlatlarım!. Bakın hepiniz şu evrene. Bakın, bir kuş misali nereden nereye geldik. Bir kuş misali çocukken taktığımız kanatlar bizi nerelere getirdi? Hayatın tüm tılsımı bu kanatlarda. Kanatlarınızı sakın kaybetmeyin. Onları ihmal etmeyin. Hayatınıza kanat gerin. Nereye istiyorsanız oraya uçun. Hayat, bir kuş misali… Sevgi, huzur, sağlık, mutluluk, sevgi, inanç, merhamet bir rüzgar olur aşka götürür sizi. Bana bakın, artık kanatlarım yok. Uçamıyorum. Ama sizler, bakın şu gökyüzünde uçan kuşlar misali kanatlanıp uçabilirsiniz. Sizin kanatlarınız hayalleriniz, umutlarınız, coşkularınız.”

Gözlerim dolu dolu, yüreğim cam kırıklarıyla kanamış;  “Can, neler oluyor?” diye soracak oldum. Elleriyle dudaklarımı kapatıyor. “Artık, Can Dede evlat!. Can Dede!.. Bizim Can, bir kuş misali kanatlandı çok uzaklara gitti.” diyor.

Mekanda hüzün sürüyor, hepimizin boynu bükülüyor. Bir şeyler kopuyor, kırılıyor içimizde. Ama Can’a değil asla; Can’a değil. Bizim için “Can” arkadaşımız her zamanki sevgisiyle hep yüreğimizde.

Biz Can Dede’yi de sevmiştik aslında. “Can Dede!” diye seslendim. Yüzüme baktı. İçimdekileri tutamayarak:

“Can dede, nasıl oldu da kanatlarını kaybettin.” dedim. “Evlat!..” diye söze başladı: “Aslında bugün hiç konuşmak da istemiyorum ama sordun söyleyeyim. Sizler beni yıllardır durmadan dinlediniz. Sizler sayesinde “Can” hep buradaydı. Ama sabah kalktığımda bir şey fark ettim. Bir kuş misali hayatın bana getirdiği güzellikleri defterime düzenli olarak aktarırım. Defterim benim sırdaşımdır. Bugün sabah da kalemi elime aldım ama; baktım ki defterimde yazacak sayfa kalmamış. O an anladım ki artık kanatlarım yoktur. Artık bir kuş misali kanatlanıp uçacağım yerler de kalmamıştır. Bir insanın en büyük sermayesi yaşadıkları, hatıralarıdır. Bir de sırdaşı can defteri. Can defteri de dolmuşsa artık bize düşen o defteri baştan okumaktır.”

Can Dede ağır ağır ayağa kalktı. Yürümekte zorlandığı halde bastonuna dayanarak yürümeye başladı. Yardım etmemize izin vermeden hiç anlamadığımız bir hızla oradan ayrıldı. Bir daha ne Can’dan, ne de Can Dede’den haber alabildik. O, bir kuş misali yüreklerimize konmuş, sonra kanatlanıp gitmişti. Geride bir şey kalmıştı ondan bize. Bankın üzerinde bir poşete sarılı sararmış sayfalarıyla can defteri.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.