ÇAĞDIŞI BİR KAFA

Bu haber 22 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 602 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

BDP,
sözde yandaşlarına çağrıda bulunuyor.

20 Eylül’de
açılacak yeni ders yılı için çocuklarınızı okullara göndermeyin!

Göndermeyin
denen okullar, Türkiye’nin okulları.

Asırlar boyu
Türk-Kürt ayrımı yapılmaksızın, eğitim ve öğretim adına görev üstlenen
kurumlar.

Ki
bu kurumlardan mezun olanlar, hiçbir ayrıma tabi tutulmaksızın, bugüne değin
devletin önemli kademelerinde görev üstlendi.

Kimileri, daha
alt kademede görev yaparken, bazıları daire başkanı, genel müdür yardımcısı,
genel müdür, müsteşar yardımcısı ve müsteşarlığa kadar yükseldi.

Yanı sıra, Türk
Silahlı Kuvvetleri çatısı altında, çok önemli görevlerin sahibi oldular.

Aynı yatağa baş
koyan, aynı karavanada kaşık sallayanlar ayrı.

Bunlar Kürt
kökenli vatandaşlarımızdı.

Dolayısıyla her
hangi bir görev tevdi edilirken, dil, din ve mezhep ayrımı gözetilmedi.

Üstelik
bazıları, TBMM çatısı altında görev üstlenmenin ötesinde, ilgili hükümetlerin
yürütme kurullarında yer aldı.

Kimileri bakan
oldu.

Türkiye’nin
çok partili döneme geçtiği 1946, özellikle 1950 yılından sonra kurulan
hükümetlerde, Kürk kökenli kaç kişinin bakanlık mertebesine ulaştığı
incelenirse, tahminlerin çok üzerinde sayı ortaya çıkar.

Bu demektir ki,
Türkiye sınırları içerisinde yaşayan, Türkiye Cumhuriyeti nüfusuna kayıtlı her
kim olursa olsun, devletin her kademesinde ayrım yapılmaksızın görev üstlenir.

Üstlendiler
de…

Asla,
bir ayrım söz konusu değildir.

İş
başında bulunan Cumhuriyet Hükümetleri, üzerlerine düşen görevi, devletin
bekası ve tarafsızlık ilkesini ihlal etmeden yerine getirmişlerdir.

Hal böyle iken,
bu neyin nesi?

“Çocuklarınızı
okullara göndermeyin!” çağrısından beklenen nedir?

O zaman, Kürt
çocukları için yeni okullar mı açılacak?

O öğrenciler,
sadece Kürtçe eğitim mi alacaklar?

Şu aşamada
mümkün olmadığına göre, bu çağrı, üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir.

Buna
karşın, iş başındaki AKP hükümeti, kendi dillerinde eğitim adına, bir sisteme
sıcak bakar mı? bilmiyorum.

Hadi
diyelim ki gerçekleşti.

Türk çocukları
için ayrı, Kürt öğrenciler için ayrı okullar tahsis etmek, ayrıcalık değil
midir?

Durup dururken,
ülkeyi ayrıştırmak isteğinden başka ne olabilir?

O
yüzden BDP, bazı istekler konusunda diretse bile, ki diretiyor.

Bir
ülkenin olmazsa olmaz koşulu eğitim ve öğretim adına, böylesine çarpık bir
istekle hükümetin karşısına çıkmamalıydı.

Zira,
her dem gündeme getirdikleri ana dilde eğitimin koşulu bu değildir.

Bu durum,
hükümet, ilgili bölgelerin kanaat önderleri, konunun uzmanı eğitimcilerin uzun
uzadıya masaya yatırıp, çözüme kavuşabilecek bir konudur.

Kaldı ki, şimdi
olduğu gibi, meseleyi iyiden iyine irdelemeden, çocuklarınızı okullara
göndermeyin çağrısı, mevcut sıkıntılara yenilerini eklemekten gayri bir işe
yaramaz.

Bu tür bir istek
ve eylem girişimi, çözümü daha bir çözümsüzlüğe iter.

Ama
BDP yanlılarının beklentileri farklı olursa, sözde çözümü, kabul edilmez
eylemde görürler.

***

Kaldı
ki, onların talepleriyle bu çağrının bağdaşır hiçbir yanı yoktur.

Zira, yerine
getirilmesi şartı konan kriterler ayrı, eğitim daha bir farklıdır.

İkisini
birbirine karıştırmak, amaca ulaşmada çözüm yolu olmaktan uzaktır.

Hükümet
kanadı, bölgenin su yüzüne çıkan sorunların çözümü için çareler ararken,
BDP’nin bu çağrısı, meselenin içinden çıkılmaz hal almasını sağlar.

Ha…

Zaten
onların isteği bu ise, yani çözümü çözümsüzlükte görüyorlarsa, o başka
diyeceğim ama diyemiyorum.

Zira,
ayrıştırmaya çalıştıkları halk, bu vatanın çocuklarıdır.

Kaderde,
tasada ve kıvançta, asırlar boyu aynı yola baş koyanlardır.

Onun
için bir kez altını çiziyorum.

Sözde
bölge halkı adına yola çıktıklarını ifade edenlerin izledikleri politika, çok
yanlış bir düşüncenin ürünüdür.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.