BURUK SEVİNÇ

Bu haber 28 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 679 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Muğla
Üniversitesinin 2010-2011 Akademik Açılışında konuşan Rektör Prof.Dr. Şener Oktik, adeta buruk bir sevinci yaşıyordu.

Mutluydu, rektörlüğü
üstlendiği üniversite, yeni bir eğitim ve öğretim yılına başlıyordu.

Dolayısıyla,
Türkiye’nin olmazsa olmaz kuruluşlarından yüksek öğretim kurumu, bir taraftan
yeni öğrencileri sinesine alırken, mezunlar ülke kalkınmasında yadsınmaz bir
görevin sahibi olacaklardı.

Hele
birde istedikleri alanda çalışma imkanı bulabilirlerse!

Onu mutlu kılan
bir başka nokta, genç bir bilim yuvası olmasına karşın fiziki kapasite ve
öğretim kadrosu itibariyle emsallerini oldukça gerilerde bırakmasıydı.

Bizatihi,
sinevizyon gösterimi eşliğinde yaptığı açıklamada, üniversitenin 1992 yılından
bu yana nereden nereye geldiğini gururla gösterirken, keşke diyor.

Keşke, kurulması
3 sene öncesinde karar altına alınan Tıp Fakültesine öğrenci alınabilseydi.

O
sırada salona bakıyor.

Aramızda
iktidar partisi milletvekilleri olsaydı.

Belli
ki bu isteğini bir kez daha onların yüzüne yinelemek istiyordu.

Zira kuruluşu
kararlaştırılmış.

İlk planda
yeterli düzeyde öğretim üyesi ataması yapılmış.

Ve de araştırma
laboratuarları tamamlanmıştı.

Geriye sadece
öğrenci alımları kaldı demek istiyordu.

Rektör
Prof.Dr. Şener Oktik’in mutluluğunu pekiştiren, daha başka ayrıntılar yok
değildi.

Kurucu rektör
Prof.Dr. Ethem Ruhi Fığlalı döneminde üniversite tahminlerin çok ötesinde bir
atılım gerçekleştirmişti.

Ondan bayrağı
devir aldıktan sonra da kendi döneminde azımsanmayacak yatırımlar, bir o kadar
yeni programlar ilave edilmişti.

Bugün,
Muğla merkez olmak üzere, aşağı yukarı her ilçede konuşlanan yeni açılmış
olmasına karşın yeterli sayıda fakülte, enstitü ve yüksek okullar sayısı,
üniversite adına gerçekten gurur duyulacak bir olgudur.

Velhasıl
neresinden bakarsanız bakınız, 18 yıllık bir geçmişe sahip Muğla Üniversitesi,
Türk Milli Eğitimine önemli katkılar sağlayan bir bilim yuvası olarak, geleceğe
emin adımlarla uzanmaktadır.

Bunun
en bariz göstergesi, her yıl müracaat eden öğrenci sayısındaki belirgin artış.

İşte
bunun gururunu taşıyordu rektör Oktik.

***

Böylesine,
sadece üniversite camiası değil her birimizi mutlu kılan Muğla Üniversitesi,
sanmayın ki sorunsuz bir bilim yuvası.

Bir kere, TBMM
kurulmasını onayladığı halde, aradan 3 sene geçmesine karşın hala Tıp
Fakültesinin açılmaması, başlı başına, üniversite ile birlikte Muğla adına tam
bir açmaz.

Her
defasında altını çizdim.

Muğla, yılda 3
milyonun üzerinde turist çeken bir kent.

Dolayısıyla,
mevcut turizm faaliyetlerine sağlık turizminin de eklenmesi, Tıp Fakültesinin
tetiklemesiyle mümkün olur.

***

Rektör
Oktik’i tedirgin eden önemli bir ayrıntı, lisansüstü
eğitim adına müracaat edenler sayısındaki düşük rakamlar.

Tabi burada
vurgulanmak istenen temel nokta, ilgili bakanlığın yeterli kadro tahsis
etmemesi.

Hal
böyle olunca, lisansüstü eğitim yapacak araştırmacılar sayısı, elbette düşük
olur.

Oysa diyor
Oktik, Muğla Üniversitesinin geldiği nokta baz alınarak, bu konuda kısıtlamaya
gidilmemeliydi.

Ve
konuşmasının sonunda, yaklaşık 1 ay sonra üstlendiği görevi bırakacak olmanın
duyguları içerisinde bakınız, öğrencilere hitaben nasıl sesleniyor.

Yarınlarımızın
belirleyicisi siz gençlerimize, evrensel etik değerler ve ortak aklın doğruları
ışığında, ülkemizi kararlı, saygın ve sürekli bir gelişme çizgisine taşımanızı
sağlayacak bilgi, beceri ve bireysel yeterliliklerle bunları uygulamanız için
gerekli iradeyi aktarabilme çabamız, koşullar ne olursa olsun eksilmeden
sürecektir.

Üniversitemizin
varlık nedeni sizlersiniz.

Bizler birlikte
öğrenmek ve birlikte ülkemizi yüceltmek için bir aradayız.

Sonuçta
Prof.Dr. Şener Oktik, 8 yıldır sürdürdüğü rektörlük görevini bırakacak olmanın
burukluğu içerisinde olsa da, üniversitenin geldiği nokta itibariyle mutluydu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.