Bugün Hiç Ders Yapmasak Nasıl Olur?

İdris KOÇ

Geçenlerde kitaplığıma bakarken elime küçük bir kitap geçti. Çok beğendiğim “Beyaz Zambaklar Ülkesi”nin de yazarı olan Grıgory Petrov’un “İdeal Öğretmen” isimli kitabı… Kitap 1880’li yıllarda Moskova Üniversitesinde yıldızı parlayan genç matematikçi Prof. Dr. S. A. Raçinski’nin hayat hikayesini anlatıyor.

Prof. Raçinski, çalışmaları ile şöhret kazanan bir matematikçidir. Moskova Üniversitesinin kendisiyle övündüğü, öğrencileri tarafından çok sevilen ve başarılı çalışmalara imza atan Prof. Raçinski, bir gün istifa kararı alır ve doğduğu köy olan Tatevo’ya köy öğretmeni olabilmek için Eğitim Bakanlığına başvurur.  Meslektaşları dahil hiç kimse bu karara bir anlam veremez. Onlara göre liseyi bitiren her genç köyde öğretmen olabilecekken bir profesörün bu işe talip olmasının ancak bir nedeni olabilir; kafayı  yemiş olmak…

Prof. Raçinski’nin amacı ise milletin ruhunun derinliklerinde gizli kalmış yetenekleri ortaya çıkarmak, onlara hayatı anlamanın metodunu öğretmek ve tıpkı yeraltı zenginlikleri gibi manevi zenginlik dediği duyguları halkın ruhundan kazıp çıkarmaktır.

Siz yolcuları nehrin bir kıyısından diğer kıyısına taşıyan küçük bir sandal değilsiniz. Siz okyanusları aşabilecek büyük bir transatlantiksiniz.” diyen meslektaşına “Köylerde daha düzeyli ve doyurucu eğitim veren okullara ihtiyaç var. Eğitim yılları az ve eğitimi kalitesiz olan küçük okullar, bir kiprit çöpünün alevine benzer. Işığı birkaç saniye sürer. Milllletin kafasındaki karanlığı yırtmak için deniz feneri kadar ışık saçan büyük lambalar gereklidir.” cevabını verir.

Prof. Raçinski, kimse tarafından anlaşılamayan bu kararından dönmez. Çiftlik sahipleri ve köylüler tarafından da soğuk karşılanır, kimseden maddi ve manevi bir destek alamaz. Raçinski bu engellere rağmen köyünde öğretmenliğe başlar.

“İdeal Öğretmen” güçlü bir ideal ve sorumluluğa sahip bir eğitimcinin hayat öyküsü. Bugün savrulmalar yaşadığımız eğitim konusunda müthiş tespitlerle dolu bu küçük kitabı mutlaka okumak ve okutmak lazım.

Prof. Raçinski, ilk gün harabe ve çöplüğe dönen okula hiç dokunmaz. Yalnızca öğretmen masasını temizleyip beyaz bir bez örtü serer ve bir çiçek saksısı ile süsler. İlk dersinde hayatın içinden örneklerle öğrencilerin ilgisini çeker ve kendisine sihirbaz diyen öğrencilerine “Bu dünyada kim isterse, kendi sanatında bir sihirbaz olabilir.” karşılığını verir.

İlk dersin ardından hep birlikte dışarıya çıkarlar ve Raçinski, kapının önüne oturur. Etrafını saran çocuklara insanların bataklıkları nasıl kuruttuğunu, kurak ve çorak yerleri nasıl güzel bahçelere çevirdiğini anlatır.  Ve onlara “Siz de birer çiçeksiniz. Fakat siz, hem birer çiçek, hem de birer bahçıvan olabilirsiniz. İleride büyüyünce siz de, yetişkin birer erkek veya kadın olacaksınız. Köylerde kalanlarınız medeni birer köylü, kasabalara gidenleriniz medeni birer kasabalı olur. Kısacası siz isterseniz bu köyün hayatını, belki de bütün bir memleketin yaşayışını bile değiştirebilirsiniz. İsterseniz okulumuzun çevresini temizleyerek çalışmaya başlayalım.” teklifinde bulunur.

Çocuklar ilk gün şevkle çalışılarak okulun etrafını tertemiz yaparlar. Eski öğrencilerden biri “Öğretmenim, bugün hiç ders yapmadık.” der. Prof. Raçinski, “Zararı yok, yarın hepiniz okula elleriniz ve yüzleriniz temiz olarak geleceksiniz. Temizlik, uygarlık için en fazla lazım olan bir şeydir. Temiz olmayan bir millet, medeni sayılmaz. Şimdi evlerinize gidiniz. Orada daha şimdiden temizlik yapmaya başlayınız! Ben sizinle birlikte bu köyde temiz ve medeni bir hayatın temellerini kuracağım.” diyerek onları evlerine gönderir.

Bütün pisliğini piknik alanlarında bırakan, çöplerini parklara atan, atıklarını aracının camından yola savuran, yere tüküren, izmaritini bir köşeye fırlatan, sahilleri çöplüğe çeviren insanlar hepimizi rahatsız ediyor. Ancak dünyamız hızla kirletilmeye devam ediyor. Geçenlerde Ula Göleti çevresinde otururken, yan masada piknik yapan gençlerin, beş metre ilerideki çöp bidonuna rağmen bütün çöplerini piknik masasının üzerinde bırakıp gittiğini gördüm. İki gün önce de Bayır’da kırmızı ışıkta beklerken öndeki aracın camının açılıp çöplerin yol kenarına savruluşuna şahit oldum.

Çevreyi insafsızca kirleten bu insanları gördükçe ve Prof. Raçinski’nin ilk dersini hatırladıkça aklıma şu sorular düştü:

Acaba okullarımızda haftada bir gün hiç ders yapmasak nasıl olur?

Ya da şöyle desem: Haftanın bir gününü eğitime ayırsak nasıl olur?

 

Okunma Sayısı:296

YORUMLAR

Toplam 2 yorum bulunmaktadır.

Özer koyuncu

Allah razı olsun hocam. Bize ufuk actin. Haftada bir ders yok artik

06.12.2017, 14:47
Ali Koç

Hamle Gazetesi yazarlarindan; Egitim-Yazar Idris KOÇ beyi “Bu gün hiç ders yapmasak nasil olur?” Makalesinden dolayı teşekkür ederim. Prof. Racinski’lerin sayılarını arttirmak icin ilkokuldan itibaren haftada bir gun okulda eğitime zaman ayirmak önemli.
“Beyaz Zambaklar Ülkesi ” isimli kitabi egitimcilerimizin okuması onemli. Iki defa okudum.

07.12.2017, 19:52