Budamadan Gelişme Olmaz

Bu haber 17 Ocak 2018 - 0:36 'de eklendi ve 1.088 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

 

Eskiler çok az şeye ve zordan sahip olduğundan, ellerinde olan her neyse onlar için çok değerliydi. Birkaç meyve ağacı, birkaç baş hayvan, birkaç parça ev eşyası, birkaç dost… Bu nedenle sahip olduklarına da gözü gibi bakarlardı.

Örneğin onlar meyve ağaçlarını budamadığı, bir dalına bile testere vurmadığı için ağaç budama kültürü oluşmamıştır.

Malum zeytin hasadı dönemindeyiz. İki yıl önce ailecek hem zeytin toplayıp hem de budama yapmıştık. Uzun zamandır bakım yapılmadığı için aralarda kurumaya yüz tutan küçük dallar ile ulaşılmaz olan büyük dalları kesmek istediğimde annem şiddetle karşı çıkmıştı. Bazen duymazdan gelip budanması gereken dalları kesmeye başladığımda ise annemin müdahalesiyle karşılaşmıştım. Bir dalın bile kesilmesine razı olmuyordu.

Kırk yıl önce beş-altı km mesafeden omzunda taşıyarak getirip diktikleri ve kırık dökük tenekelerle su taşıyarak suladıkları zeytin ağaçlarının her bir dalı onlar için çok değerliydi.

İki yıl aradan sonra bu yıl zeytin toplarken, anneme göstermeden ya da onu duymazdan gelerek budadığım zeytin ağaçlarında gözle görülür bir canlanma ve gençleşme olduğunu gördük. Zeytin ağaçlarının gelişimini ve verimini gören annem “ne güzel olmuş, maşallah” demekten de kendisini alamıyordu.

Her seferinde annemin sevincine şahit oldukça, insanın kişilik ve karakter gelişimiyle ilgili şeyler düşünmeye başladım. Galiba insanın gelişimi için de aynı durum söz konusu.

Yani zihnî, psikolojik, ahlaki ve meslekî gelişim için insanın da budanması gerekiyor.

Meyve ağaçları düzenli olarak budanırsa hem daha iyi gelişiyor hem de daha fazla meyve veriyor. Ağaca testere vurulmadığında ise önce ara dallarda kurumalar başlıyor, kuruma zamanla da ana dallara doğru yayılıyor.  Maymun iştahı ile hepsine sahip olmayı isteyen, her arzunun peşine düşen, her işi yapmaya çalışan, her koşulda başarıyı ilk önce önemsenmeyen insanda küçük değişimler başlıyor. Zamanla da bunun sonucu olarak ortaya çıkan birtakım olumsuz özellikler, ahlaki problemler ile bıkkınlık, yılgınlık, sıkışıklık, motivasyon kaybı, fiziksel yavaşlama ve mutsuzluk kişiyi esir alıyor.

Meyve ağaçları gibi insana da şekil budaması yapmak gerekiyor.

Mermerin şekil alması için kayanın kırılması, yontulması gerektiği gibi insanın da gelişmesi, dönüşmesi ve olgunlaşması için bazı yanlarının budanması ve törpülenmesi gerekiyor. Eski ve gereksiz şeylerden kurtulup yenilere yer açmak gerekiyor. Bizi duyarsızlaştıran duygulardan, yavaşlatan alışkanlıklardan vazgeçmek gerekiyor. Yarım kalmış işlerden ve sanal kimliklerden kurtulmak gerekiyor. Kendimizi korumak için taktığımız maskeleri çıkarıp atmak gerekiyor.

Çünkü bu hayatta bazı şeylerden vazgeçmeyi beceremeyen, sahip olmayı da beceremiyor. Kaybetmeyi göze alamayan, kazanamıyor. Gereksiz yüklerinden kurtulamayan, fazla yükselemiyor.

Alışkanlıklarımızı değiştirmeyi göze alabilmeliyiz. Belki alışkanlıkları bırakmak, bize ait bir şeyden vazgeçmek gibi gelebilir. Oysa yenilenmek, gelişmek, değişmek, dönüşmek ve kazanmak için yeni durumlarla uyumsuz inanç ve yargıları, tutum ve davranışları bırakabilmek gerekiyor.

Kendimizi güvende hissettiğimiz ve her adımını bildiğimiz küçük koyda olduğumuz sürece yeni yerler keşfetmenin mutluluğunu yaşayabilir miyiz?

İçsel bir dönüşüm için, hareket alanımızı genişletmek ve güvenli alanın dışına çıkıp yeni şeyler denemek gerekmez mi?

Bizi yavaşlatan alışkanlıklarımızın farkına varamadığımız, kusurlu olana bağlandığımız zaman; bir süre sonra yeniyi, iyiyi, güzeli göremez oluyoruz. Bu nedenle denemeye, yenilenmeye, gelişmeye ve değişmeye odaklanalım.

Unutmayalım ki, değişmeyen ve dönüşmeyen maalesef gelişemiyor. Enerjisini boşa tüketen prangalardan kurtulamayan fazla yol alamıyor.

Budanmayan ağacın meyve vermediği gibi vazgeçmeyi göze alamayan hayatta kazanamıyor.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.