“Bubanızın malı mı, sattırmecez”

Bu haber 04 Ocak 2014 - 10:42 'de eklendi ve 1.659 kez görüntülendi.

yataganda65132132

 Muğla’daki termik santrallerin özelleştirilmesine karşı yılın son eylemi olarak Milas’ta gerçekleştirilen “Özelleştirmeye Karşı Emek ve Bağımsızlık” Mitingine Muğla şivesi ile yaptığı konuşmayla damgasını vuran Şenay Çaylı’yı bulduk. Sanıldığı gibi bir köylü kadını çıkmayan Çaylı, “Ben aslında o gün Bağyaka Köyü’ndeki annemi oynadım. Özelleştirmeye herkesten çok annem karşı” dedi.

Özcan Özgür

Muğla’daki termik santrallerin özelleştirilmesine karşı yılın son eylemi olarak Milas’ta gerçekleştirilen “Özelleştirmeye Karşı Emek ve Bağımsızlık” Mitingine Muğla şivesi ile yaptığı konuşmayla damgasını vuran Şenay Çaylı’yı bulduk. Sanıldığı gibi bir köylü kadını çıkmayan Çaylı, “Ben aslında o gün Bağyaka Köyü’ndeki annemi oynadım. Özelleştirmeye herkesten çok annem karşı” dedi.

Türkiye’de 2014’ün son emek ve bağımsızlık eylemi olarak kayda geçirilen Milas Mitinginde Muğla şivesiyle yaptığı konuşma nedeniyle herkesten çok alkış alan 1984 doğumlu, yeni evli Çaylı o gün Ata Park’ta toplanan TGB’lilere, TKP’lilere, HDP’lilere, ÖDP’lilere, CHP’lilere, DSP’lilere ve hatta Ülkücülerle MHP’lilere, yani 25 bin emekçi ve emekçi dostuna şöyle seslenmişti:

“Biz borlan zehirini, tozunu yuttug. Hasda oldug. Ayeçlemiz gurudu, Döletimiz için türlü cefayayı gatlandık. Gızannamızın kimi santralda iş buldu. Kimisi iş umud edip beklepduru. Başımızdekile de çıkmış satcez depduru. Bubanızın malımı bu. Sattırmecezz!!!” (*)

Şenay Çaylı’yı herkes gibi ben de Yatağan’ın bir köyünden, biri köylü kadın sanıyordum.  Aradım, bölgedeki termik santrallara kömür üreten GELİ’de (Güney Ege Linyitleri İşletmesi) bilgisayar işletmeni olarak çalışırken bulduk. Ama şive tamamdı…

Şenay Çaylı yine de bir köy kadınıydı. Yatağan’ın kömür ocaklarının en çok olduğu köylerinden Bağyaka Köyü’ndendi. Ailesi oradaydı, Yatağan’a çalışmayı gelmiş ve bir yıllık da Yatağan’ın gelini olmuş.  “Çocuk var mı?” diye sormaya kalktım. “Üç tane yap diye akıl verenler var. Biz bir tanesine cesaret edemedik.  Çocuğu hangi geleceğe doğuracaksın ki? Daha biz geleceğimizi garanti altına alamadık.” diye karşılık verdi.

“Umut var mı?” diye sormaya kalktım.

“Neredeyse 120 gündür değişik eylemler yapıyoruz. Bu soruyu ilk günlerde sorsaydınız ne derdim bilmiyorum. Ama Milas’ı gördükten sonra umudum arttı. Milas’taki birlik beraberliği görmeyenlerin gözleri köy, oradan yükselen sesleri duymayanlar sağır olmalılar.”

Şenay Çaylı ön lisans eğitimini tamamlamış. İş bulamamış. Santraldan ve kömürden en çok zarar gören köylerden birinden olduğu için GELİ’de kontenjandan işi kapmış.

“Özelleştirmeye neden karşısın?” diye sordum. Açtı ağzını yumdu gözünü. Bu soru kendisine daha önce de sorulmuş. Soruyu soran yanıtını almadan  “Nasıl olsa santral kapanmayacak.” demeye kalkmış. O yüzden olsa gerek, ben sorumu tamamlamadan O “Hep böyle diyorlar. Santral tabi ki kapanmayacak. Dünyaya getirmeye karar vermediğim çocuğun geleceği kapanacak.” diyerek şöyle devam etti:

“Ben termik santralı ve kömür ocaklarını sadece çalışan olarak değil, bölgede yaşayan olarak herkesten çok tanıyorum. Çocukluğum santral isinin, kömür tozunun içinde geçti. Bizim köyün kızları tütün, zeytin amelesi olurdu. Ne zeytin var, ne tütün. Şimdi santralı da elimizden almak istiyorlar. Cefasını biz çektik. Sefasını özelleştirmeciler sürecek.  Eğer bizlere kulak vermezler, bu santralları satarlarsa buralarda hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Şu anda baca gazı arıtma tesisleri iyi kökü çalışıyor, Özel sektör çalıştırmaz. Kömür çıkarılırken korum kurullarına haber veriyor. Kazı birlikte yapılıyor.  Bundan sonra özel sektör haber vermeyecektir. Ülkenin enerji üretimi neredeyse tamamen özel sektörün eline geçtiği için sık sık elektrik zammı olacaktır. Sendikalı yaşam sona ereceği için daha az kazanıp, daha az harcayacağız. Bundan herkes zarar görecek. Aslında ben Milas’ta Bağyaka Köyü’ndeki anam oldum. Anamın derdini, Türkiye’nin derdini dillendirdim.”

Şenay Çaylı’ya tiyatro ile ilgisi olup olmadığın sordum. “Tiyatro ile bir ilgim olmadı. Bir iki defa denk geldi izledik o kadar. O gün tiyatrocu olmaya gerek yoktu. Çalışmadan çıktım. Anam gibi, kendim gibi konuştum. Sorun yaşadığım sordun, şive benim şivem. Hem ben keşfedileli çok oldu. Eylemlerimizin ilk gününde Yatağan’da madenci heykelinin önünde konuşmuştum. O gün bu gün şivem sayesinde Yatağan, Milas işçi sınıfının sözcüsü haline geldim.” diye yanıt verdi.

Bunun üzerine “Özelleştirme gerçekleşir de işsiz kalırsa, ne olur?” diye sordum. Soruma soru ile karşılık verip, “Bana işveren tiyatro olur mu?” diyerek şöyle dedi:

“Biz bu sorunun yanıtını hiç aramadık. Zaten sorularımızın arasında böyle bir soru yok. Hem Milas ne ki? Miles hiçbir şey değil.”

————————–

(*)-“Biz buraların zehrini, tozunu yuttuk. Hasta olduk. Ağaçlarımız kurudu. Devlet için birçok cefaya katlandık. Çocuklarımızın kimi santralda iş buldu, kimi de iş umup bekliyor. Başımızdakilerde çıkmış satacağız diyorlar. Babanızın malı mı bu? Sattırmayacağız.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.