Bu Sese Kulak Tıkanamaz

Bu haber 17 Haziran 2014 - 0:00 'de eklendi ve 888 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Muğla Büyükşehir sınırları içerisinde, devlete ait bir işletme düşünün ki, kuruluşundan günümüze tartışılır olmaktan kurtulamıyor.

Oysa, sadece bölgenin değil ülkenin en önemli enerji üretim merkezlerinden biri olduğuna hiç şüphe yok.

Olamazdı.

Türkiye’nin yıllık ülke enerji üretimine katkısı % 12 oranındaydı.

Buna karşın ne zamandır, özelleştirme kapsamına alınacak işletmeler arasında bulunması, beraberinde bir takım tepkiler doğurmaktadır.

Özellikle çalışanlar ve bir kısım sendikalar tarafından.

***

Her halde hangi işletmeden söz ettiğim kestirilmiştir.

Yatağan ve Milas sınırları içerinde yer alan Kemerköy, Yeniköy ve Yatağan Termik Santrallerinden dem vuruyorum.

Öylesine kuruluşlar ki yılarca, özellikle Yatağan Termik Santrali bacasından çıkan kükürt dioksit gazının çevreye etkisi tartışıldı.

Aslında doğruydu.

Gerçekten, santral bacalarından çıkan gazın, tüm canlı varlıklar üzerinde olumsuz etki yarattığı araştırmalarla sabitti.

Hal böyle olunca, birçok sivil toplum kuruluşlarının ayaklanmalarını hep birlikte tanık olduk.

Dönemin iş başındaki hükümeti, bakıp gördü başkaca çıkış yolu yok.

Santral bacasından çıkan zehirli gazları bertaraf edecek ünitenin takılması yönünde karar alınması sağlandı.

Böylelikle dense ki, santralin çevreye olumsuz etkisi ortadan kaldırıldı.

Aynisiyle vaki.

Herkes memnundu.

Çalışanlar, evine ekmek götürebildikleri için mutlu.

Tümüyle Yatağan ve havalisi halinden memnundu.

Nasıl olmasınlar?

Dense ki Yatağan çehresini değiştiren işletmelerden biri Termik Santraldir.

Buna kimsenin itirazı olamazdı.

Olmaması gerekir.

Gerçekten aynı santral, Yatağan’a ekonomik ve sosyo-kültürel anlamda çok şeyler katmıştı.

***

Dedim ya, bu durumda herkes halinden memnundu.

Ta ki santraller, hükümet tarafından özelleştirme kapsamına alınacak eğilimi ortaya çıkıncaya dek.

Ne zaman bu tür bir girişim oldu.

Yatağan’da konuşlanan Maden-İş ve Tes-İş Sendikası öncülüğünde tepkiler olmaya başladı.

Bununla ilgili uzunca zamandır sürdürülen eylemleri hepimiz biliyoruz.

Üstelik, sendikalar öncülüğünde sürdürülen direniş, sadece Yatağan, Milas ve Muğla ili sınırlı kalmadı.

Aynı direnişin temsilcileri, uzunca süre Ankara’da direnişlerini devam ettirdiler.

İş başındaki Ak Parti Hükümetinin bu eğilimine karşın sendika temsilcileri, açıktan seslerini yükselttiler.

Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy Santralleri, hiçbir dönemde zarar eden, dolayısıyla ülkemize külfet olan santrallerden olmadı.

Her yıl devlete milyarlarca dola girdi sağlayan kuruluşlar oldu ve olmaya devam ediyor.

Buna karşın, özelleştirme adı altındaki girişim, birilerine peşkeş çekmekten başkası değildir.

Yıllar boyu işçilerimizin alın teriyle çalışan bu santrallerin satılmasına, asla gönlümüz razı değildir.

Aynı sendika temsilcileri, ilişkin olarak bir açıklamada daha yapıyorlar ki, gerçekten çok düşündürücü.

Santrallerin satılmasına ilişkin sözü edilen rakam komiktir. Santralin konuşlandığı alanın büyüklüğünü bir yana bırakın, mevcut kömür rezervi ve de sosyal tesislerin maliyetini hesap ettiğinizde, hükümetin neden özelleştirme kapsamına alınması isteğini anlamak mümkün değildir.

Açıklamalarını sürdüren Yatağan Maden-İş Sendikası Başkanı ve Türk-İş Muğla temsilcisi Süleyman Girgin;

Her şey bitmiş değildir. Yatağan Termik Santrali ve kömür ocaklarının satıldığı sanılmasın. Biz hala ihalenin onaylanmayacağı umudunu taşıyoruz.  Aksi  takdirde 2000 yılındaki olayların aynısı olur. O zaman ihaleyi yabancı ortaklı bir konsorsiyum olan Günel Ege Enerji kazanmıştı. Ama barikatları aşamadıkları için santrale giremediler. Biz şimdi 10 kişi Ankara’da Türk-İş nöbetine, Özelleştirme Yüksek Kurulunun kararına kadar devam edeceğiz.

Şayet ihale onaylanırsa Yatağan’da arkadaşlarımızla birlikte barikatlardayız.

Dün olduğu gibi bugün de yarında, iş yerlerimize kimseyi sokmayacağız.

Şimdi, salim kafayla düşünelim ve bir karara varalım.

Bırakın sendika başkanlarının açıklamalarını, bu kent yaşayanlar olarak aynı santrallerin ülke ekonomisine nasıl katkı sağladığı rakamlarla sabittir.

Hal böyle iken, çalışanların santraller satılmasın yönündeki direnişlerine kulak tıkamak, gerçekleri görmemek ve de görmemezlikten gelmekle eşdeğerdir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.