Bu Gidişin Dönüşü De Var

Bu haber 08 Mart 2009 - 16:53 'de eklendi ve 835 kez görüntülendi.
Hafize Nizamoğlu Acarhafize@muglahamle.com.tr

Meğer ne kadar da açmışız yağmura.
Ha yağdı ha yağacak derken, şükürler olsun iklimine döndü Muğla.
Gördüğü kâbusları akan suya anlattığında, kendisinden uzaklaştırdığını düşünen insan; hüznünü, mutsuzluğunu, bazen de umutsuzluğunu yağmurla atıyor dışarı.
Geceleri yağmurun sesi ninni gibi geliyor kulağa öyle değil mi?
Gün ışıyana kadar yağan yağmurun ardından dingin sabahlara uyanmak ne de güzel oluyor.
Kapalı havalar insanı da kapatır deseler de, yağmur; mutlu kılıyor insanı, huzur veriyor.
***
İyi ama güne bu kadar olumlu duygularla başlayan Muğlalının suratı, evden çıkıp gideceği yere varana kadar ne oluyor da düşüveriyor?
Aslında öyle düşüvermiyor. Yavaş yavaş gelişiyor her şey…
Muğla’da araba sayısı kişi sayısından çoktur diye takılırız birbirimize.
Araba nüfusunun bu kadar fazla olduğu şehrimizde, sabahın erken saatlerinde hava yağışlıysa öncelikle şoförlerin yüzü asılır…
Evinden çıkıp gideceği yere doğru koyulan araç kullanıcısının yolculuğu, aracını çalıştırırken patlamış egzozun sesiyle başlar. Egzozunun dün eve gelirken patladığını fark eden sürücü, en kısa zamanda sanayiye gitmesi gerektiğini düşünürken, otobüs duraklarında bekleyen yayalar dikkatini çeker. Onları selamlamak için eğilir ama karşı tarafın küfredercesine öfkeli ve her nedense tedirgin olduğunu fark eder.
Yağmurun yağdığını hatırlayan sürücü, yolda birikmiş suların yayalara sıçraması durumuna engel olmak için yavaşlaması gerektiğini düşünür. Yavaş yavaş yoluna devam ederken, gideceği yere geç kaldığını fark ederek hızını biraz arttırmaya karar verir.
***
Alt yapı çalışmalarından sonra, yol düzeltme işlemleri devam eden Muğla’da sağlıklı bir şekilde araba kullanmak çok zordur. Ne hikmetse yapılan çoğu yolun üzerinden 2-3 defa daha geçer işçiler.
***
Yağan yağmurla dağılıveren yollarda oluşan çukurların üzerinden her seferinde hizalı geçiş yapan sürücünün tekeri, ne şanstır ki bu sefer büyük bir çukura girer.
Şükürler olsun Muğlalı yardımseverdir.
İki üç kişinin de yardımıyla teker çukurdan çıkarılır.
Bizim Muğlalı sürücü, tıngır mıngır yola devam ederken, o da ne?
Diğer araçlar fark etmeden taş atıyorlar bizimkinin arabasına. Çatlayan cam, dün patlamış olan, bugün çukura girdiğinde yamulan jantla, yere düşen egzoz ve egzoz gibi yere düşen suratıyla birlikte araba hurdaya dönmeden sanayinin yolunu tutar. Ve şöyle düşünür:
“Bu gidişin dönüşü de var!”
Yayalar mı?
Küçükken oynadığımız bir oyun vardı. Adı ‘sek sek’ ya da ‘çizgi oyunuydu.’ Hatırlar mısınız?
Çocuklar hala oynar. Yassı bir taş alınır. Kare kutucuklarla sınırlar belirlenir. Kutucuklara numara verilir ve sırayla seke seke hedefe ulaşılır.
İşte bizim yayalar da seke seke gidecekleri yere ulaşmaya çalışıyorlar. Çocuklar gibi şenler midir bilinmez ama durumlarını yadırgadıkları bellidir.
***
Yine de bu güzel havaların tadını çıkarmalı. Derdi kederi suya anlatıp, kâbusları bir kenara atmalı. Geceleri ninni gibi gelen yağmurun sesiyle uyuyup, dingin sabahlara uyanmalı. Tüm bunları yapabildiğimiz için Allah’a şükretmeli.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.