Bu Dünyadan Nâzım Geçmişti « Hamle Gazetesi

Bu Dünyadan Nâzım Geçmişti

Bu haber 23 Temmuz 2015 - 20:11 'de eklendi ve 608 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Duyguların Dansı…

Duygularımızı taçlandırmış şekilde nasıl ifade edebiliriz derseniz, benim gönlümün prensi, duyguların zirve yaptığı yer şiirdir.

Uçurur insanı.

Pembe bulutların üstünde.

Bizi bizden alır.

Duygusallık sanatın içinde vardır da, şiirin içinde, başka bambaşka  bir renk, bir cümbüştür.

Hiçbir sanat yoktur ki, sanatçı için özel bir duyarlılık, özel bir seziş biçimi gerektirmesin.

Resim yapabilmek için ressam olmak gerekli ise, şiir yazmak içinde şair olmak gereklidir.

Sanatı icra eden kişi, sizce hazır lokma olarak mı dünyaya gelmiştir. Sanatçı olarak mı dünyaya gelmiştir? Bu suali irdelemek lazım. İrdeleyip teşhisi koymak gerekli. Ben derim ki, dünya ile olan ilişkilerimiz bizim özümüzde var olan filizleri yeşertmekte ve meyyal olduğumuz alanda büyümeye ve üretmeye başlamaktadır. Bilincimiz eğilimlerimize göre gelişir, evren ile olan ilişkilerimiz eğilimlerimizi şekillendirir.

Mesela ben, çok hızlı kelimeleri yutuyorum ve hafızama yerleşiyor. Bilmiyorum ama bir mıknatıs gibi çekmekteyim. Bir çapa ile sökmeye kalksan yerleşenleri sökemezsin. Düz yazıda olan teşbihlerinm doğaçlama olmakta. Bazen yazmanın ritmi ile yazdıkça yazmak, deryalar boyu kulaçlamak istemekteyim. Bu yetilerim seneler içinde çok ama çok okumam ve kelimeleri, bir turnusol kağıdı gibi özüme çekme ile oluştu.

Yazarlık, şairlik içten gelen ve geliştirilmiş kazanımların dışa anlatımıdır.

Seviyorum duygusallığı. Duygu yüklü olmayı. Aşk’ın içindede duygular yok mu?

Duyguların söze gelmesi ise şiiridir. Şiir başka bambaşka  bir derya. Sanki çöl içinde pırıl pırıl vaha. Saklı bahçe gibi.

Şiir yazabilmek için şair olmak lazım, şair olabilmek içinde şiir yazmak lazım ki, bu sarmal, ikisinin bütünlüğü, bir sarmaşığın dolaşımını oluşturmuştur. Bu bize ustalığın özel bir duyarlılığa ulaşmasına gerek olduğunu gösterir. Şair olan kişi eline sihirli değneğini alıp, şiiri oluşturan değilde, tüm bilincini, tüm arzusunu, tüm duyarlılığını ve tüm sezilerini şiir yönünde kullanan kişidir.

Öyleyse şiir nedir sorusu, her bir soru gibi yanıt bekler. Eğer ki, nedir diye sorduğumuz sualı, bir kavram olarak açar isek, tanımlamamız ve içine giren öğeleri tek tek saymamız, anlatmamız gereklidir. Nitekim şimdiye kadar birçok kez bir kavram olarak tanımları yapılmış fakat betimlemede kifayetsiz kalmıştır. Kifayetsiz kalmıştır, çünkü şiir bir kavram değil, kifayetsiz bir varoluş şeklidir.

Betimsel yaklaşımla açıklanması şiirin gizemli halinin bir nebzede olsa çözülmesine katkı sağlamıştır.

Şiir düşünce ile gövde bulan değilde, salt duygudaşlık ile hayat bulan ve duygudaşlıkla kavranabilen bir sanat dalıdır.

Şiir, naifliktir.

Şiir, duygudur.

Şiir, sezgidir.

Bir şair şiir için,

Uykusuzluğun şiltesi,

Uykunun haritası,

Ateşin habercisi,

Yangının kundakçısı,

Yanar dağın üstündeki kuştur, mısraları ile şiirin ancak şiir ile betimlenebileceğini anlatır.

Şiir her ne kadar duygu ve düşünce sanatı dense de, duygu kefesi hep mi hep ağır basmaktadır. Ve her bir şiirde, dışa vurulmuş duygular ve duygularla anlatılan betimlemeler vardır.

İfade edilmiş bir duygu olarak tanımladığımız şiirsel duygu, insan olmayı betimleyen temel duygular, insandan alıp insana veren, amaçlı bir duygudur. Böylece insanların duygu dünyaları arasında köprüler kurmakta, bütünleştirici, coşturucu, rahatlatıcı, hüzünlendirici gibi bir çok duygu ağları kurmakta olup, yüreklere bir nebzede olsa dokunmaktadır.

Şiir bizleri can damarlarımızdan vurmakta…

Çok ama çok sevmekteyiz, şairin duyguları ile şekillenen mısraları. Şiirden, duygudan bu kadar söz  etmiş iken tüm dünyanın bildiği şairimizi buraya taşımamak olmazdı.

Ve Ben bu dünyadan Nâzım geçmişti diyerek, O’nun dizlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

xxx

Tahir ile Zühre

Tahir olmak ta ayıp değil
Zühre olmakta
Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil
Bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte yani yürekte….
Mesela bir barikatta döğüşerek
Mesela Kuzey Kutbu’nu keşfe giderken
Mesela denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak ta ayıp değil Zühre olmak ta
Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir
Ayrılmak istersen dünyadan ama o senden ayrılacak
Yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir’i Zühre sevmeseydi artık

Yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahir’liğinden
Tahir olmak ta ayıp değil
Zühre olmak ta
Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil…

xxx

Ve ben söylemek isterim ki; şiir seviyorum seni…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.