BU DENLİ KOLAYDI DA

Bu haber 06 Ekim 2010 - 0:00 'de eklendi ve 581 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

 

Şu
sıra, bir soru cevap arıyor.

Mademki kız
öğrencilerin türban meselesi bu denli kolay çözüme kavuşabilecekti, neden
yıllardır ülkenin en önemli meselesi haline getirildi?

Neden siyasiler
birbirlerini yedi?

Zira,
öyle anlar oldu ki, meclis birbirine girdi.

Karşılıklı
söylemedik söz bırakmadılar.

Hepsi
bu kadar olsa.

Türban,
genel seçimler öncesinde partilerin temel sloganları arasında yer aldı.

Konuya sıcak
bakan partiler” üniversite öğrencileri türbanla derslere girebilmeli” derken,
muhalif olanlar tersini savundu.

Geçmişten
günümüze ülke yönetiminde göre üstlenen partilerden DYP, ANAP ve MHP, ne şiş
yansın ne de kebap misali, çekimser kaldılar. Sadece kamusal alanlarda türban
takmanın laik bir ülkeyle bağdaşmayacağı tavrını koyabildiler.

Buna karşın CHP,
her defasında şiddetle karşı olduğunu belirtti.

Üniversite
öğrencilerinin türbanla derse girmelerinin, laik Türkiye ile bağdaşmayacağının
altını çizdiler.

Şöyle
geriye dönüp bakarsak, bu konuda yaşananları gözümüzde canlandırabiliriz.

Dolayısıyla
onca süreçte türbanla ilgili gelişmeler, TBMM zabıtlarında ayrıntılarıyla
mevcuttur.

Ve
bugüne gelelim.

Daha ziyade 2002
yılında iktidarı ele geçiren AKP dönemi.

Bu parti de
başlangıçtan itibaren türbanı savundu.

Özellikle
üniversite öğrencilerinin bu kılıkla derse girmeleri gerektiğinin altını
çizdiler.

Aslında,
bu konuda en fazla sıkıntı çekenler üniversite yöneticileriydi.

Yani
rektörler.

Öğrencilerin
türbanla derse girmelerini öngören bir genelge olmadığı için adı yasaklı
rektörlere çıktı.

Oysa
onların ellerinden gelen bir şey yoktu.

Değil
mi ki yönetmelikler türbanla girmeyi öngörmüyordu.

Başka
türlü hareket etmeleri mümkün değildi.

Etmediler
de.

Şimdi ise, her
şey Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu’nun 10 dakikalık da olsa görüşmesiyle başladı.

Referandumun
ortaya çıkardığı sonuç üzerine ancak bir araya gelebilen Erdoğan ve
Kılıçdaroğlu’nun yarattığı tablo, birden ılımlı bir havanın esmesine neden
oldu.

Gerçekten
bu birliktelik, ülke genelinde adeta bir rahatlama getirdi.

Bunun
en bariz göstergesi, Kılıçdaroğlu’nun, türban konusundaki yaklaşımıydı.

CHP
lideri, “bu konuyu çözebiliriz”
deyince, bu tür bir havanın esmesini bekleyen YÖK”  üniversite öğrencilerinin
türbanla derslere girmesinde bir sakınca yok” diyerek, olayın çözüme
kavuşacağının sinyalini verdi.

Hal
böyle olunca baktık, her kesimde bir rahatlama var.

Öğrenciler
mutlu.

Rektörler,
üzerindeki ağır yükün kalkmasından memnun.

Öncesinde
muhalif olanlar da ne yapalım tavrı içerisinde.

Anlaşılan,
birileri çomak sokmazsa, ne zamandır çeşitli tartışmalar nedeniyle sürüncemede
kalan türban meselesi, bir şekilde çözüme kavuşacak.

***

Şimdi…

Şapkamızı
önümüze koyup düşünelim.

Mademki, kamusal
alan dışında türban takmak, ilgili ve yetkililerin iki dudağı arasındaydı.

Bugüne değin
neden çözüme kavuşturulmadı?

Neden, çözümü bu
denli basitti de siyasiler birbirlerini yedi, bitirdi?

Oysa, bu mesele
siyasi rant olabilecek bir husus değildi.

Siyasi simge
olarak görenler dışında, inancı gereği bu şekilde yaşamayı öngördükleri için
takmışlardı.

İnanç üzerinde
kimsenin müdahale etmeye hakkı olmadığına göre asıl olan, kamusal alanlar için
yasaların belirlediği kurallar doğrultusunda hareket etmektir.

Dolayısıyla,
yıllardır kişilerin kılık kıyafetleri üzerinde böylesine bir yaptırım
uygulatılması, beyhudeymiş.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.