“Bu çeşmeden su içmek Müslümanlara haramdır”

Bu haber 25 Haziran 2019 - 9:25 'de eklendi ve 1.376 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Önce bir açıklama; Dünkü yazımda “MUÇEV Şirketi yetkilileri muhtemelen kafalarında Adem Ülker‘i MUÇEP üyelerinin basın toplantısı ile ilişkilendirdiler ve bu yüzden terörist muamelesi yaptılar!” şeklindeki ifademe takılanlar olmuş. Burada Adem Ülker arkadaşımıza veya MUÇEP Üyelerine “terörist” dememiz söz konusu değildir. 

xx           xx           xx

Fethiye Gazeteciler (Cemiyeti) Derneği Başkanı Mesut Bölük kardeşim, gazetecilkeri İztuzu‘na davet etmiş, “Gidip İztuzu’nda fotoğraf çekelim” demişti. Ören‘de tatildeyim. Davete icabet eden oldumu bilmiyorum.

Olmadıysa, Mesut Bölük ben varım… Hafta sonu buluşuruz İztuzu‘nda.

Zaten eskilerden kaç kişi kaldı…

MUÇEP (Muğla Çevre Platformu) Yeni Asır Gazetesi Muğla Temsilcisi ve Muğla Büyükşehir Gazeteciler (Cemiyeti) Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Adem Ülker arkadaşımızın İztuzu‘nda engellenmesini protesto etti. O gün Muğla‘daydım (Menteşe).

Gazetecilerin, basının başkaları tarafından sahip çıkılması çok güzel…

Ah birde kendi kendimize sahip çıkabilsek… (!)

Üzgünüm…

xx           xx           xx

MUÇEP‘in geçen hafta perşembe günü Sınırsızlık Meydanı‘nda düzenlediği eyleme Muğla Büyükşehir Gazeteciler (Cemiyeti) Derneği ile Karya Kadın Derneği, KESK, Muğla Mimarlar Odası ve Muğla Tabipler Odası tarafından destek verildi.

Adem Ülker’in İztuzu Plajı’nda yaşadığı engelleme ile ilgili ortak basın açıklaması yapıldı.

Açıklamada, “Bugün burada Muğla yerel basın mensupları ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri olarak; haber alma, fotoğraf çekme, toplanma, basın açıklaması yapma gibi yasal ve demokratik haklarımızın kullanılmasının kamu otoritesi tarafından engellenmesini protesto etmek üzere biraraya gelmiş bulunuyoruz.” denildi.

Anayasa 26. Madde

Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.” şeklinde pankart açılan toplantıda, Adem arkadaşımızın başına gelen ve MUÇEP‘in İztuzu‘nda basın açıklamasının engellenmesi kısaca anımsatılarak şöyle devam edildi:

Muğla yerel basını ve sivil toplum örgütleri olarak demokratik haklarımızı engelleyen bu tutumu kınıyoruz ve gelecekte tekrarlanmamasını talep ediyoruz.

Yakın zamanda gazetecilere dönük saldırılarla ilgili tabanından gelen baskı sonucu açıklama yapbilmiş olan  Muğla Gazeteciler Cemiyeti’nin bu açıklamada yer almaması gözlerden kaçmadı.

Üzüldüm…

xx           xx           xx

Muğla Gazeteciler Cemiyeti, MUÇEP‘in düzenlediği basın açıklamasına katılmadı, ama bir gün önce Çarşamba günü Cemiyet Başkanı Süleyman Akbulut sosyal medyada “Kamuoyuna” başlıklı şu paylaşımda bulundu:

Muğla Gazeteciler Cemiyeti olarak son günlerde ilimiz kamuoyunu meşgul eden Yeni Asır Gazetesi Muğla Muhabiri Adem Ülker’in Dalyan İztuzu’nda yaşadığını iddia ettiği olay ve süreci takip ediyoruz.

Bölgeye haber yapmak amaçlı gittiğini iddia eden Adem Ülker, yaşadığı olayı aynı gün sosyal medya hesabından paylaştı. Bu paylaşımın ardından olay, ilimizde faaliyet gösteren yayın kuruluşlarında haber ve köşe yazıları olarak yer aldı.

Olayın üzerinden günler geçmesine rağmen, süreç, sadece Adem Ülker’in sosyal medya hesabından paylaştığı iddia üzerinden devam etmekte.

Olayın kamuoyu nezdinde tarafsız bir şekilde algılanabilmesi için konuyla ilgili tarafların süreçle ilgili bilgi paylaşımına gitmesi en sağlıklı yöntem olacaktır.

Bu husustan yola çıkarak iddiada adı geçen kurumların kamuoyunu aydınlatmak üzere bir bilgilendirme yapmalarına ihtiyaç duyulmuştur. Olayın daha farklı yorumlara sebebiyet vermemesi için söz konusu açıklamanın bir an evvel yapılmasını talep ediyoruz.

İddia” sözcüğüne fena takıldım. Ancak bu konuda söz söylenecekse muhatabı söylemeli. Söyledi de. Yarın paylaşırız…

xx           xx           xx

Milas‘tan meslektaşımız Olcay Akdeniz de o gün MUÇEP ve öteki STK‘lar ve Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti yöneticileri Sınırsızlık Meydanı‘nda biraraya gelirlerken, sosyal medya hesabından “Bu çeşmeden su içmek Müslümanlara haramdır” başlıklı şu paylaşımda bulunuyordu:

Vaktiyle Bursa’da bir Müslüman, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına “Her kula helâl, Müslüman’a haram!” diye bir kitabe eklemiş. Bursa başkent, tabii bu nasıl fitnedir diye Osmanlı karışmış… Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzura getirilmiş.

Bu nasıl fitnedir, dini İslâm, ahalisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla! Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?” diye adama çıkışmışlar… Adam: “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…” dedikçe kadı kızmış, “Ne delili, ne ispatı? Sen fitne çıkardın, Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın, katlin vaciptir!” diye çıkışmış.

Çıkışmış, ama bir yandan da merak edermiş. “Nedir gerekçen?” diye sormuş. Adam, “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık daha da karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, Adam yaka paça saraya götürülmüş. Padişah da sinirlenmiş, ama meraklanırmış da… “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl, Müslüman’a haram yazarsın?” deyince, Adam, başı önünde konuşmuş:

– “Delilim vardır, lâkin ispat ister.

– “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?

– “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultanım…

– “Eeee!

– “Sultanım, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele bir hahamı yaka-paça tutuklayın. Bir hafta tutun. Bakın neler olacak…

Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Museviler, “Ne oluyor, bu ne zulüm? Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…” demişler. Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş.

Bir hafta dolunca, adam “Sultanım, artık bırakmak zamanıdır” demiş. Haham bırakılmış. Ardından Sultan’a teşekkürler, hediyeler…

Adam bu sefer, “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım” demiş. Bir papaz derdest edilip Pazar ayininden yaka-paça alınmış. Aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Sevinç gösterileri, teşekkürler, şükranlar…

Sultan, Adam‘a “Bitti mi?” demiş. AdamSultanım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş. İsteğini şöyle söylemiş:

Efendim, payitahtımız Bursa’nın en sevilen, âlimini alınız minberinden…

Adamın dediğini yapmışlar, Cuma hutbesinin ortasında Ulucami imamını almışlar, yaka-paça götürmüşler. Bir Allah’ın kulu çıkıp da, “Ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz? Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz” gibi tek bir kelâm etmemiş. İmamı arayan-soran olmamış… Geçmiş bir hafta, “Nerde imam” diye gelen-giden yok!

Halk hâlinden memnun, o koca âlim için başlamış bir dedikodu; “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”.. “Kim bilir ne suç etti de tevkif edildi!”.. “Vah vah! Acırım arkasında kıldığım namazlara…”.. “Sorma, sorma…”…

Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana “Eee, ne olacak şimdi?” diye sorunca Adam, “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.” demiş. Sultan denileni yapınca adam başı önünde “Ey büyük Sultanım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?” deyince de Sultan acı acı tebessüm etmiş ve şöyle demiş:

Hava bile haram, hava bile!

xx           xx           xx

Anlayana sivri sinek saz…

Bugün “günün sözü” ve “çivi” yazmasak da olur, yukarıda hepsi var ama…

——————————                                                                                ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Hakikatin temsilcisinin en az olduğu zaman, onu dile getirmenin tehlikeli olduğu zaman değil, can sıkıcı olduğu zamandır. (Nietzsche)

ÇİVİ

Kışla Park’ta çöpten geçilmiyormuş. Engelliler için yapılan düzenekler bile kırılmış. Arkadaşım “İyiki iki belediyemiz var. Ya bir belediyemiz olsaydı” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.