Bu Ayıp Bize Yeter

Bu haber 31 Ocak 2014 - 0:00 'de eklendi ve 928 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İSMAİL ATASEVER
Özellikle Ulusal bazda yayın yapan medya organlarına yansıyan haberler ve görüntüler üzerine, üzülmekten öte kahrolmamak elde değil.
Olamazdı, dahası olmamalıydı.
Zira, böylesine insanlık dışı eylemlerin hayatımızda yeri yoktu.
Bilmem ne demek istediğim kestirildi mi?
Kadına şiddetten dem vuruyorum.
Gün geçmeden bir kadının şiddete maruz kalması var ya!
İnsan olmaktan utandığımız olaylardı bunlar.
Üstelik bu tür çirkin eylemler bağlamında Türkiye olarak ilk sıralarda yer almamız, kim ne derse utancımızdan başkası değil.
Düşünebiliyor musunuz?
Dünyada konuşlanan 200’ün üzerinde tam bağımsız ülkeler arasında “kadına şiddet” bağlamında ilk sıralarda olunca, tüm dikkatleri üzerimize çekiyoruz.
Hal böyle olunca ne yazık ki şüpheyle bakılan bir ülke durumuna düştük.
Sonrasında, neden AB’ne alınmadığımız! üzerine yorum üstüne yorumlar yapılıyor.
Bizden çok daha sonra müracaat eden ülkeler birliğe dahil olduğu halde biz neden alınmıyoruz?
Neden aynı ülkeler ipe un seriyorlar?
Aslında nedenler ortada.
Elbette AB kriterleri içinde yerine getiremediğimiz müeyyideler var.
Zaten birliğin ilgili organları bunları dile getiriyor.
Dolayısıyla, AB’ne dahil olamamamız altında yatan temel nokta, insan hak ve hürriyetlerinin yerine getirilmesinde gözlenen eksikliklerimiz.
Açıkça dile getirilmese de kadına şiddet olmak üzere benzer tavırlarımız, birliğe asil üye olmamızı engellemektedir.
Aksini düşünmek olası değil.
Birlik müktesebatında yer alan kriterlerin yerine getirilmesinde bizden daha geride olan ülkeler AB’nin asil üyeleri olması, en temel gösterge.
Bu nedenle yerine getirilmesi kaçınılmaz olan kriterlerden biri insan haklarının teslim edilmesi ve uygulamada gözlenen eksikliğimizdir.
Yine de aynı şekilde devam eder.

Şimdi gözlendiği gibi kadına şiddet olmak üzere birçok alanda insanlık dışı eylemler sürdürülürse, ne denli çırpınsak da birliğe üyeliğimiz kolayına tescil edilmeyecektir.
Her kim olursa olsun bunu böyle bilmelidir.

***

Peki nedendi?
Neden, Yüce Yaratan indinde en değerli varlık olarak gösterilen kadınlarımıza bu tür çirkin eylemler reva görülüyor?
Neden, birileri eşine veya bir başka kadına şiddet uygulamayı kendinde hak görüyor?
Bunun çeşitli nedenleri olsa da en belirgin olanı cahillik.
Kadının, en az erkek kadar eşit haklara sahip olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesi.
Oysa Yaratan indinde olduğu gibi yasalar önünde de kadın-erkek eşittir.
Birinin diğerinden hiçbir üstünlüğü yoktur.
Dolayısıyla her kim olursa olsun, eşine insanlık dışı bir eylemi kendinde hak olarak göremez.
Kadına şiddet uygulanmasında gözlenen bir başka nokta, kıskançlık.
Yanı sıra ihanet.
Ve de geçim sıkıntısı olmak üzere daha birçok unsurların yarattığı psikolojik bozukluk.
Bu tür düşüncelere kapılanlar çareyi eşini katletmekte görünce, ne yazık ki böylesine vahşetler ortaya çıkıyor.

***

Aslında ülkemizde benzer eylemler sıkça gözlenince, bir takım tedbirler alınmıyor değil.
Bunun en belirgin göstergesi, ”kadın sığınma evleri”
Kadın bakıp gördü, eşi sürekli şiddet uyguluyor.
Ne yapsa da önleyemiyor.
Çareyi, sığınma evlerinde görüyor.
Görüyor ama devamlı eşini gözetleyen gözü dönmüş koca, bir fırsatını bulduğunda, ya yine şiddet uyguluyor.
Ya da en kötüsü hayatına kastediyor.

***

Peki, böylesine insanlık dışı eylemler ayıbımız olarak kalacak mı?
Bunun bir çaresi yok mu?
Bu sorunun cevabı eğitim ve bilinçlendirmede saklı.
Siz, bu konuda yeterli eğitim verdiğiniz sürece, belki tümüyle önüne geçemezsiniz ama kadına şiddetin azalmasını ancak bu şekilde sağlayabilirsiniz.
Değilse, insanlık ayıbı olarak her dem karşımıza çıkar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.